Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması, mühendislik hizmetlerinde doğru proje, nitelikli denetim ve ileri teknolojilerin kullanımını hayati hale getiriyor. FFK Mühendislik Genel Müdürü İnşaat Yüksek Mühendisi Ferruh Fırat Karayılanoğlu ile; şirketin kurumsal yapılanmasından deprem sonrası kritik yapıların önemine, deniz ve zemin altı projelerinde uygulanan mühendislik çözümlerinden dijital teknolojilerin sahadaki rolüne kadar geniş bir çerçevede deprem dayanıklı yapı anlayışını konuştuk.
FFK Mühendislik’in şirket yapılanmasından kısaca bahsedebilir misiniz?
FFK Proje Geliştirme İnşaat Mühendislik San. Tic. Ltd. olarak 35 yılı aşkın saha ve uygulama tecrübesi sonrası özellikle eksik gördüğümüz hususlarla ilgili olarak pozisyon almayı düşündük. Günümüz koşulları ve teknolojisi bu denli yenilikçi gelişmelerine karşı farklı yapılanmalara gitmemiz gerektiğini hissettiğimizi söyleyebiliriz. Özellikle uygulamada hazırlanan projelerin detay eksiklikleri ile imalat ve montaj konusun da önemli eksikler olduğunu tespit ettik. Uygulanacak projelere ait imalatların tekniğine uygun, kısa sürede bakım, onarım ve tadilat gerektirmeyecek şekilde yapılması için bilinçli denetim bakış açısının sağlanması gerektiğini tespit ettik. Tüm bu gözlemler sonucu inşaat yapım tecrübesi yanında kaliteli proje hazırlanması ve denetimi konusunda etkili meslektaşlarımızı kadroya katarak ilerlemeyi ilke edinerek daha da genişletmek çabasındayız.

Kuruluşunuzdan bu yana tamamlanmış proje tecrübeleriniz ışığında 2026 yılında imza atacağınız yeni projelerde hangi alanlara ağırlık vermeyi planlıyorsunuz?
Şirketimiz kuruluşumuzdan bu yana çok büyük ağırlıkta kamu kurum ve kuruluşları çalışmış olup çeşitli hizmet binaları, kültür merkezleri, spor tesisleri, yüzme havuzları, ulaşım projeleri (karayolu, alt-üst geçit, köprüler, deniz yapıları, iskeleler) ve zemin altı otoparklar yapmıştır. Özellikle artan nüfus yoğunluğunun sonucunda beklenen İstanbul depremine hazırlık anlamında depremden sonra kullanılması elzem olan itfaiye binaları, büyük yeraltı yapıları (sığınak vb.) ile henüz malzeme olarak yapı ömrünü tamamlamamış ancak yeterli proje hizmeti almamış yapılarda güçlendirme çalışmalarına ağırlık vermeyi planlamaktayız.
İskele ve sahil düzenlemeleri gibi deniz yapıları projelerinde zemin, korozyon ve dalga etkilerine karşı hangi mühendislik tedbirlerini uyguluyorsunuz?
Deniz yapılarının projelendirildiği coğrafyanın atmosferik ve meteorolojik etkilerinin tespit edilmesini planlanmanın ilk aşaması olarak değerlendiriyoruz. Diğer aşamalarda deniz tabanın da sondajlar yapılması, su derinliği ölçümlerinin yapılması (batimetri), deniz de gelgitlerin etkisinin seviyesinin bilinmesi, ölçülmesi rüzgârın yönünün ve hızının etkisiyle deniz kabarma yüksekliğinin tespit edilmesi gibi verilerin toparlanarak birlikte yorumlanarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılacak iskele yapısının çelik kompozit kazıklarla yapılacağı durumlarda korozyona karşı gerekli önlemlerin alınması için katotik koruma yapılması, tuzlu deniz suyunun asitik ortamdan kaynaklı zararlı etkilerinin bitümlü ve/veya kimyasal kaplama ile korozyon etkisinin azaltılması yapı ömrü için önem arz etmektedir. Ayrıca yapının uzun yıllar hizmet vermesi için çelik boruların et kalınlığının belirli kalınlıklara getirilmesi ve sülfata dayanıklı çimentolu beton kullanılması özel bir gereksinim halini almaktadır. Dalgalardan meydana gelecek deniz tabanı aşınmaları ise soketlenme boyunu etkilemekte ve projenin güvenliği açısından önemli bir kriter haline gelmektedir. Dalga etkilerine karşı fore kazıkların deniz tabanından düşeyde belli açılarla çelik boru kazıkların çakılarak mesnetlenmesi ile de mümkün hale gelmesi planlamalar içinde yer almaktadır. Bahsettiğimiz tüm bu değişkenlerin ışığı altında statik ve dinamik hesaplarının yapılarak deniz yapısının talep edilen güvenliğe ve yürürlükteki yönetmeliklere uygun tesis olarak hizmet vermesi sağlanmış olacaktır.
