Çok uzak diye düşünülen sürdürülebilirlik ve inşaat, döngüsellik ve inşaat konuları yarından çok daha yakın ben şimdiden söyleyeyim. Bunu anlayacak, uygulayacak ve sosyal bilincin oluşmasına katkı sağlayacak kişi sayısı iki elin parmağından az.

Yaklaşık 10 yıldır onca işim gücüm arasında ve bir o kadar da keyif alarak yazılarımı yazıyorum her geçen ay da okuyucu sayısının artması beni motive ediyor, ilgi gösteren okuyan herkese tek tek teşekkürlerimi sunarım. Bu ay ki yazıma böyle bir giriş yapmak istememin sebebi dünya ve ülke gündemdeki konuların ne kadarda inşaat sektörü ve yalıtım ile yakından alakalı olduğunun küçük bir analizini yapmak. Genellikle tüm yazılarımda yalıtımı tasarruf, enerji tasarrufu, karbon salımı ve küresel ısınma konularına bağlıyorum.

Şöyle hızlıca kronolojik olarak yazdığım yazıların konularından bahsedecek olursam, ilk zamanlar yalıtım uygulamalarının ne kadar önemli olduğunu anlatmak için yalıtımsız binanın aslında öncelikle hane ekonomisine zarar verdiğini konularına değindim. Son tüketici konunun farkına varsın, yalıtımsız binada yaşıyorlar ise yapılacak yalıtım uygulamalarının doğalgaz ve elektrik faturalarını düşüreceğini, yapılan masrafın gelecekte kazanca dönüşeceği bilincini oluşturup, aslında “yalıtımın yatırım” olduğu düşüncesini aktarmaya çalıştım. Sonrasında ise, yapılacak doğru yalıtım uygulamaları ile beraber enerjide dışa bağımlı olan ülkemizin ekonomisine destek sağlayacağını, milyar dolarların ülkemizde kalacağını cari açığımızın en büyük sebebinin enerji ithalatı olduğu konularına değindim. Pandemi ile birlikte yazılarıma doğru inşaat malzemelerinin doğru detaylarda kullanılmasının iç ortama hava kalitesine etkilerinden bahsettim. Hayatımızın yüzde 90’dan fazlasını kapalı mekânlarda geçiriyoruz. Hele ki pandemi döneminde sürekli evlerimizde yaşadık iç mekânlarda kullanılan yapı ve yalıtım malzemelerinin tercihinde insan sağlığına dost olanların öncelik verilmesi konularına değinmek benim için çok önemliydi. Son dönemde ise tabi ki karbon salımının yalıtım ile düşürülmesi, sıfır enerjili binalar ile küresel ısınmanın yavaşlatılması ve neticesi sürdürülebilirlik konusu ile “yalıtım kişisel bir sosyal sorumluluk projesidir” düşüncesini aktarabilmek için yazılarımı kaleme aldım. Genel olarak durum analizlerine bakıldığında sektörümüzün tüm ileri gelen paydaşları ile dilimiz döndüğünce, kalemimiz yettiğince aynı dili konuştuk ve aynı tutum ile sosyal bilinci oluşturmaya çalıştık. Şimdi ise konularımız hızla ve çok ciddi şekilde değişiyor, yenileri ekleniyor, döngüsellik, yeşil dönüşüm, yapay zekâ…

“ADAPTE OLMA KONUSUNDA ÇOK YAVAŞIZ”

Afetler Sonucunda Oluşacak Yıkıntı Atıklarına Çözüm Önerisi Afetler Sonucunda Oluşacak Yıkıntı Atıklarına Çözüm Önerisi

Sürdürülebilirlik, döngüsellik ve yeşil dönüşüm ile ilgili konular inşaat sektörüne aslında çok yeni değil ama adapte olma konusunda çok yavaşız. Yeşil adı altında olan her şey çok pahalıymış gibi algılanıp veya algılatılıp, maliyeti arttır diye herkesin kaçtığı, konuşmaktan bile imtina ettiği hatta ve hatta amaaan sürdürülebilirlik, sıfır enerjili binalara, yeşil binalara daha çok zaman var diye kestirip attığı bir konu.  Ama çok uzak diye düşünülen sürdürülebilirlik ve inşaat, döngüsellik ve inşaat konuları yarından çok daha yakın ben şimdiden söyleyeyim. Bunu anlayacak, uygulayacak ve sosyal bilincin oluşmasına katkı sağlayacak kişi sayısı iki elin parmağından az.

