Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik, jeofizik durumuna ve konumuna bakıldığı zaman hem doğu hem de batı tarafından bir tarafta Afrika kıtasının diğer tarafta Arap yarımadasının baskısı altında kalan bir deprem bölgesidir. Depremin ne zaman olacağı ile alakalı konuşmamamızın gerektiğini ve önümüze bakarak bu zamana kadar yapılanları nasıl iyileştirebiliriz diye düşünmemiz gerektiğini açıklayan DEGÜDER Başkanı ve Artyol Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Türkkan, “Depremle nasıl yaşayacağımızı mutlak surette öğrenmemiz lazım. Kendimizi buna bir şiar edinmemiz lazım. Türkiye genelinde 20 milyon bina var ve bu binalar gerçekten çok kötü. İstatistiklere göre yüzde 60 ile 70 arasında bir riskli yapı stoğumuz var. Dolayısıyla mutlak surette bu yapılardan kurtulmamız gerekiyor ve bundan sonraki yapıları da bu konuyu ciddiye almamız gerek. Yapı inşa etmeyi, yani bir müteahhitlik dediğimiz olayı ciddiye almamız lazım. Bunu ustasından, kalfasına, orada çiviyi çakandan, mühendisine kadar dikkatli yapmamız lazım. Ne yapacaksak hızlı bir şekilde yapmalıyız fakat bunu yaparken de paniğe kapılmamalıyız.” diye konuştu.

Geçtiğimiz depremlerde hasar alan binaları, mühendislik veya ustalık tarafından bakıldığı zaman işi bilmeyen kişilerin onarıp tekrar yaptığını dile getiren Türkkan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Biz depremden sonra karbonfiber uygulamasını anlattık. Şimdi bütün binalarda karbonfiber uygulanıyor. Karbonfiber uygulamaları, deprem güçlendirmenin bir metodudur. Bu uygulama, pratik veya hızlı bir şekilde uygulanabiliyor. Şu anda deprem bölgesinde hatta her yerde uygulanıyor. Fakat doğru ve doğru yerde uygulanması gerekiyor.”

YAPI FUARI-TURKEYBUİLD'DE İLHAM DOLU ETKİNLİKLER YAPI FUARI-TURKEYBUİLD'DE İLHAM DOLU ETKİNLİKLER

UZMANLAŞMIŞ MÜHENDİS SAYIMIZ AZ”

Türkkan, “Güçlendirme, inşaat mühendisliğinin bir uzmanlık alanı. Özellikle genç mühendislere baktığımız zaman bu konulara yoğunlaşan mühendis sayısı oldukça az. Elimizde çok büyük bir yapı stoğu var. Buna karşılık inşaat mühendisleri sayısında düşündüğümüz kadar uzman mühendisler yok. Bu konuda ciddi sıkıntımız var. Biz ofisimizde de dernekte de diğer arkadaşlarımızla görüştüğümüzde de bu konuyla ilgilenen mühendis bulmakta zorlanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

Çürük binaların sayısının oldukça fazla olduğunu kaydeden Türkkan, “Ben bunların hepsini yıkacağım dediğinizde çıkan rakam 400 milyar dolar. Yani, bu para bugün dünyada hangi ülkeye giderseniz gidin büyük sıkıntı yaratır. Biz, bütün bu çürük binaları güçlendirelim demiyoruz. Zaten öyle bir şeyimiz de hırsımız da yok. Biz istiyoruz ki güçlendirilebilir nitelikte olan yani daha hızlı ve pratik çözümler üretilebilen binaları yani kurtarılabilenleri kurtaralım. Diğerlerini istiyorsanız yine yıkarız, yıkma opsiyonu zaten elimizde. Ama kurtarılabilir durumda olan binaları da güçlendirerek depreme dayanıklı ve yıkılmayacak hale getirelim.” dedi.

“BİNAYI BOŞALTMADAN GÜÇLENDİRME YAPMAK MÜMKÜN”

Güçlendirme işleminin binaları veya fabrikaları boşaltmadan yapılabileceğinin altını çizen Türkkan, “Üretimi durdurmadan, bölge bölge binaları ve fabrikaları güçlendirmek mümkün. Yeter ki doğru çözümü ürettirecek imkânlar sağlansın. Önce teşhisin doğru konulması gerekiyor. Yani oradan alınan numuneler, zemin etütleri, binada yapılacak çalışmalar ve performans analizlerinin doğru yapılması lazım ki diğer çalışmalara yol göstersin. Ama maalesef gerekli deprem yönetmeliğinin söylemiş olduğu şartları uygulanmadan, gözle, sadece projeye bakılarak ve incelenerek sayfalar dolusu rapor hazırlayıp vatandaşa sunuluyor. Bunlar çok yanlış. Eğer ki bir binada güvenliği merak ediyorsanız, mutlak suretle binadaki beton değerlerinin doğru tespit edilmesi gerekir.”

Türkkan; binaların yıkılmasının kader olmadığını ve güçlendirme yapılan binanın, yıkılıp yeniden yapıldığında da aynı güvenlik seviyesine çıkması gerektiğinin altını çizerek konuşmasını tamamladı.