Zeminaltı yapı projelerine hangi teknik çözümlerle yaklaşıyorsunuz?
Ülkemizde özellikle şehir içinde trafik ve insan yoğunluğunun çok fazla olduğu merkezlerde çok katlı bodrumlu yapılar ile araç parklanma sorunu çözümlenmeye çalışılmaktadır. Bu tip çok katlı bodrumlu yapıların çevresinde farklı derinliklerde yapılar bulunmaktadır. Yapılacak zemin altı otopark yapısının kazı tabanına ulaşmak için kazı destek sistemleri yapılması gerekmekte ancak bunun inşa edilmesi için kısıtlı koşulların bulunduğu durumlara çokça rastlanılmaktadır. Özellikle yeraltı su seviyesinin yukarıda olduğu, farklı kotlarda yapı temellerinin bulunduğu parseller ile çevre yollarının veya çevre yapıların atık su ve drenaj hatlarının sürekliliğinin bozulmaması gibi etkenler hayati önem taşımaktadır. Bu sebeple geçirimsiz perdeler (kesişen kazıklı perdeler) çelik palplanş perdeler ve diyafram perde ile strut + ankrajlı sistemler ile derin kazı yapmak mümkündür. Bu tarzda projelendirilmiş olan bu iksa sistemlerinin geçici bir süreyle güvenlik sağlaması nedeniyle bürokratik işlemler ya da farklı olumsuzluklardan dolayı, inşaata başlanamaması geçici iksa sistemlerinin sınırlarının ve limitlerin dışında kalmasına olanak sağlayacaktır. Özellikle yeraltı su seviyesinin yüksekte olduğu ortamlarda yapılan geçirimsiz perde sistemlerinde su seviyesinin beklenen seviyenin üstüne çıkması durumunda veya sel, su baskınları gibi aşırı yağışlarda sistemi tehlikeye düşürmektedir. Şirketimiz tüm bu olumsuzlukları bertaraf edeceğini düşündüğü Top-Down sistemli yapılar ile inşa edilmesini önermektedir. Bu tarzda birçok projelendirme ve uygulama tecrübesine sahip olup şehrin kritik noktalarında bu yöntemle çalışmasının avantaj olacağını düşünmektedir.

Büyük ölçekli kamu ve altyapı projelerinin sahasında yeni teknoloji veya dijital uygulamaları nasıl kullanıyorsunuz?
Büyük ölçekli kamu projelerinde öncelikli olarak bölgenin konumu ve çevre yapılarının durumunu belirlemek için drone teknolojisini kullanıyoruz. Zemin katmanlarını ve dinamik özelliklerini saptamak içinde MASW (elektriksel ölçüm) yöntemlerini, jeoradar yöntemleri ile zeminin altındaki farklılıkları boşlukları görüntüleyebiliyoruz Büyük karstik boşlukları gibi görünmeyen kazıdan önce tehlikeyi minimuma indirmek için bu gibi teknolojik altyapı ile sağlamaya çalışıyoruz. Eğer yapıda derin kazı var ise yapılan geçici iksa yapılarının aletsel gözlemlerle oluşabilecek tüm beklenmeyen hareketleri önceden görebiliyor ve ihtiyaç olur ise önlem alabiliyoruz. Bunun için çok farklı nitelik ve hassasiyetteki sensörler vasıtasıyla nerede olursak olalım gözlem yapma şansımız bulunmaktadır. Yine gelişmiş mikrotremör gibi yöntemlerle zeminin doğal titreşim frekansını elde ederek uyumlu bir üst yapı projelendirme şansımız ortaya çıkmaktadır. TBDY 2018 yönetmeliğine uygun proje tasarımı yapılırken aynı zamanda gerekli koordinasyonu ve süperpozeyi gerçekleştirebilen Yapı Bilgilendirme Modelleme (BIM) teknolojisini kullanarak hatasız ve süratli bir proje yönetiyoruz. Yapılar tamamladıktan sonra yapı sağlığı izleme altyapısı kurarak binada oluşabilecek farklı titreşimler, çökmeler yapı ömrü boyunca izlenerek kayıt altına alınmaktadır. Yukarıda bahsedilen teknolojiler şirketlerimiz tarafından uygulanmaya çalışmaktadır ve sürekli gelişmektedir.





