Bazı kişiler yazılımcıların yol bilgilerini ve sürüş kurallarını kodlara gömdüğünü düşünüyor ya da algoritmaların akıllandığını. Kimileri de ucuzladıkları için çok sayıda çipin kullanılarak büyük güç edilebildiğini ve proseslerin hızlandığını ileri sürüyor. Hafızaların genişlediğine inanan da var, hesaplamanın in-memory’de yapılıyor olmasını gerekçe gösteren de…

 Bunların hepsinin de yardımı oldu, ama temel neden başka.

* * *
Sürücüsüz otomobiller çevrelerini algılama yeteneği yüksek olan araçlar. Radar, Lidar (laserli uzaktan algılama), yapay görme teknolojisi, GPS ve çok sayıda değişik sensörle donatılmış durumdalar. Bu sayede kalkıştan duruşa seyir kontrol, şerit içinde kalma, emniyetli sürüş teknikleri uygulama, otomatik park yeteneklerine sahipler. Bazıları başa çıkamayacaklarını anladıkları durumlarda kontrolü sürücüye makul süre içinde devretmeyi teklif edebiliyorlar. 
* * *
Konunun hızlı gelişiminde probleme farklı bir mantalite ile yaklaşılması önemli rol oynadı. Sürücüsüz araç yaratma bir öğretme problemi olarak değil data problemi olarak düşünüldü. Arabaya nasıl süreceğini öğretmek yerine önce karmaşık dünyanın verilerini toplama yeteneği kazandırıldı. Trafik ışıkları, öndeki-arkadaki arabalar ve hızları, yol çizgileri, bariyerler, coğrafi konum, etkin menzil içinde bulunan insan ve nesneler hep veri kaynakları olarak gösterildi. Araç önce verileri topladı sonra bu verilerden yaptığı çıkarımlara içindeki kuralları uyguladı. 
Daha fazla veri sadece daha fazla veri değil, daha farklı olmak da! Yapmasını bilene tabii…