Bakım dünyasının teknik yetkinlik haritasının artık çok boyutlu bir yapıya evrildiğini söylüyor ARÇELİK Global Bakım Müdürü İlyas Engin Altuntop. “Yeni haritada; veri okuryazarlığı, endüstriyel haberleşme protokolleri, bulut mimarileri ve enerji yönetimi, en az geleneksel mekanik ve elektrik bilgisi kadar ağırlıklı ve kritik bir yer kaplıyor.” diyerek de sürdürüyor sözlerini. Bakım 4.0 adı altında sunulan her parıltılı teknolojinin maalesef sahada aynı hızda ve aynı oranda katma değere dönüşmediğini belirten Altuntop, sahada bizzat tecrübe ettikleri en somut ve gerçek değer üreten teknolojinin kesinlikle akıllı sensörlerle destekli kestirimci bakım uygulamaları olduğunu söylüyor. “Teknolojiyi satın alabilirsiniz ama onu yaşatacak olan insandır.” diyen Altuntop, modern bakım organizasyonlarının teknik yetkinlik haritasının nasıl değiştiğini şöyle yorumluyor:

"TEKNİK YETKİNLİK HARİTAMIZ ÇOK BOYUTLU BİR YAPIYA EVRİLDİ"

I M G 9149-1

"Çok net ifade etmek gerekir ki; eski geleneksel "mekanikçi" ve "elektrikçi" ayrımı artık endüstride tamamen tarih oluyor. Hatta yakın döneme kadar modern sayılan "Mekatronik" kavramı bile bugün yetersiz kalmaya başladı; bu yeni dönemde veriyi ham haliyle bırakanlar değil, veri analitiği yapabilen ve yapay zekayı bir araç olarak kullanabilen teknik profesyoneller hızla öne çıkıyor.

Bugün bir bakımcının yetkinlik haritasında sadece rulman çakmayı veya klasik PLC programlamayı bilmek sürdürülebilir bir başarı getirmiyor. Modern bir bakım uzmanından beklenen; bir motorun çektiği anlık akım ve titreşim verisini buluttan çekebilmesi, bunu yapay zekâ destekli enerji verimliliği yazılımlarıyla analiz edebilmesi ve kestirimci bakım algoritmasının ürettiği erken uyarı sinyaline göre proaktif aksiyon alabilmesidir.

Dolayısıyla teknik yetkinlik haritamız artık çok boyutlu bir yapıya evrildi. Yeni haritada; veri okuryazarlığı, endüstriyel haberleşme protokolleri, bulut mimarileri ve enerji yönetimi, en az geleneksel mekanik ve elektrik bilgisi kadar ağırlıklı ve kritik bir yer kaplıyor. Teknolojiyi sahaya entegre edebilen organizasyonlar geleceğin bakım dünyasında söz sahibi olacak."

"TEKNOLOJİLERDEN VERİM ALABİLMEK İÇİN YETKİNLİK AÇIĞI KAPATILMALI"

Arcelik1

Bakım 4.0 ile birlikte veri analitiği, yapay zekâ, kestirimci bakım ve dijital ikiz kavramları daha fazla konuşuluyor. Bu dönüşümün sahadaki en somut etkisinin nerede görülmeye başlandığına değinen Altuntop, hangi teknolojilerin sahada gerçek değer ürettiğine ilişkin de şunları söylüyor:

"Bakım 4.0 adı altında sunulan her parıltılı teknoloji maalesef sahada aynı hızda ve aynı oranda katma değere dönüşmüyor. Sahada bizim bizzat tecrübe ettiğimiz, en somut ve gerçek değer üreten teknoloji kesinlikle akıllı sensörlerle destekli kestirimci bakım uygulamaları oldu. Özellikle fabrikadaki kritik motorlar, ana kompresör sistemleri ve robotik hatlarda titreşim, akım ve sıcaklığın anlık analizi sayesinde, henüz başlamadan yüzlerce büyük arızanın ve plansız duruşun önüne geçebilme imkanına sahibiz. Bu teknoloji, yatırımın geri dönüşünü parasal olarak işletmeye çok hızlı bir şekilde geri veriyor. Dolayısıyla kestirimci bakım rüştünü sahada çoktan ispatladı.

