Üretim yönetiminin diğer faaliyetler ile entegre edilmesinin sinerji sağlaması bu eğilimin temel nedeni olarak
görülüyor. Bir örnekle devam edersek seviye sensörleri verileri bir yandan DCS’e verirken diğer yandan ERP yazılıma aktardıkları takdirde hem kontrol işlevi sağlıklı yürüyecek, hem de eldeki hammadde miktarları doğru bilinerek optimum satın alım yapılacaktır.
Bir başka örnekle konunun çok boyutlu olduğuna işaret edebiliriz: Shell firması rafinerilerinin üretim planlarını birbirlerinden ayrık şekilde değil, entegre olarak yapmakta, pazar talebini ve tesisin pazara yakınlığını dikkate alarak kimi tesisini o dönem için örneğin %70, kimini de %90 oranında çalıştırmaktadır. Böylelikle aşırı envanterden kurtulmaktadır. Bu tarz çalışabilmek için bitmiş ürün envanterleri bilgisi, siloların boş kapasite durumları, ekipmanların bakım planları, tanker filosunun durumu gibi verilere gerek vardır. Aslında eşzamanlı olarak dikkate alınması gereken faktör sayısı o kadar fazladır ki hassas bir değerlendirme doğru yazılımlar olmadan yapılamamaktadır. Shell bu geniş yelpazeyi adına “İleri Planlama ve Çizelgeleme” denilen yazılımı merkeze oturttuğu bir yapı ile hayata geçirmektedir. Merkezin etrafında çok sayıda tamamlayıcı
yazılım da, örneğin; “talep algılama”, “çoklu envanter yönetimi” vb. bulunmaktadır.
** *
Shell’in yaklaşımı literatürde tedarik zinciri olarak adlandırılan modele tam olarak uymaktadır. Bu model hammadde alımından üretime, envanter kontrolünden dağıtım kanalı çizelgelemeye kadar her aşamayı kapsadığından bütünsel bakış açısı getirmektedir. Bu yaklaşımı benimseyen firmalar paydaşlarına daha fazla değer eklemekte, sistem kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmakta ve müşteri hizmetlerini iyileştirmektedir. Bunun ön koşulu da DCS ve onun çevre ünitelerinin önce ERP, sonra da tedarik zinciri yönetim yazılımları ile entegrasyonudur. Proses otomasyonu yalnızca kontrol işlevlerinde yetkinleşmek değil, diğer teknolojilerle bütünleşerek sinerji yaratmaktır da!