Bakım fonksiyonu; reaktif müdahaleden, planlı ve kestirimci yaklaşımlara; oradan da veri, uzmanlık ve değer odaklı akıllı bakım modellerine doğru çok katmanlı bir dönüşüm geçiriyor. Polisan Kansai Boya Üretim ve Bakım Müdürü A. Aytuğ Kadıoğlu, bakım yaklaşımlarını klasik, neo-klasik, modern ve post-modern yönetim modelleriyle ilişkilendirerek; sensör teknolojileri, bakım performans göstergeleri, organizasyon yapıları ve karar mekanizmaları ekseninde bakımın üretim sistemleri içindeki stratejik konumunu teknik bir perspektifle değerlendirdi.
BAKIM NEREDE DEĞER YARATIR? KLASİKTEN AKILLI BAKIMA
Fabrikalarda verimlilik arayışının yeni bir kavram olmadığını ifade eden Kadıoğlu, “Frederick W. Taylor, 1910’lu yıllarda bilimsel yönetim yaklaşımıyla üretim süreçlerini ölçmeye ve standartlaştırmaya çalıştığında, bakım henüz ayrı bir yönetim alanı olarak ele alınmıyordu. Ancak makinelerin durduğu her anın bir verimlilik kaybı yarattığı gerçeği o günden bugüne hiç değişmedi.” dedi. Bugün “akıllı bakım” olarak adlandırılan yaklaşımın, bu uzun verimlilik arayışının teknolojik olduğu kadar yönetsel bir evrimi olduğunu vurgulayan Kadıoğlu, “Bakımın gelişimi çoğu zaman teknoloji merkezli anlatılır; oysa sahadaki deneyimler bize bakım yaklaşımlarının asıl olarak yönetim anlayışlarıyla şekillendiğini göstermektedir. Bu nedenle bakımın dönüşümünü anlamak için sensörlerden önce bakış açılarını, yazılımlardan önce organizasyon yapılarını incelemek gerekir.” şeklinde konuştu.

KLASİK BAKIM: REAKTİF MÜDAHALE VE EMİR–KOMUTA MANTIĞI
Klasik bakım anlayışının klasik yönetim yaklaşımının doğal bir uzantısı olduğunu belirten Kadıoğlu, “Makine bozulur, bakım ekibi müdahale eder ve üretim yeniden başlar. Bu dönemde bakım tamamen reaktif bir karakter taşır; müdahale, arıza gerçekleştikten sonra başlar. Karar alma merkeziyetçidir ve bakım personeli çoğu zaman kendisine söyleneni yapan bir uygulayıcı konumundadır.” ifadelerini kullandı.
“Bakım faaliyetleri planlı değildir ve arızalar işin doğası olarak kabul edilir.” diyen Kadıoğlu, “Başarı ölçütü, arızaya ne kadar hızlı müdahale edildiğidir. Arızanın neden oluştuğu, tekrar edip etmeyeceği ya da sistematik bir zayıflığa işaret edip etmediği genellikle ikinci planda kalır. Bu yaklaşımda bakım, üretime değer katan bir faaliyet değil, üretimin aksamasını geçici olarak gideren bir zorunluluk olarak görülür.” dedi.

NEO-KLASİK BAKIM: İNSAN FAKTÖRÜNÜN DEVREYE GİRMESİ
Neo-klasik yönetim anlayışıyla birlikte insan faktörünün üretim performansındaki rolü daha görünür hale gelmiştir. Bu dönemde planlı ve periyodik bakım uygulamalarının yaygınlaştığını, operatör–bakımcı etkileşiminin önem kazanmaya başladığını vurgulayan Kadıoğlu şöyle konuştu:
“Sahada çalışan insanların gözlemleri, deneyimleri ve geri bildirimleri bakım planlarının bir parçası hâline gelmiştir.
Buna rağmen bakım, birçok işletmede hala destek fonksiyonu olarak konumlandırılmaktadır. Michael Porter’ın değer zinciri modeli ise destek faaliyetlerinin de doğrudan rekabet avantajı yaratabileceğini ortaya koyar. Bakım; üretim sürekliliğini sağlayarak, kaliteyi koruyarak ve teslimat performansını güvence altına alarak değer zincirinin tamamına etki eder. Ancak bu katkı, çoğu zaman fark edilmez ya da ölçülmez.”
MODERN BAKIM: SİSTEM, SÜREÇ VE PROAKTİF YAKLAŞIM
Modern yönetim anlayışıyla birlikte bakım faaliyetlerinin daha sistematik bir yapıya kavuştuğunu söyleyen Kadıoğlu, “TPM, RCM, kestirimci bakım uygulamaları, CMMS sistemleri ve performans göstergeleri bakımın gündelik dili haline gelmiş; meşhur bakım parametrelerinden MTTR ve yakın akrabası MTBF, bakım ekiplerinin dostu olmuştur. Bakım artık bireysel ustalıklardan ziyade tanımlı süreçler ve standartlar üzerinden yürütülmektedir.” dedi.
Bu aşamada bakımın reaktif yapıdan proaktif bir karaktere evrilmeye başladığını aktaran Kadıoğlu, “Amaç arızayı olduktan sonra gidermek değil, arıza oluşmadan önce önlemektir. Ancak sahada sıkça görülen bir durum vardır: veri artmış, raporlar çoğalmış, fakat bu verilerin karar alma süreçlerine yansıması sınırlı kalmıştır. Prosedürler bakımın disiplin kazanmasını sağlarken, bazı durumlarda esnekliği ve hızını da azaltabilmektedir.” diye konuştu.

