Bugün İspanya’da alıcı bekleyen dört, beş milyon civarında konut olduğu tahmin ediliyor (alıcı bekleyen” ifadesi lafın gelişi). Öyle siteler, hatta şehirler (örneğin Val de luz, Sesena) var ki, yepyeni ama şimdiden hayalete dönüşmüş. Sayısız yarım kalmış inşaat da cabası.
Yanıtlanması gereken ilk soru; “Nasıl olmuş da bu kadar fazla konut yapılmış? Bu sorunun; ailelerin küçülmesinin gerektirdiği konut artışının karşılanması, İspanya’ya gelen üç milyon göçmene barınma olanağının sağlanması, emeklilerin sahil kasabalarına yerleşmek istemeleri, insanların daha modern evlere geçmeyi arzulamaları, yeni binaların rant getirecek karlı yatırımlar olarak görülmesi gibi çok sayıda nedeni var.
Ekonominin arz artarsa fiyatlar düşer temel kuralının aksine sürekli şişerek en küçük bir olumsuzlukla patlayacak hale gelen emlak balonunun nasıl finanse edildiği de ikinci sorumuz. İspanyol ekonomisinde şişen fiyatları alım gücü olmayanlara kabul ettirmenin yolu da, inşaat firmalarının finansman gereksinimi de kredilerde kesişmiş. Bankalar alıcılara da yapıcılara kredi vermek için birbirleriyle yarışa girmişler.
Bugün borcunu ödeyemeyen 500.000 ailenin elinden konutu alınmış, inşaat firmalarının dörtte biri batmış, emlak fiyatları da neredeyse yarısına düşmüş.
Yazının başlığı İspanya inşaat sektörünün şarkısının adı; Adios ladrillo, adios! Bizde çalacak değil de, kültürümüz artsın diye yazdım. Güzel bir yaz dileklerimle.
Not: Dünyanın en ince kitapları arasında ilginç eserler bulunur. İngiliz Mutfağından Tarifler, Fransa’da Sadakat, Belçika’nın Tarihi… Liste fazla uzun değildir ama son günlerde bir eser daha eklendi: “TOKİ’nin Güvenli Binaları”. Samsun’da son baskısı yayımlanan bu eseri çabucak okuyabilirsiniz.