Endüstri 4.0'ın Can Damarı

Endüstri 4.0’ın Can Damarı

Endüstri 4.0'ın Can Damarı
Satınalma Zirvesi

Kurumsallık, Endüstri 4.0, kalifiye eleman… Bunlarınhepsi sanayinin gelişiminde birer handikap! Lakin tüm bu konuları detayaçevirerek gelişimini bir adım daha önde tamamlayan Yılmaz Redüktör’ün YönetimKurulu Başkanı Ender Yılmaz ile bir araya geldik. Ender Yılmaz, elemanyetiştirmenin ne kadar önemli olduğunu vurgularken, Endüstri 4.0’ın redüktörklasmanını inceledi.

 

Üretim hayatına 1958yılında başlayan Yılmaz Redüktör, o günden bugüne kadar adından sıkça söz ettirdi.Kaliteli redüktör üretimini yurt içinde olduğu gibi yurt dışı pazarında da bellibir konuma getiren firma; rekabeti teknolojik gelişimi (end.4.0) vekurumsallaşmayı üst sıralara taşıyor.

 

Vinç sektörü için yeni bir ürün geliştirdiniz; ancakgenel anlamda yeni ürün gamınızdan bahsedebilir misiniz?

Vinç sektöründekiürünümüz şu anda belli bir seviyede oturdu. Esas yeni çalışmalarımız var, onlardaha önemli. Endüstri 4.0’ı zaten artık herkes biliyor, 2014 yılındaAlmanya’dan çıkan fikir ile bugünlere gelindi. Zaten alt yapısı hazırdı vekendilerini geliştirdiler ve geliştirmeye devam ediyorlar. Endüstri 4.0’ınarkasında kalamazsınız. Biz mekanik bölümde kaldık. Dolayısıyla şu andaelektronikle ilgili bir yatırım yapıyoruz. Çerkezköy’de 100 bin metrekarecivarında bir fabrikamız ve dolaylı olarak yatırımlarımız mevcut. Dört yıldırelektrik motorunu burada üretiyoruz. Bu bölgede yeni bir yatırım alanı daha aldık.Almanya’da da kendi bölgemiz, mühendislerimiz, montajlarımız var. Dünyanınbirçok yerinde aynı uygulamalarda bulunuyoruz.

 

Siz aslında yerli bir firmasının ve aynı zamandaAr-Ge’ye de çok önem veriyorsunuz… Endüstri 4.0 öncesinde bunun bilinci nasıloturdu?

Başlangıçtan beri enfazla ilgilendiğimiz alan burası; çünkü mühendislik yapıyoruz. Ar-Ge’nizinolması gerekiyor. Yaptığınız ürünü garanti edebilmeniz için hakim olmanızgerekiyor ve bunu sizin kopyalamadan yapmanız önemli bir nokta. Genelde ürünlerbirbirine benzerler, kopya ürünler hiçbir zaman birbirinin aynısı demekdeğildir. Sadece görünürde aynıdır, içeride hiçbir alakası yoktur. Bizimürünümüzü bir başkası kopyaladığında aynı şeyi yaptığı anlamına gelmez; çünkü ürünlerinkarakterleri farklıdır. Her ürünün kendisine özgü ayrı performansı vardır. Sizeözgü bir ürünün olması, sizin tecrübelerinizde hakim olmanız lazım ki gelecekteo ürüne katkı sağlamanız ve geliştirebilmeniz için bu alt yapının sizinelinizde olması şart. Başkasının hazırladığı alt yapı ile siz hiçbir şeyyapamazsınız. Boyasını ve gövdesini sadece gördüklerinizi kopyalarsınız.Aslında daha önce söylediğim gibi gözle göremediğiniz birçok ayrıntıyı atlamışolursunuz.

 

Bu durum yerli üreticiye zarar veriyordur mutlaka,özellik rulman ve kayışta çok fazla karşılaşılıyor. Bunun boyutları redüktörde nedurumda?