Nil Hnm

“SEKTÖRLER, SÜRDÜRÜLEBİLİR OLDUKLARINDA BUNU NASIL İSPATLAYACAKLARINI BİLMİYOR”

21 Mayıs’ta İstanbul’da katıldığım Sürdürülebilirlik Zirvesi’nde de gözlemlerim; tüm sektörlerin ortak kaygısının, sürdürülebilir olduklarında nasıl ispatlayacaklarını net bir şekilde bilememeleri. Bugünün doğrusu yarın yanlış, bugünün teşviki yarın iptal edilmiş. Netlik yok. Niyet var ama nasıl bir yol izleneceğine dair yol haritası yok. Hem toplumsal fayda sağla hem dünya kaynaklarını koru hem kar elde et… İşini doğru yapmak isteyenin yine işi zor, bu karmaşık yapı içinde bir de greenwashing yapanlar var, yani yeşil aklama. Sürdürülebilir olmadıkları halde sanki çevreciymiş gibi kendilerini aklayanlar.

Adsız Tasarım7

HERKESİN ORTAK PROBLEMİ PERSONEL BULMA SORUNU

Gelelim yapay zekâya… 22 Mayıs’ta yine İstanbul’da katıldığım 200 üst düzey yöneticinin katılım sağladığı “Yapay Zekanın Sektörlere Etkisi” konferansında teknolojiyi en üst seviyede şirketlere entegre etmenin önemi vurgulandı. Hem işsizlikten yakınan toplumumuzun hem de sıfır tecrübe ve bilgi birikimsizliği ile en iyi en rahat en ücreti dolgun işi araması teknolojinin çok büyük bir nimet olduğunu bizlere ispatlamış durumda, robotun kaprisi, dalgınlığı olmaz sonuçta… Gündem konuları ile paralellik göstermesi ve kendini geliştirmesi beklenen inşaat malzemeleri sektörü peki yapay zekâya hazır mı? Küçük, orta, büyük ölçekli hiç fark etmez, tüm işverenlerin, C sınıf yöneticilerin özetle herkesin ortak problemi personel bulma sorunu. Yavaştan diyemeyeceğim ama en pratik yoldan yapay zekâdan destek alma vakti geldi diye düşünüyorum.

Sözün özüne gelecek olursak, eskiden ülke ekonomisine destek, ev ekonomisinde tasarruf konuları yalıtımın ana başlıklarıydı. Sadece bu iki konu arasında yalıtım değerlendiriliyordu.  Bu konuların artık anlaşıldığı kabul edilip, yalıtımın küresel ısınmada, karbon salımını düşürmede en önemli faktörlerden biri olduğu, bilicin arttığı, kullanılan inşaat malzemelerinin, yapılan inşaatların yapımdan yıkıma kadar nasıl doğa dostu olduğunun farkına varıldığı, yapay zekânın da başrolde olduğu bir döneme giriliyor. Kim ne ciro yapmış, kim kaç ton üretmiş, kaç milyon m2 satmış veya üretmiş konuları eskide kaldı. Kim ne kadar sürdürülebilir büyümüş, binlerce ton, milyonlarca satışı yaparken doğaya ne kadar zarar vermiş, su ayak izi ne kadar, karbon ayak izi nedir konuları ile yer değişiyor. Unutmayın ürettiğiniz ve sattığınız ne kadar doğal kaynak tükettiği sorulacak, aman dikkat!…

Hem doğaya zarar vermeyeceğiz hem toplumsal fayda sağlayacağız, hem de kar elde edeceğiz.

Hadi bakalım kolay gelsin.

Editör: Merve Kaya