Dünya genelindeki yatırım fonları, girişim sermayeleri, melek yatırımcılar ve özel sermaye sahipleri robot firmalarına ciddi yatırımlar yapıyorlar. Bu sektöre giden paranın her yıl %40 dolayında büyüdüğü, sermaye stokunun 200 milyar doları geçtiği tahmin ediliyor…

Zeki ve otonom robotlar geliştirme amaçlı olarak her yıl yaklaşık bir düzine yeni firma (start up) kuruluyor.
 
Robotlu üretim sistemleri geliştirmek amacıyla kurulan firmaların ve robot konusunu çalışma alanlarına dâhil eden otomasyon entegratörlerinin sayısı da hızla artıyor. Her iki tür firmaya da büyük devlet destekleri veriliyor.

Yukarda sözü edilen gözlemler dünyanın üç coğrafyasında gerçekleşiyor; ABD, AB ve Doğu Asya. Buradaki ülkelerin çoğu bilgi toplumu, kalanları da endüstri sonrası toplumu! Bu ülkeler robot teknolojileri alanlarında geri kalmanın imalata dayalı rekabette geri kalmak anlamına geldiğini, bunun da ekonominin yavaşlamasına neden olacağını çok iyi kavramış
durumdalar. 

Türkiye de 21. Yüzyılda kaybolmak istemiyorsa devleti, yatırımcıları, üniversiteleri ve firmaları ile bu alana topyekûn yüklenmek zorunda!