Kopyalama ürünleryapan ne yazık ki çok fazla firma var. Rulmanların hepsi görünüş olarak birbirinebenzemek zorundadır, hepsi birbirinin aynısıdır doğrudur. Bugün Uzak Doğuürününü, bir İsveç veya Alman ürünü ile kıyasladığınızda aynı olduğunu söyleyebilirmisiniz? Sadece ikisi de rulman ne fark eder derseniz, daha sonra başınızagelecek sıkıntıları da satın almış olursunuz.

 

Peki, redüktörde durum nasıl?

Redüktörde durumfarklı değil; redüktörler çok teknolojik bir ürün. Ciddi anlamda yatırım gerektiren,üretim tezgahların hassas, yüksek maliyetli, teknik tecrübe bilgi vemühendisliğin çok fazla olduğu bir yatırım alanı burası, bu nedenle çok fazlakopyalama yapamazsınız. Yaptığınızı zannedersiniz ve sonuçlarında sıkıntılaryaşarsınız. Bizim ürünlerimizi kopyalayanlar çok var. Örneğin; bizim bütün kataloğumuzubirebir kopyaladılar. Son bir, iki yılda bu ciddi boyutlara geldiği için kanuniişlem başlattık. Marka olmak, lider olmak böyle bir şeydir. Bu durum gidereksıkıntı yaratıyor. Mesela birçok firma bizim ürünlerle ilgili sıkıntıyaşadıklarını söylediler, ürünü gidip gördüğümüzde bizim ürünlerimiz olmadığınıkopya ürün olduğunu gördük.

 

Redüktör sektörü Endüstri 4.0’dan nasıl etkileniyor?

Redüktör, Endüstri4.0’ın en önemli oyuncularından biri hatta daha radikal bir söylem candamarıdır. Bazı işlerinizi redüktörsüz yapamazsınız. Bizim için orada ciddi birpazar söz konusu. Redüktör bu iş içindeki en önemli oyunculardan bir tanesi. Hidrolik,pnömatik malzemeler, diğer elektronik malzemeler ve yazılım ile birliktehareket ediyor.

 

Almanya bu sürece hakimdi, zaten alt yapısı hazırdı.Ama Türkiye pazarında bunu uygulayabilecek Endüstri 4.0’a geçiş yapacak firmasayısı çok az. Bu nasıl olacak?

Bakınız henüzAlmanya dahi hazır değil, beş yıllık bir program çerçevesinde hareket ediyorlarve henüz yüzde 25 kısmı tamamlamış durumdalar. Beş yıl sonunda 30 milyar avrogelir bekliyorlar. Bu bir süreçtir, geçiştir, bizler de ülke olarak kendimizetahmini geçiş süreçleri koyarak hedeflere varmalıyız. Burada en kritik nokta eğitimlibilgili uzman insan kaynağıdır. İnsan yoksa istediğinizi yapamazsınız. Önceeğitim sisteminde koordineli bir çalışma ile başlanmalı, sürekli konuştuğumuz üniversite-sanayiiş birlikleri ile başarabiliriz. Şirketlerimiz alt yapıları; fiziksel, teknolojik,insan kaynağı, hem de makina parkı olarak müsait değiller. Makinalarınbirbirleriyle haberleşip hareket etmesi farklı bir şey. Bu alana bakış açınıznereden baktığınız ile alakalı. Böyle bir akımın gerisinde durma şansınız yok,mutlaka içinde olmalıyız hatta daha önünde nasıl koşmamız gerektiğinikavramamız gerekiyor. Onlar bir adım attığında bizim on adım atmamamızgerekiyor; geriden geliyoruz. Birinci etapta üniversitelerle görüşülmeli. Üniversitelerimizile şu an kontak haldeyiz, konuyu masaya yatırdık. Neler yapabileceğimizikonuştuk. Bu işi öğrencilere öğretmelerinin çok önemli olduğunu ve bunun için öğretenlerinde bunu End.4.0 iyi kavraması ve bilmesi gerekiyor.

