90’larda rekabete hız boyutunun eklendiğine de şahit olduk. Yine  90’larda Üçüncü Dalga kitabı ile ünlenen filozof Alvin Toffler her  müşteriyi ayrı bir pazar segmenti olarak kabul etmek gerektiğini ileri sürmüştü. Her müşteri ayrı özelliklere sahip ürünler isteyecekti. Firmalarda aynı üründen çok  sayıda değişik model yapmak zorunda kalacaklardı. Geleceği gören Toffler konuyu “mass customization” olarak adlandırmıştı…,(bu kavrama kitlesel bireyselleştirme desek nasıl olur  sizce?)

 
Mass customization esnek imalat sistemlerini gündeme getirdi. Hızlı üretebilen, toplam maliyeti en düşük, kaliteyi uygun düzeyde tutabilen şirket  olmanın yolu imalatta esnek sistemlere sahip olmaktan geçiyordu. Esnek imalat sistemleri müşterilerin istediği farklılıktaki modelleri onların sabretme zamanlarına uyacak sürelerde ve ödemeye hazır oldukları fiyattan verebilen yapılar. CAD/CAM yazılımları, CNC  makinalar, robotlar, otomatik iç lojistik taşıma ekipmanları, üretim çizelgeleme algoritmaları esnek imalat sistemlerinin iskeletini oluşturuyor. Yapay görme sistemleri, çok  çeşitli  sensörler, RFID ve diğer kimliklendirme etiketleri de iskeletin üstüne geliyor.
 
Son yıllarda iki çok  önemli teknoloji esnekliği sınır tanımaz boyutlara taşıma fırsatı  sunmakta. Bunlardan biri üç boyutlu printer’ler. Kullandıkları malzemelerin çeşitlenmesi sağlandığında her  tür parçayı imal ederek stok  tutma gereksinimini ortadan kaldıracakları gibi  esnekliğe tavan yaptıracaklar. Ancak en büyük gelişme Siemens’in desteklediği, Alman hükümetinin ileri teknoloji stratejisi olan Endüstri 4.0  ile gelecek. Akıllı fabrikalar ile esnekliğe nirvana yaptıracak Endüstri 4.0  ile ilgili giriş bilgilerini bu sayımızda bulabilirsiniz. Yazımıza ünlü yönetim bilimci Drucker’ın sözünü de ekleyelim: “Teknolojiyi kullanmak yetmez, onu yönetmeyi de öğrenmeliyiz.”
 
Drucker’ı dinlemezsek teknoloji bizi yönetir!