DOĞADAN ALDIĞIMIZI OLABİLDİĞİNCE YERİNE KOYMAYA ÇALIŞIYORUZ

Mimar Zafer Karoğlu, genellikle çok büyük ve çok enerji tüketen projeler olan endüstriyel yapıları tasarlarken kullanılan malzemelerin geri dönüşümü, sürdürülebilirlik, atık planlaması ve enerji tasarrufunu dikkatlice planladıklarını söyledi.

DOĞADAN ALDIĞIMIZI OLABİLDİĞİNCE YERİNE KOYMAYA ÇALIŞIYORUZ
Endüstri 40 Zirvesi

Mimarlık alanında işlevsel tasarımlar ve uygun mâliyetli çözümler üreten Iglo Architects, bugüne kadar farklı sektörlerden gelen müşterileri için Türkiye'deki birçok şehirde ve yurt dışında mimari tasarım, proje ve uygulama alanlarında hizmet verdi. Iglo Architects Kurucu Ortağı Mimar Zafer Karoğlu, 'yüksek verimliliğe odaklanmış rakiplerine meydan okuyan yarışmacı makineler' olarak tanımladığı endüstriyel yapıların tasarımında ekolojik mimarlık yaklaşımını ön plana tutmaya özen gösteriyor. Fonksiyonelliğin her zaman birinci sırada olduğu endüstriyel yapıları, büyük boyutları ve karmaşık kurgularıyla özellikle yangın standartlarına uygun tasarlamanın en zorlayıcı konulardan biri olduğunu ifade eden Karoğlu ile endüstiyel yapılarda mimarlığıın önemi üzerine konuştuk...

Öncelikle sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? Özgeçmişinizden bahseder misiniz?

1986 yılında Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1991 yılında Yıldız Üniversitesi Mimarlık Bölümünden mezun oldum. Öğrencilik yıllarımda ikinci sınıftan itibaren MTM Mimarlık’ta mimar Saim Çil ile 5 yıl boyunca çalıştım. Askerlik sonrası 5 yıl daha Ada Mimarlık’ta mimar Engin Canbek ile devam ettim. 2000 yılında  serbest çalışmaya başladım. Ada Mimarlık’taki çalışma arkadaşım Esen Akyar ile önce yardımlaşma amaçlı başlayan çalışmalar 2001 yılı sonlarından Iglo Architects'i kurmamıza vesile oldu.

Iglo Architects'in kuruluş hikâyesini anlatır mısınız? Alanında geldiği nokta, ekip sayısı,  projeleri, aldığı ödüller ve ne tür projelere imza attığınızı anlatır mısınız?

Başlangıçta Bodrum’da müstakil yapıların proje ve uygulamaları, devamında fastfood proje ve dekorasyon uygulamaları ile seyreden süreç, mimari yapıların ön  plana çıkmasıyla rotayı şekillendirdi. 2004 yılında Fransız Otomotiv şirketine İstanbul’da yapılan fabrika binasıyla başlayan endüstriyel yapı projelendirme süreci bugün, kampüs boyutunda sanayi tesislerine doğru uzandı. Bugüne değin  projelerimiz ağırlıklı uluslarası çeşitli ödüllere lâyık görüldü. IF Design, WAF, Mipim, American Architecture Awards, The Plan, Leaf , Citycape, World Architecture, Sing of the City, İntera, Arkiv gibi ödül platformlarında farklı dönemlerde ödül ve finalistlik hakları kazanıldı. Ofis bünyesinde yetişip kendi ofislerini kuran mimar arkadaşlarımız desteklenerek gerektiğinde yardımlaşılacak şekilde yapılanma sayesinde ekip sayısı artırılmandan ilerlemek ana presip kabul edildi. Bu sayede ülkenin sürekli girdiği krizlerle mücadele etmek ve uzun yıllar omurgayı oluşturan ekiple bir arada kalabilmek mümkün oldu. Şu an çekirdek ekibimiz 9 mimardan oluşuyor.

Ofis olarak mimari tasarım anlayışınız ve ilkeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Ana mottomuz "sorunu gör çözümü bul". Gerçekten tüm mimari süreçlere baktığımızda çözümler problemin içinden çıkıyor. Yaptığımız projeler genellikle çok büyük yapılar ve çok enerji tüketiyorlar. Yapmaya çalıştığımız doğadan kopardığımızı olabildiğince geri koymak. Kullanılan malzemelerin geri dönüşümü, sürdürülebilirlik, atık planlaması, enerji tasarrufu ve geri kazanımı, gün ışığının kullanımı gibi konular başta basit fizik kuralları veya gerekiyorsa teknoloji kullanılarak yapılarımızda dikkatlice planlanıyor. Özellikle endüstriyel yapılardan bahsediyorsak yapının fonksiyonelliği birinci sırada tutuluyor. Temel ihtiyaçlar, proses gereklilikleri yapının şekillenmesini sağlıyor. Sonrasında da insan ihtiyaç ve konforu temel alınarak ideal şartların sağlanmasına çalışıyor. Ulaşılan kurgudan doğru detaylandırılmış, estetik bir yapı elde edilmeye çalışılıyor.