 

Türkiye Endüstri 4.0’a adapte olduğunda Türk sanayisine durumda olacak ve redüktör sanayisi bundan nasıl etkilenecek?

Dünyadaki değişim rüzgarıo kadar hızla değişiyor ki! Endüstri 4.0 akımı bana göre, rekabet sürecinde Almanlarınsanayi hakimiyetlerini Uzak Doğu’ya (Çin) kaptırmama çabasıdır. Çünkü Çin, dünyaüretimini zorlamaya sanayide pazarı yakalamaya başladı bile ve Almanya’dakibirçok firmayı satın alma peşine düştü. Öncelikle üretim tesisleri ile birlikteüretim hafızalarını da satın alacak ve bunu yaptığında Almanları çok zor durumdabırakacakları endişesi ile Almanlar da buna karşı bir direnç gösteriyorlar. Budurumda koruma kanalları devreye giriyor, (sertifikasyonlar, yeni protokolleryeni komponentler) koruyucu bir sistem kurdular ve şunu gördüler; hiçbirisi birişe yaramadı o zaman teknolojik atak başlatarak endüstri 4.0 ortaya atıldı. Aynızamanda buradan da ciddi para kazanmak istiyorlar. Dediğim gibi bildiklerimizdışında sadece bir takım korumalar devreye girecek ve en büyük parayı buradanalacaklar. Bunun için de bizim Endüstri 4.0’da mutlaka olmamız gerek. Bu sanayiakımın içerisinde mutlaka olmalıyız, kayıtsız kalamayız; ama bunu ancak insankaynağı ile başarabiliriz.

 

2017 için hedefleriniz neler?

Karamsar olmamamızgerek. Daha göremediğimiz ve girmediğimiz birçok yatırım alanları var. İnsankaynağı önemli ve buna ek olarak şirketler artık yaşlanmaya başladı. Kuşaklardeğişiyor ve Türkiye’de şirketlerimizin  yüzde99’u aile işletmesi, burada aile şirketlerinde kurumsallaşma adına bir şeyyapılmıyor, sadece günü kurtarmaya çalışıyoruz. Bu kurumsallaşmayı, şirket altyapılarımızı tamamlamazsak Endüstri 4.0 başarma şansımız, yok başarılı olamayız;çünkü firmalar en fazla 4’üncü kuşakta dağılacaktır. Dağılan, küçülen hattakendi iç sorunları ile uğraşacaklarından sonuç alınmayacaktır. Firmalardaistediğiniz kadar teknolojik alt yapı yapıp, insan yatırımı yapın farketmeyecek, kurumsal yapının kurulması tüzel kişiliklere (şirketlere) sahipçıkılması gerekir.

 

Aile şirketlerinin dışarıdan gelen profesyoneldestekle şirketi yürütmesi gerekmez mi?

