Öngörüler 2020 yılına kadar araçların yalnızca %10’unun elektrikli olabileceği yönünde.
Çevre dostu, ekonomik, gayet sessiz, sürüş keyfi ve konforu daha yüksek olmasına karşın elektrikli araçların pazarının uzun bir süre daha anlamlı bir artış göstermeyecek olması pek çok kişiye beklenmedik gelse de arka planda yer alan, birbirleri ile ilişkili iki büyük sorun bu sonucu getiriyor. Bu sorunlar elektrikli araç akü boyutlarının aşırı büyük, buna karşın sağladığı menzilin kısa olması. Bugünkü akülerin hacmi araç içinde aşırı yer kaplamalarına neden oluyor. Bu sorunun çözümü için aküyü modüler yapıp araçtaki çeşitli boşluklara; örneğin koltukların altına, kapı içlerine vb. dağıtık biçimde yerleştirme önerilerine rastlanıyor. Ancak bu durum akünün yeniden şarj edilmesinde büyük esneklik sağlayan söküp eve taşıyıp gece şarj etme seçeneğini ortadan kaldırdığı için pratikte anlam taşımıyor.
Ne yapıp edip aküyü küçültmek tek seçenek!
İkinci sorun aküye depolanan enerji ile uzun mesafeler kat edilememesi. Hele bir de hız yükseldi mi enerji üstel biçimde azalıyor. Bu ikinci sorunun daha zor aşılabileceği anlaşılmış durumda.
Bu konularda onca kurum ve firma kafa patlatmakta olsa da şimdiye dek umut vadeden hiçbir gelişme yaşanmaması giderek daha çok kişinin hali hazırdaki teknolojiye olan inancını kaybetmesine yol açıyor. Uzmanların çoğu mevcut aküler üzerinde iyileştirmeler yapmakla bu sorunların çözülemeyeceğini, çünkü bu teknolojinin kapasitesinin bu kadar olduğunu söylüyorlar.
Bambaşka bir teknoloji yaratmadan bu işin üstesinden gelinemeyecek.
Elektrikli araba taraftarları böyle bir gelişmeden çok mutlu olacaklardır. Ben de çok mutlu olacağım, ancak benim heyecanım yeni teknolojinin elektrikli araçları yaygınlaştıracağından kaynaklanmıyor. Ben yeni teknolojinin başka nerelerde kullanılıp ne gibi farklılıklar yaratacağını merak ediyorum. Dilerim çok uzun zaman beklemeyiz.