Yerinde dökme geleneğinden dijital reçetelerle çalışan fabrikasyon sistemlere uzanan yeni inşaat anlayışı, mühendisliğin rolünü de köklü biçimde değiştiriyor. Tekin Mimarlık Mühendislik Genel Müdürü İnşaat Yüksek Mühendisi Sadi Özsaraç, yapay zeka, dijital hafıza ve endüstriyel üretimin birleştiği bu dönüşümün, daha güvenli, hızlı ve sürdürülebilir yapılar için güçlü bir zemin oluşturduğunu şöyle anlatıyor:
“Geleneksel bir inşaat sahasını gözünüzün önüne getirin: Çamurlu bir zemin, birbirine karışan demir sesleri, beton mikserlerinin gürültüsü ve hava durumuna göre sürekli değişen, belirsizliklerle dolu bir takvim. Yüzyıllardır süregelen bu manzara, bugün büyük bir değişimin eşiğinde. Biz mühendisler için inşaat artık sadece bir "yapım" süreci değil; yüksek hassasiyetli bir "imalat" disiplinine dönüşüyor. "Yerinde dökme" geleneği, yerini fabrikalarda üretilen, milimetrik hassasiyete sahip akıllı parçalara bırakırken; bu sürecin en büyük yardımcısı ise yapay zeka olacak gibi duruyor.”
OFİSLERDEKİ GÖRÜNMEZ HAFIZA: DİJİTAL KOPYADAN ÜRETİME
Bu yolculuğun aslında şantiyede değil, mühendislik ofislerindeki bilgisayar ekranlarında başladığını ifade eden Özsaraç, “Mühendis olarak bizler, bir yapının ayakta durmasını sağlayan taşıyıcı sistemleri tasarlarken artık sadece kağıt üzerine çizim yapmıyoruz. Yapay zeka desteği sayesinde projeler, fabrika bandına doğrudan emir veren birer "reçete" haline geliyor.
Mühendislik ofisleri artık sadece hesap yapılan yerler değil, birer "Kurumsal Hafıza Merkezi"ne dönüşüyor. Bizim gibi bu işe kafa yoran ofislerde, yapay zeka sistemleri geçmişte çözülmüş binlerce teknik detayı ve yönetmelik maddesini dakikalar içinde tarayabiliyor. Bir mühendis için "tecrübe", artık sadece yılların birikimi değil, akıllı sistemlerle her an ulaşılabilen bu devasa bilgi havuzudur. Bu sistemler sayesinde, üretime gönderilecek bir panelin dayanımından, içinden geçecek su borusunun çapına kadar her detay, henüz sahaya tek bir işçi inmeden kusursuz hale getiriliyor.” dedi.
FABRİKA KATI: İNŞAATIN YENİ MUTFAĞI
Geleceğin binalarının parça parça şantiyeye gelen malzemelerle değil, fabrikada tamamlanmış devasa "akıllı yapı taşlarıyla" yükseleceğini vurgulayan Özsaraç, “Hedeflediğimiz sistemde; binanın taşıyıcı sistemi, iç duvarları, ısı yalıtımı ve hatta elektrik-su tesisatları fabrikada, robotik kollar vasıtasıyla tek bir panelin içine yerleştiriliyor.
Peki, bu neden bu kadar önemli? Bir fabrikada, dışarıdaki yağmurdan veya dondurucu soğuktan etkilenmeden, günün 24 saati üretim yapabilirsiniz. Yapay zeka ile çalışan kontrol kameraları, üretim bandındaki her bir kaynak noktasını veya beton kalitesini milimetrik olarak denetler. İnsan gözünün yorgunlukla kaçırabileceği ufacık bir demir kayması, akıllı sistemler tarafından anında fark edilir. Bu, inşaatta "sıfır hata" hedefine ilk kez bu kadar yaklaştığımız anlamına geliyor. Teknik olarak bu paneller; yüksek performanslı betonlar ve yeni nesil güçlendirme malzemeleriyle en hafif ama en dayanıklı olacak şekilde üretiliyor. Şantiyeye ulaştığında ise sadece birleştirilmek üzere yerlerine yerleştiriliyor. Üstelik fabrikasyon imalatlarda bizim bugün yapı malzemelerinde aldığımız yüksek hata güvenlik katsayıları da 1’e (bir) yaklaşıyor.” ifadelerini kullandı.
ŞANTİYEDE YENİ BİR DÜZEN: HIZ VE GÜVENLİK
“Bu sistemle birlikte şantiyelerde geçirdiğimiz aylar, haftalara; haftalar ise günlere iniyor. Fabrikada her parçaya atanan dijital kimlikler, o parçanın binanın tam olarak neresine, hangi açıyla monte edileceğini söylüyor. Şantiyede artık "bu demir buraya sığmadı" veya "tesisat boşluğu unutulmuş" gibi dertler tarih oluyor.” diyen Özsaraç, geleceğin inşaat sahalarında, ağır ve tehlikeli iş gücünün yerini akıllı montaj sistemlerine bırakacağını ve sahadaki çalışan sayısı azalırken, yapılan işin niteliğinin artacağını belirtti ve “Bu sadece işin hızlı bitmesi demek değil, aynı zamanda iş kazalarının en aza indiği, israfın yok denecek kadar azaldığı çevreci bir model demek. Fabrikadaki akıllı hesaplama sistemleri sayesinde malzeme israfı neredeyse sıfıra inerken, çevreye verilen rahatsızlık da minimuma düşecek.” dedi.
MÜHENDİSİN DEĞİŞEN ROLÜ: SİSTEM VE TASARIM MÜHENDİSLİĞİ
Tüm bu teknolojik gelişmeler, "Artık mühendise gerek kalmayacak mı?" sorusunu akıllara getirebilir. Aksine, mühendisin rolünün hiç olmadığı kadar değerli hale geldiğinin altını çizen Özsaraç, “Bizler artık sadece statik hesap yapıp çizim hazırlayan kişiler değil; bu akıllı sistemleri yöneten, karmaşık tasarım süreçlerini denetleyen ve dijital hafızayı kurgulayan birer Sistem ve Tasarım Mühendisi oluyoruz. Taşıyıcı sistemin güvenliğinden ödün vermeden, bu sistemi en hızlı ve en hatasız şekilde nasıl üretebiliriz sorusunun cevabını biz veriyoruz.
İnşaat sektörü büyük bir kabuk değiştiriyor. Fabrikalarda üretilen, yapay zeka ile denetlenen ve hızlıca monte edilen binalar; daha güvenli ve daha ekonomik bir geleceğin kapılarını aralıyor. Bu dönüşüme bugün ayak uyduran mühendisler ve firmalar, yarının dünyasını inşa edenler olacak.” diye konuştu.




