Bakım 4.0

Sensör Verilerinin Bakım Stratejilerine Etkisi

Sa-Mo-Par Üretim ve Bakım Müdürü Erdem Andıç, bakımın önleyici, kestirimci ve veriye dayalı karar mekanizmalarıyla üretim sürekliliğini yöneten stratejik bir fonksiyona evrimini Bakım 4.0 çerçevesinde değerlendirdi.

Geleneksel bakım anlayışının sınırlarını aşan yeni nesil bakım yaklaşımları; sensör verileri, kestirimci analizler ve dijital sistem entegrasyonlarıyla üretim tesislerinde köklü bir dönüşüm yaratıyor. Sa-Mo-Par Üretim ve Bakım Müdürü Erdem Andıç, Bakım 4.0 perspektifinden bu dönüşümün sahadaki karşılığını, bakım–üretim entegrasyonunu ve verinin karar süreçlerindeki rolünü teknik boyutlarıyla aktardı.

Geleneksel bakım anlayışından Bakım 4.0 yaklaşımına geçişte, üretim tesislerinde en köklü zihniyet değişimi sizce hangi noktada yaşanıyor?

Gördüğüm en köklü değişim, bakımın artık sadece arıza olduğunda hatırlanan bir fonksiyon olmaktan çıkmasıdır. Genel bir zihniyet olarak, eskiden bakım daha çok “bozuldu, müdahale ettik” şeklinde ilerlerdi. Bugün ise bu durum, makinenin ne zaman ve hangi nedenden dolayı sorun çıkarabileceğini önceden görebilmek mantığıyla ilerlemektedir. Özellikle, otomotiv sektörünün hızlı ve kaliteli üretim beklentileri bu dönüşümü zorunlu hale getirmektedir. Özetle, bakım artık üretimin gerisinde koşan bir olgu değil, üretimi önden görüp analiz eden bir yapı haline gelmiştir.

Önleyici bakım ve kestirimci bakım yaklaşımlarını sahada nasıl konumlandırıyorsunuz? Hangi ekipmanlarda hangi yöntem daha etkili oluyor?

Açıkçası, sahada bu iki yaklaşımı birbirinden ayırmıyoruz, birlikte yürütüyoruz. Önleyici bakımı işin omurgası olarak görmekteyiz. Örnek vermek gerekirse; yapmakta olduğumuz kauçuklu burç üretiminde presler, kalıplar, hidrolik ve pnömatik sistemler düzenli ve disiplinli bakım ister. Kestirimci bakım ise daha çok sürekli çalışan motorlar, redüktörler ve rulmanlı sistemlerde kendini göstermektedir. Motorların salınım analizleri, rulman aşınmaları, sistemler içerisinde kullanılan hidrolik yağ analizlerin sonucu bizlere zamanında ve gerekli müdahaleler için yön göstermektedir. Özetle, önleyici bakım düzeni sağlar, kestirimci bakım ise bizi doğru zamanda doğru müdahaleye yönlendirir diyebiliriz.

Arıza verilerinin sınıflandırılması ve kök neden analizinde hangi metodolojiler daha belirleyici oluyor?

Buradaki en kritik nokta, arızayı doğru şekliyle tarif edebilmek olacaktır. “Makine durdu” ifadesi tek başına anlamlı bir bilgi/ifade olmamaktadır. Makine neden durdu, hangi koşullarda durdu, bu duruşun tekrar etme ihtimali var mı? Bütün bunların netleşmesi önem arz etmektedir. Sahada genellikle 5 Neden analizleri ve balık kılçığı analiz yöntemlerini kullanıyoruz. Tekrarlayan ve üretimi etkileyen arızalarda hızlı çözüm için kullanılan 5 neden analizlerinin yanı sıra ekip çalışması dahilinde tüm ilgili süreç sahiplerini dahil ederek yapmış olduğumuz kök neden analizini derinleştirmekteyiz. Çünkü otomotivde geçici olarak yapılan çözümler kısa sürede yeniden karşımıza çıkmaktadır.

Sensör teknolojileri ve veri toplama altyapıları bakım kararlarını nasıl dönüştürüyor? Sahadan gelen verinin anlamlı bilgiye dönüşmesi hangi aşamalardan geçiyor?

Sensörler bakım açısından önemli bir avantaj sağlıyor ancak tek başına yeterli değil. Ölçülen verinin ne anlama geldiğini bilmek gerekiyor. Sensör teknolojileri güvenliği ve/veya kontrolü sağlamak adına yardımcı destek sunmakla beraber; titreşim, sıcaklık ya da akım değerleri; geçmiş verilerle, ekipman davranışıyla ve saha gözlemleriyle birlikte değerlendirildiğinde ancak anlam kazanacaktır. Yani bakım kararı, sadece ekrana bakarak değil; veri desteği ile birlikte tecrübenin de birleştiği noktada alınıyor.

Asset Lifecycle Management (Varlık Yaşam Döngüsü Yönetimi) bakım stratejilerinde nasıl bir yol haritası sunuyor?

Bu yaklaşım, bizlere ekipmana/ekipmanlara kısa vadeli bakmamayı öğreten bir sistemdir. Bir makinanın ve/veya ekipmanın kurulum süreci dahilinde devreye alındığı günden itibaren hangi şartlarda çalıştığı ve/veya nasıl kullanıldığı bu sistemde büyük önem arz etmektedir. Bu bakış açısı sayesinde bakım sadece bugünü değil, ekipmanın geleceğini de planlayan bir fonksiyon haline gelmektedir. Bu durumun bir sonucu olarak yine yatırım ve revizyon kararlarında da bizlere ciddi bir rehber olmaktadır.

CMMS, EAM ve MES entegrasyonları gibi dijital bakım sistemlerinin sahadaki teknisyen davranışlarını nasıl etkilediğini gözlemliyorsunuz?

Doğru kurulduğunda ve/veya yönetildiğinde, bu sistemler sahadaki belirsizliği azaltacaktır. Teknisyenin neyi, ne zaman ve hangi öncelikte yapacağı net olarak görüldüğü için süreç içindeki işleyişi de kolaylaştırmaktadır. Ancak sistemin sahaya rağmen değil, sahayla birlikte kurulması çok önemli. Bu terim çok önemli. Sahada bulunan, örnek olarak ekipman, veriler, süreçler gibi benzeri unsurların sadece bulunması yeterli değildir; sahayla entegre bir şekilde çalışan bir sistem, kişi, yaklaşım veya kurulumun olması gerekmektedir. Teknisyen sürecin parçası olduğunda hem veri kalitesi artıyor hem de sahiplenme durumu oluşmaktadır. Aksi halde sistem kaçınılmaz şekilde sadece zorunlu bir kayıt alanına dönüşecektir.

Bugün bakım fonksiyonu, üretim sürekliliği ve operasyonel mükemmellik açısından nasıl bir stratejik rol üstleniyor?

Bugünkü anlamıyla bakım fonksiyonu, üretim sürekliliğinin temel unsurlarından biri olarak rol üstlenmektedir diyebiliriz. Birçok sektörde olduğu gibi otomotivde de kalite, teslimat ve maliyet birbirine çok bağlı, yeni bir tanımlama getirmek gerekirse “entegrasyonel” süreçlerdir. Bakım bu entegrasyonel sürecin içinde hatta temelinde yer alıyor. Bu nedenle bakım artık sadece teknik bir fonksiyon değil; üretim hedeflerini destekleyen stratejik bir rol üstleniyor.