Her yeni gün yeni bir ürün çıkıyor yalıtım malzemeleri sektöründe. Çok sıkı takipçi olmak gerekiyor. Kendini sürekli yenileyen bir sektörümüz var. O sebeple demirden ve betondan ötesini konuşmalıyız diyoruz hep. Kendini sürekli yenileyen sektörümüzde faaliyet gösteren firmaların da kendilerini yenilemesi, bilgilerini güncel tutması gerekiyor. Ülkemizde yüzde 100 yerli sermaye ile üretim yapan sanayicilerimiz olduğu gibi yabancı ortaklı olup da ülkemizde faaliyet gösteren de var. Ayırım yapmaya gerek yok. Hepsi üretim ve ihracat yapıp, istihdam sağlayarak milli ekonomimize katkı sağlıyor. Yiğidin hakkını vermek gerekir ki yalıtım malzemeleri sanayinde kimse de kötü malzeme üretmiyor. Üreticilerin neredeyse hepsi AR-GE yatırımı yapan, çağdaş ve inovatif ürünler geliştirmeye çalışan firmalar. Son tüketicinin ihtiyaçlarının yanı sıra sürdürülebilirlik kavramını da gündemlerine alıp, sağlam-sağlıklı yapıların beşikten mezara hayat döngüsüne uygun ürünler üretmenin de yarışındalar. Zaten bu nedendir ki ülkemiz ihracatta parlayan bir yıldız oldu. Tabii ki burada yükselen döviz ile de ihracatta bir talep artışı var ama yurtdışı işlerinde hak etmeyen ürüne de talep olmaz.


Ülkemizde üretilen yalıtım malzemeleri yeterli kalitede ki, diğer batılı ülkelerin kalite denkliklerine sahip ki tercih ediliyor. Ama tabi esas konumuz burada ihracat ya da artan ihracat talebi değil. Altını çizmek istediğim konu şu ki üreticilerin yani yalıtım malzemeleri sanayisinin birbiri ile kalite, yeni nesil ürün üretme ve geliştirme yarışı takdire şayan… Şimdi bu konuyu iyi irdelemek lazım… Nne dedik kaliteli ürün, yeni nesil ürün üretme yarışı, ürün geliştirme, sürdürülebilirlik kavramları… Sanayici iyi ve kaliteli üretim yapıyor, peki bayii ağında durumlar nasıl ? Ürünü tüketici ile buluşturan bayii ağları konuya bu denli hakim mi yoksa günü kurtarayım derdindeler mi? İnşaat malzemeleri satışı yapan firmaların konumu, durumu nedir? Yeniye, yeniliğe, çağdaş olmaya, sağlam yapıya karşı nasıl fikirlere sahipler? Yeni ürünleri kavrayıp, satışını mı yapıyorlar yoksa piyasada hangi ürüne talep varsa haydi ona biz yüklenelim de en ucuz fiyatı veren satsın mı? Ben söyleyeyim; kimsenin doğru ürünü doğru detaya satayım, sağlam yapının ihtiyacı olan doğru ürün çeşidi nedir sorgulayayım, araştırayım, kendimi geliştireyim gibi bir derdi yok. Varsa yoksa fiyatta kıran kırana rekabet… Ürün nedir ne değildir kimsenin umru değil. Ne sattığını da bilmiyor. Malzeme mi malzeme, gerisi hiç ama hiç önemli değil? Canımızı, malımız emanet ettiğimiz yapıların malzeme, ürün seçimi bu kadar ucuz mu? İnsan hayatı bu kadar değersiz mi? Sattığı ürünün ne olduğunu bilmeden her önüne gelen inşaat malzemesi mi satacak, her canı isteyen yalıtım malzemesi mi satacak? Üstelik sattığı ürünün hikayesini, geçmişini, geleceğini bilmeden. Ben bazen cidden çok şaşırıyorum, anlam veremiyorum. Rekabet iyidir ve lazımdır, sektör gelişir ama bunların olayı rekabeti kullanıp kaliteyi artırma değil, ucuzluk ile kaliteyi öldürmek! Bu tip satıcılar, ‘Nitelikli ürünü satamıyoruz’ diy şikayet ederek üreticiyi de yanlış yönlendiriyorlar. Yok pahalı olmasın, bunun ucuzunu üretin, yoğunluğu düşsün, toleranslı kalınlık-yoğunluk gibi ürünleri icat ettiren maalesef ki kontrolsüzce ve denetimsizce açılan inşaat malzemeleri satışı yapan firmalar bunlar. Çok değil 10 sene önce 200 gr çinko kaplamanın altında galvanizli sac yoktu. 20-25 dansite aşağısında karbonlu EPS ve EPS grubu yoktu. 28-30 dansite aşağısında XPS hele hiç yoktu. ‘Ucuz olsun nasıl olursa olsun fark etmez’ diyen satıcı çoğalırsa ne olur ben hemen söyleyeyim… Açın haberlere bakın, çatı uçar, sonra cephe düşer, asma tavan düşer, boru patlar, yalıtım yapılır ama çatı hala akar, mantolama yapılır ama doğalgaz faturası düşmez vb… Eğer iş ticaret ise bunun hakkını vermek gerekir. Eğer bu tüccarlık ise kaliteli ürün seçip basiretli tüccarlığın hakkını vermek gerekir. Bazıları ucuz malzeme, doğru olmayan ürün ile insanları umutlandırıp bir nevi umut tacirliği yapıyor.


Yeşil malzemeleri konuşuyoruz, yazılar yazıyoruz, geleceğimizi korumak istiyoruz. İinsana ve doğaya zarar vermeyen, suyumuzu, havamızı, toprağımızı kirletmeyen temiz sanayi ürünleri konuşuyoruz, konuşmak istiyoruz… Herkes bilgi sahibi olsun, doğru ürünü doğru detaya, doğru ticaret ile sunalım istiyoruz. Tek gayemiz bu. Zaten bizim yolumuz bu ancak kafa karıştıran, doğruya yanlış diyenleri de artık sektörümüzde istemiyoruz. Doğru bilinen yanlışları kimler yüzünden konuşuyoruz sanıyorsunuz?
Buradan ilk olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bbakanlığı yetkililerine seslenmek istiyorum… İnşaat malzemeleri sektörünün aynı eczacılık gibi yeterlik, uzmanlık gerektirerek satışı yapılması gereken bir sektör olması için çalışmaları başlatması acilen gerekmektedir. İkinci olarak da bayilik veren tüm büyük inşaat malzmeleri sanayicilerine seslenmek istiyorum… Bayilerinizi cirolarına göre değil; bilgi, eğitim ve tecrübelerine göre segmante edin ve/veya herkese bayilik vermeyin. Bayilerinizi eğitimlere hatta, periyodik sınavlara tabi tutun. İşi ucuzlatarak malzeme ticaretini herkes yapar ama sonra hata peşine sizler düşersiniz… Konuşulacak konular doğru bilinen yanlışlar olmamalı, onları icat eden niteliksiz bayiler… Artık konuşulacak ve kafa yorulacak konular daha iyiye, daha yeniye, doğaya ve insan sağlığına dost, karbonsuzlaşmaya, yeşil malzemeye yönelik ürünler olmalı.

ÖZAK DUYU GÖKTÜRK'TE LANSMAN ÖNCESİ FIRSATLAR ÖZAK DUYU GÖKTÜRK'TE LANSMAN ÖNCESİ FIRSATLAR