Endüstriyel yapılardaki mimarlığı diğer mimarlıklardan ayıran unsurlar veya farklılıklar nelerdir?

Bu tür yapıların neredeyse her santimetrekaresi belli standartlara göre tasarlanmak zorunda. Teknik altyapı ihtiyaçları pek çok yapıdan farklı. Mühendisliğin her disiplinin kullanıldığı yapılar. Bütününe bakıldığında aslında tüm yapı bir makine olarak düşünülebilir. Büyük boyutları ve karmaşık kurgularıyla özellikle yangın standartlarına uygun tasarlamak en zorlayıcı konulardan biri diyebiliriz.

Endüstriyel yapılardaki mimarı tasarımlarınızda estetik ve fonksiyonellik dengesini nasıl sağlıyorsunuz?

Aslında bir OSB içerisinde grid düzende karelajla elde edilmiş düz bir arsa bile olsa, bir arazi mimara neye ihtiyacı olduğunu söylüyor. Uyulması gereken imar şartnameleri, uluslararası normlar, sigorta şartları, proses gerekleri, firmanın prensipleri yanı sıra; arazi eğimi, coğrafi şartlar, iklim yapıyı şekillendiriyor. Temelde bu tür yatırımlar güzel olsun diye yapılmıyor. Aslında bu tür yapılar yüksek verimliliğe odaklanmış rakiplerine meydan okuyan yarışmacı makinelerdir. Bir ürünü en kısa sürede, en az maliyetle, en verimli, en avantajlı şartlarda üretmeye veya depolamaya odaklanılır. Dolayısıyla fonksiyonellik en önde tutulması gereken şartıdır. Detaylarının kolay ve ekonomik uygulanabilirliği önemlidir. Yapının insan ölçeğinde ezici olmaması, oranlarının doğru kurgulanması, çevreye olabildiğince uyumu bizim dikkat ettiğimiz önceliklerdendir. Gün ışığının mümkün olduğunca her yere ulaştırılmasına önem veririz.

Endüstriyel yapılardaki mimarı tasarımlarda dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Endüstri yapılarında arazinin doğru kullanımı hayati kararlar arasındadır. Özellikle tır hareketlerinin doğru kurgulanması gerekir. Sahada kantar kullanımı en zorlayıcı şartları oluşturur. Rampa eğimleri de kritiktir. Yapı çok katlı ise her katına düzayak ulaşım hem yapının hem operasyonun değerini arttırır. Arazinizde ideal koşulları oluştursanız bile ana arterlerden yapınıza gelecek tırların karşılaşacağı yol eğimlerinin dahi etüt edilmesi özellikle lojistik yatırım kararları için  önemlidir. Yapının prosesine göre uygun açıklıkların ve teknolojisinin belirlenmesini, doğru detaylarla malzemelerin bir araya getirilmesini, enerji verimliliğinin sağlanmasını yatırıma karşı sorumluluğumuz olarak kabul ederiz.

Endüstriyel yapıları kendi içinde sınıflandırmak mümkün mü? Bu konudaki yaklaşımız nedir?

Endüstri ve lojistik yapılarına aynı kriterlerle bakarsak kullanılan teknolojiye göre sınıflandırılabilirler. En belirleyici farkı sanayi 4.0 prensipleriyle tasarlanmış yapılar oluşturuyor. Bu yapılarda tamamen insansız üretim  ya da depolama yapmak mümkün. İnsan merkezli üretime göre çok ekonomik, hızlı ve 24 saat çalıştırılabilen sistemler kurulabiliyor. Klâsik yapılara göre çok daha yüksek depolar yapılıp daha az metrekarede daha fazla metreküp oluşturularak hacimce verimli depolar planlanabiliyor. Otomasyon destekli depo ve üretim süreçleri rekabet gücünü, ürün kalite ve standartlarını artırarak firmayı çok hızlı büyütebiliyor.

Mimarın gücünün endüstriyel yapılarda yeterince anlaşıldığını düşünüyor musunuz?

Teknoloji endüstrinin içerisine daha da fazla girdikçe yapılar daha kompleks hale geliyor.  Bu da kullanılan prosesin sürekli güncel kalmasını gerektiriyor. Bu güncellemeler yapıları da farklı tasarlanmaya zorluyor. Pek çok girdi ve bilinmezin içinde kurgulayıcı, koordine edici, yönlendirici özellikleriyle mimar bir aktör. Bu çeşit yatırımlarda proses, mekanik, elektrik, statik, yangın, otomasyon, akustik, mimari, dekorasyon, peyzaj hatta sigorta danışmanlığı önem kazanıyor. Masadaki bunca disiplinin koordinasyonunda mimar başrol oyuncusu olarak öne çıkıyor.