Mutlaka; ancakuygulama öyle değil… Genellikle, profesyoneller aile bireylerinin uyumununönemi tarafların nerede, nasıl duracaklarını bilmemeleri ve gelecekle ilgilikurumsal alt yapılarının olmaması sıkıntıları beraberinde getiriyor. Kurumsalalt yapıdan kastım şu; aile anayasalarının hazırlanması, aile ile şirketintüzel kişiler olduklarını, organik bağlarının neler olduğunu şirket tüzüğündeanlatmanız gerekiyor. Bunu doğru zaman ve zeminde yerine oturtmak lazım. Ozaman büyümeyi ve gelişimleri sağlarsınız. Yoksa iç mesellerinizde ne tasarımyaparsınız, ne de gelişirsiniz. Birçok şirket bu duruma korkuyla yaklaşıyor.Büyük şirketlerde maalesef bunlar yaşandı. Sabancı’da, Ulusoy’da dağılmalaroldu. Yılmaz ailesi henüz ikinci kuşakta, üçüncü kuşak yakın bir zamaniçerisinde yönetimde söz sahibi olacak, çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Ailemeclisimiz var. Her hafta mutlak surette toplanarak bilgi aktarımı ve iletişimsağlayarak birbirimizi daha iyi anlıyoruz, aile anayasamız var ve kendimizyazdık. Çok kısa bir süre sonra tüzüğümüze eklemeyi düşünüyoruz. Aileşirketlerinde temel sıkıntı ve olay; gücü elde etme meselesi ve onutörpüleyebilmek. Kim, neyi uygulamış diye araştırma yapıyoruz. Ülkemizde birçokşirketin önce kurumsal alt yapılarını düzenlemesi gerekiyor. Bu dönem ilk defa YönetimKurulu Başkanı oldum. Altı yıl bu görevi yürüteceğim sonrasında yöneticiliği bıraktığımda,ileriki dönemde şirketin farklı yerlerinde görev alacağım. Yerimi yeni nesledevretmezsem bu şirket gelişemez. Yönetim Kurulu Başkanlığı’na geldiğimde ailedenbir Genel Müdür istemediğimi belirttim, şirket içinden gelmesini talep ettim. Şirketiçinde atamalar yaptık ve bu karardan oldukça memnunum. Önceden Yönetim Kurulu hepailedendi. Şu an şirket içinde çalışanlar daha motive durumda ve elleri taşınaltında görevlerini ve ne yapmaları gerektiğini daha iyi biliyorlar. Şirketiçerisinde çalışanlar daha verimli çalışırsa bir üst kademeyesıçrayabileceğinin bilincinde ve bu kariyeri için bir ilerleme olacak.İnsanların beklentisi olması çok normaldir. Kurumsallaşmanın ardındanteknolojik yatırımlar ona göre yapılmalıdır. Ailenin yapısına göre eğitim, yatırımiçin ilgi alanlarına göre yapılabilir. Bu çok kavramlı bir konu, bunun için bizher hafta aile ile toplanıp tartışma yapıyoruz.

 

Mezun olan gençlerde yetersiz eğitim ve iş gücü içintembel bir jenerasyon hakim. Bu dengeyi nasıl devam ettireceksiniz?

Burada önemli olaninsanlara güvenip onlara sorumluluk verebilmektir. Önceden farklı bakıyordum; ancakbakış açım değişti. Ne kadar fazla sorumluluk verir ve yetkilerini aktarırsak,bildiklerimizi ne kadar öğretirsek onlar da kendilerini ve mesleğini geliştirmekiçin uğraşacaklardır. Bu çalışanlara şirket olarak kendilerini geliştirecek birfırsat vermek gerekir. Genelde şirketlerimiz eleman alırken tecrübeli elemanpeşinde, böyle aradıkça yeni mezun istekli çocuklar nasıl iş öğrenecekler, nasıltecrübe sahibi olacaklar! İkincisi de şirket içerisinde insanlara eğitimvermiyoruz. Şirketlerin belli bir süre oryantasyon vermesi gerekiyor. Bundansonra işe başlamalı ki verim alabilelim. Kendilerini geliştirecek ortamlarıolmuş olur. Ancak kişiler o departmanda biri gelmeyince veya izine gittiğindekendilerini gösterebiliyorlar. Avrupalı rakip bir redüktör üreticisi firma ilesohbetimizde, yeni işe aldıkları elemanlara birkaç ay eğitim verdiklerini ve sonrasındada sınava tabi tuttuklarını öğrendik. Bizde de sistem bu şekilde olabilir mi diyetartışıyoruz. İhtiyacımız olan çok model var. Şirket gelişimi içerisindekikonulardan bir tanesi sadece bu ve bu konuları hepimiz biliyoruz; amaçözmüyoruz. Bunu çözebilecek yetenekli insanlara sahip olmamız gerekiyor. 

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2016, 06:40
YORUM EKLE

ST Endüstri Radyo

ST Endüstri Radyo

Dergiler
Partnerler