Öte yandan, endüstride çok popüler olan dijital ikiz kavramı, büyük ölçekli ve sürekli akışın olduğu çok kritik proses tesisleri (rafineriler, enerji santralleri vb.) dışında, bizim gibi dinamik standart seri üretim tesislerinde henüz “beklenti” ve yüksek yatırım maliyeti aşamasını tam olarak geçebilmiş değil.

Bunun temel sebebi sadece teknolojik altyapı da değil; asıl mesele insan ve yetkinlik boyutu. Tam anlamıyla yaşayan, anlık güncellenen bir dijital ikiz mimarisi yaratmak ve bunu sürdürülebilir kılmak sahada hala çok büyük bir iş gücü gerektiriyor. En önemlisi, sahada bu sistemleri besleyecek ve yönetecek dijital ikiz yetkinliğine sahip personel havuzu henüz tam olarak oluşmadı. Teknolojiyi satın alabilirsiniz ama onu yaşatacak olan insandır. İşte bu yüzden, bu tarz ileri teknolojilerden gerçek verimlilik alabilmek için öncelikle ekibin dijital kaslarını güçlendirmek ve bu yetkinlik açığını kapatmak zorundayız."

"YAPAY ZEKAYLA GELECEĞİ TASARLAYAN MİMARLARA DÖNÜŞECEĞİZ"

Arcelik3

Yapay zekânın bakım ekiplerine etkisi ve önümüzdeki dönemde yapay zekâ; arıza analizi, kök neden araştırmaları ve bakım planlamasında bakım mühendisinin rolü hakkında değerlendirmelerini paylaşan Altuntop, "Yapay zekânın gelişiyle birlikte bakım mühendisliği, tabiri caizse somut dokunuştan soyut dokunuşa geçecek. Mühendisin sahadaki bedensel rolü ve kas gücü gerektiren operasyonları azalırken, zihinsel rolü ve stratejik ağırlığı katlanarak artacak. Bu yüzden yapay zekayı mesleğimiz için bir tehdit değil, bakım mühendisinin sahadaki en büyük yardımcısı olarak görüyorum.

Bugün bir arıza olduğunda mühendis saatlerce geçmiş raporları taramak, EXCEL dosyalarında kaybolmak veya verileri temizlemekle vakit kaybediyor. Yapay zekâ ise geçmiş arıza verilerini, bakım geçmişlerini ve anlık sensör verilerini saniyeler içinde tarayıp mühendisin önüne şu netlikte bir rapor koyabilecek: "Bu arızanın %85 ihtimalle kök nedeni X valfindeki anlık basınç düşüşüdür ve bu kronik sorun daha önce 2022 yılında şu aksiyonla çözülmüştür."

Benzer şekilde bakım planlamasında da yapay zekâ; global tedarik zincirindeki parça gecikmelerini, mevsimsel hava durumunu, fabrikanın güncel üretim planını ve hatta o gün vardiyada olacak iş gücünün teknik yetkinliklerini tek bir potada eritecek. Tüm bu değişkenleri optimize ederek, işletme için en doğru ve en az kayba yol açacak duruş zamanlamasını yapay zekâ planlayacak.

Böylece bakım mühendisi, "veri toplama ve veri temizleme" gibi operasyonel hamallıklardan tamamen kurtulacak. Kazandığı bu değerli zamanı ise tamamen stratejik karar alma, kronik sorunları kökten çözme ve sistem geliştirme, yani Kaizen odaklı mühendislik rollerine harcayacak. Yapay zekâ bizi fabrikada yangın söndüren itfaiyeciler olmaktan çıkarıp, geleceği tasarlayan mimarlara dönüştürecek." diyor.