Uzun ömürlü olması beklenen endüstriyel yapılarda yalıtım anlamında cephede, çatıda, kapı ve pencerelerde, ısı, ses, su ve yangın yalıtımı noktasında ne tür malzemeleri tercih ediyorsunuz?

Bu başlıkların her biri uluslararası standartlarda üretim ve depolama yapan tüm yapılar için tariflenmiş durumda. İlgili standartları sağlayan tüm malzemeleri kullanabiliyoruz. Önceliklerimiz; mümkün olduğu kadar yerli üretimleri tercih etmek, geri dönüştürülebilir olması, enerji tüketim değerleri, ekonomik ve uzun ömürlü olmasıdır.

Türkiye’de ve dünyada mimari tasarım noktasında beğendiğiniz endüstri/lojistik eserleri hangileridir? Bu tasarımlarda beğendiğiniz hususlar nelerdir?

Ülkemizde sanayi yapılarının geçmişi aslında çok uzun bir geçmişe sahip değil. Osmanlı'nın son dönemlerinde yabancıların ülkemize yaptığı yatırımlarla az sayıda üretilen endüstri yapıları, cumhuriyet sonrası fabrikalarla çeşitlenmiş. Yakın zamanlara kadar yerli sanayicilerimiz de fabrikalara sadece makinelerini koruyan bir kabuk olarak bakmışlar. Son dönem yatırımlarda global işler yapan sanayicilerimizin çoğalması ve özellikle üçüncü neslin yönetime gelmesiyle nitelikli işler fark edilmeye başlanıyor. Yakın zaman endüstri binalarına baktığımızda; mimari yaşamlarında örnek işlere imza atmış Sami Sisa / Doğan Tekeli yapılarını döneminin imkânlarına göre yapılmış özenli sanayi yapıları olarak dikkate değer buluyorum. Dünyadan ise yakın zamanda aramızdan ayrılan Richard Rogers işlerini, özellikle Norman Foster ve Renzo Piano ile işbirlikleriyle ortaya koydukları yapıları beğeniyorum. 

Endüstriyel yapılar alanındaki örnek bir projenizden bahseder misiniz? Bu projenizde tasarımınızı etkileyen hususlar ve çözümleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Yakın zamanda faaliyete başlayan Balıkesir'deki 130 bin m² kapalı alanlı Heg Gıda kampüsü bizim için zorlayıcı ve öğretici bir projeydi. Hijyen şartlarının ön planda oluşu, organik üretim için gereken koşulların sağlanması, sahaya giren araç, insan, misafir, çalışanlar dahil herkesin yetki alanlarına göre girebileceği alanların sınırlandırılma zarureti yapının fonksiyonel zorlukları oldu. 32 m eğimli bir araziye yerleşmek ve katları uygun kotlardan girilebilecek hale getirmek mimari zorlayıcı yanıydı. Sanayi 4.0 prensipleriyle tasarlanan ve -45°, -25°, -15° ve +4° bölümleriyle adeta dev bir buzdolabı olan binanın yalıtımı ve devasa teknik hacim ihtiyaçlarının karşılanması başlıca teknik zorlukları oluşturdu. Son derece yanıcı olan un tozunun yapı içinde birikiminin önlenmesi, haşarat, bakteri, kemirgen hatta kuşların sahadan uzak tutulmasına  çözümler üretmek bizim için yepyeni çözülecek problemlerdi. İçeride kullanılan prosesin ihtiyaçlarının ağırlıklı arge çalışmalarından elde edilmesi de çözüm gerektiren beklenmedik tasarımların çıkmasına sebep oldu. Yaklaşık üç buçuk yıllık çalışmanın zor yanlarından biri de inşa halindeyken değiştirilen teknolojilere mimari bütünlüğü bozmadan cevap verebilmek oldu. Sonuçta herkesin içine inen bir çalışma ortaya çıkmış oldu. 

Son olarak değinmek istediğiniz bir husus var mı?

Nitelikli yapılar için nitelikli mimarların yetiştirilmesi gerekir. Mimarlık gibi kadim ve sorumluluğu yüksek mesleklerin öğreniminin maalesef kestirme yolları yoktur. Günümüz gençliğinin kısa yol alışkanlıklarına uyumlanacak bir formüle sahip olamaz. Yetenekli, kendini mesleğine adayabilecek, çalışkan, özverili, teknoloji kullanan ve araştırmacı karaktere sahip gençlerin kazanılması ve iyi eğitim almaları geleceğimizin mutlu dünyalarını kurabilmek için çok önemlidir.

 
 

 



 
 
  
 


 


 
 
 
 
 
  
 
 

  
  
 
 

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2022, 15:17
YORUM EKLE

Legend Art

ECA

Dergiler

ST Endüstri Radyo Canlı Yayını