AKILLI BAKIM: PROAKTİFTEN DEĞER ODAKLILIĞA
Akıllı bakımın, modern bakımın yalnızca daha fazla sensör ve yazılımla donatılmış hali olmadığının altını çizen Kadıoğlu, “Sensörler, veri toplama sistemleri ve analiz araçları bu yaklaşımın araçlarıdır; asıl mesele bu araçlarla ne yapıldığıdır. Hangi verinin gerçekten anlamlı olduğu, hangi uyarının aksiyon gerektirdiği ve bu aksiyonun kim tarafından alınacağı belirleyici hale gelir.” dedi.
“Akıllı bakım, proaktif olmanın da ötesine geçer.” diyen Kadıoğlu, “Her arızayı önlemeye çalışmak yerine, hangi müdahalenin gerçekten değer yarattığını ayırt edebilen bir yaklaşımı temsil eder. Bu noktada bakım, üretimin arkasından koşan bir fonksiyon olmaktan çıkar; üretim, kalite ve yatırım kararlarını etkileyen bir aktör hâline gelir. Bakımın sesi, sadece arıza anlarında değil, karar anlarında da duyulmaya başlar. Bakım ekip liderlerinin, şirketin stratejik kararlarının alındığı platformlarda daha fazla yer almaya başladığı görülür.” şeklinde konuştu.
İNSAN VE KÜLTÜR: AKILLI BAKIMIN BELİRLEYİCİ BOYUTU
Akıllı bakımın başarısının yalnızca teknolojiye değil, nitelikli insan kaynağına dayandığını kaydeden Kadıoğlu, “Edgar Schein’in organizasyon kültürü yaklaşımında vurguladığı gibi, öğrenmeyi ve sorgulamayı desteklemeyen yapılarda teknik sistemler beklenen faydayı sağlayamaz. Bakım ekiplerinin yalnızca verilen işi yapan değil, neden yaptığını sorgulayan ve sonuçlarını takip eden bireyler olarak konumlandırılması gerekir.
Bakım kültürü; disiplin, öğrenme ve bilgi paylaşımı üzerine kurulmadığında, akıllı bakım uygulamaları yüzeysel kalır. Bu durumda en gelişmiş sistemler bile işletmeye gerçek bir katkı sunamaz. Sahada kabul görmeyen, sahiplenilmeyen çözümler kısa sürede işlevsiz hale gelmeye mahkumdur.” dedi.

YÖNETİM YAKLAŞIMLARI İLE BAKIM ANLAYIŞLARININ KARŞILAŞTIRILMASI
|
Yönetim Anlayışı |
Bakım Yaklaşımı |
Odak Noktası |
Karar Mekanizması |
Bakımın Rolü |
|
Klasik Yönetim |
Klasik Bakım |
Arıza sonrası müdahale |
Merkezi, üstten |
Tamirci |
|
Neo-Klasik Yönetim |
Neo-Klasik Bakım |
Planlı duruş |
Deneyim temelli |
Destek |
|
Modern Yönetim |
Modern Bakım |
Verimlilik, KPI |
Prosedür odaklı |
Süreç yöneticisi |
|
Post-Modern Yönetim |
Akıllı Bakım |
Değer yaratma |
Veri + uzmanlık |
Stratejik ortak |
“Reaktif bakım arızaya tepki verir, proaktif bakım arızayı önlemeye çalışır; akıllı bakım ise hangi önlemin gerçekten değer yarattığını ayırt edebilen bir yaklaşımı temsil eder.” şeklinde konuşan Kadıoğlu, “Bu bakış açısı, bakım departmanlarının teknik yetkinliğinden çok, işletmelerin yönetsel çerçevesini ve insan kaynağına bakışını test eder. Çünkü bakım, ne kadar gelişmiş teknoloji kullanılırsa kullanılsın, nihayetinde insan eliyle değer üretir.” diyerek, bakımın gerçekten akıllı hale gelmesinin teknolojiden önce yaklaşımın dönüşmesini gerektirdiğini vurguladı.