EDİNİLMESİ GEREKEN 3 KRİTİK YETKİNLİK

Arcelik4

Geleceğin bakım mühendisine ilişkin öngörülerini paylaşan Altuntop, teknik personellerin hangi yetkinlikleri geliştirmesi gerektiğine ilişkin de şunları söylüyor:

"Geleceğin bakım mühendisi, dijital araçları en etkin şekilde kullanarak saha ekiplerini bu teknolojik dönüşüme entegre eden gerçek bir köprü olacak. Yeni nesil mühendisleri sadece arızayı gideren bir "tamirci mühendis" olarak tanımlamak büyük bir yanılgı olur; onlar artık birer "Veri Bilimci Tasarımcı" ve aynı zamanda birer "Finansçı" olmak zorundalar.

Çünkü günümüz endüstrisinde rekabet ve sürdürülebilirlik parametreleri değişti. Bir bakımcının sahada yaptığı en ufak bir iyileştirmenin, komponent bazlı bir revizyonun ya da devreye aldığı akıllı bir sistemin; fabrikanın enerji tüketimine, karbon ayak izine ve günün sonunda şirket bilançosuna olan finansal etkisini net bir şekilde hesaplayabilmesi gerekiyor.

Bu doğrultuda, teknik personelin kendi üzerine eklemesi ve geliştirmesi gereken kritik yetkinlikleri üç ana başlıkta topluyorum:

· Veri Analitiği: Sahadaki binlerce sensörden akan ham veriyi anlamlı birer aksiyona dönüştürebilmek için ileri düzey analiz araçlarını aktif bir şekilde kullanabilmek artık bir lüks değil, temel bir gereksinim.

· Sistem Düşüncesi: Mühendisin sadece önüne gelen arızalı parçaya veya lokal bir makineye odaklanmayı bırakıp; tüm fabrikanın birbiriyle konuşan, veri alışverişi yapan bütünsel ekosistemini ve bu ekosistemin birbiriyle olan bağlarını görebilmesi gerekiyor.

Yönetici Masasından Sahanın Gerçeklerine
Yönetici Masasından Sahanın Gerçeklerine
İçeriği Görüntüle

· Esneklik ve Çeviklik: Teknoloji çok hızlı tüketiliyor ve güncelleniyor. Sahadaki bakım profesyonellerinin sürekli yenilenen yazılımlara, yapay zekâ algoritmalarına ve yeni nesil akıllı otomasyon sistemlerine hızla uyum sağlayabilecek bir zihinsel esnekliğe sahip olması şart."

"BAKIM DEPARTMANLARI GELECEKTE DESTEK BİRİMİ OLMAYACAK"

Arcelik2

Son olarak yüzünü geleceğe çeviren Altuntop, bakım departmanlarında şöyle bir gelecek vizyonu görüyor:

"Gelecekte bakım departmanları, fabrikaların arka planında kalan, yalnızca bir arıza çıktığında kapısı çalınan klasik bir "destek birimi" olmayacak. Tam aksine, işletmelerin en stratejik yönetim üssü, yani fabrikanın "Sürdürülebilirlik, Enerji ve Dijital Operasyon Merkezi" haline gelecek. Geleceğin bakım departmanını tek bir cümleyle özetlemem gerekirse, o departman artık "yorulmayan ve sürekli yorumlayan" bir yapıya kavuşacak.

Karşımızda; otonom sistemlerin kendi kendini kalibre ettiği, yapay zekânın kritik bir aşınmayı fark edip yedek parça siparişini doğrudan tedarikçiye otomatik olarak geçtiği, karbon emisyonunu minimize etmek için tesisin enerji tüketimini anlık olarak optimize eden proaktif bir yönetim üssü olacak. Haliyle başarı kriterlerimiz de kökten değişiyor. Artık "arıza oranı" tek başına bir başarı göstergesi sayılmayacak; geleceğin dünyasında bakım departmanının ana performans göstergesi, sistemin ürettiği katma değer, sürdürülebilirlik çarpanı ve sağladığı net enerji tasarrufu olacak."