Tarihi ve yığma yapıların korunması, mühendislik açısından hassas bir süreç gerektiriyor. Malzeme dayanımı, taşıyıcı sistem özellikleri ve özgün mimari dokusu dikkate alınarak yapılan güçlendirme çalışmaları, bu yapıların hem kültürel miras değerini hem de deprem güvenliğini artırıyor. Arke Mühendislik Yüksek İnşaat Mühendisi ve Restorasyon Uzmanı Murat Alaboz, tarihi yapıların deprem karşısındaki davranışları, kullanılan test yöntemleri ve izleme teknolojileri üzerine bilgi verdi.

FOTO: Arke Mühendislik Yüksek İnşaat Mühendisi ve Restorasyon Uzmanı Murat Alaboz

Tarihi ve Yığma Yapıların Tanımı

Alaboz, tarihi yapıların kültürel mirasın en önemli temsilcileri olduğunu belirterek, “Bu yapılar genellikle taş, tuğla ve kerpiç gibi malzemelerle inşa edilmiş, taşıyıcı duvarların bütünlüğüne dayanan yığma sistemlerdir. Ancak bugün kültürel miras olarak korunmaya değer yığma-betonarme karma veya tamamen betonarme taşıyıcıya sahip yapıları da unutmamak gerek. Tescil edilmiş veya korunmaya değer görülen bu yapıların hem kültürel hem de mühendislik açısından korunması gereken değerlerdir.” dedi.

Deprem Karşısındaki Davranış Biçimleri

Yığma yapıların deprem yükleri karşısındaki performansına dikkat çeken Alaboz, “Tarihi yapılar, tasarlandıkları dönemin mühendislik bilgisi ve malzeme imkanlarıyla inşa edilmiş yapılardır. Bu noktada geçmiş bilgi birikimi ve yapım tekniklerinin aktarıla geldiği ve detaylı inceleme değerlendirmeye ihtiyaç duyan yapılardan bahsediyoruz. Dolayısıyla modern betonarme yapılara kıyasla farklı yapısal davranış gösteren, özel yapım tekniklerine sahipler. Başta yapısal geometri, malzeme dayanımı, duvar yapım tekniği, temel sistemi, bağlantı elemanları gibi unsurlar bu yapıların deprem performansını belirleyen ana unsurlar.” diye konuştu.

"Hedefimiz, Dünyayı İnşa Etmek"
"Hedefimiz, Dünyayı İnşa Etmek"
İçeriği Görüntüle

Güçlendirme ve Bakım Müdahaleleri

Tarihi yapıların deprem direncini artırmak için restorasyon ve güçlendirme uygulamalarına büyük önem verdiklerini vurgulayan Alaboz, “Tarihi Yapıları, yapının taşıyıcı sistemine zarar vermeden, korunmaya ve sergilenmeye değer özelliklerini ortadan kaldırmadan, özgün dokusunu koruyacak şekilde müdahale etmek, onarmak ve güçlendirmek mümkün. Sıklıkla kullanılan duvar içi harç enjeksiyonu, tekstil donatılı sıva uygulamaları, yapısal eleman takviyesi gibi yöntemlerle birlikte, yenilikçi BRB çelik elemanlar, damper, izolatör gibi uygulamalar da yapıların korunması ve güçlendirilmesinde önemli rol oynuyor. Düzenli bakım ve onarım çalışmaları da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.” açıklamasında bulundu.

Test ve Analiz Yöntemleri

Tarihi yapıların depreme dayanıklılığının çeşitli mühendislik analizleri ve test yöntemleri ile değerlendirildiğini aktaran Alaboz, “Sahada hasarlı ve hasarsız malzeme testleri yapılıyor. Bu testler, yapıların mevcut malzeme dayanımı ve deformasyon özellikleri hakkında bilgi veriyor. Betonarme yapılarda uygulanan testlere benzer şekilde, daha çok yerinde uygulanan, tuğla kayma, yerinde basınç deneyi (flat jack) gibi orta hasarlı tetler ile birlikte, hasarsız sonik test, serbest titreşim altında ivme kaydı alınarak, yapı dinamik özelliklerinin tanımlanması gibi yöntemler, mühendislik parametrelerinin tespitinde kullanılıyor. Bunun yanında termal kamera ile görüntüleme, endoskopik kamera ile iç kesit tespiti, georadar taraması gibi yöntemler, yapım sistemini anlamak için önemli tespit yöntemleri.” dedi.

İzleme Sistemlerinin Rolü

Günümüzde teknolojinin restorasyon ve güçlendirme süreçlerine entegre edildiğine dikkat çeken Alaboz, “Yapılara yerleştirilen izleme sistemleri, hem mevcut hasar mekanizmalarının anlaşılmasına hem de bakım ve güçlendirme ihtiyaçlarının tespitine imkân tanıyor. Kendi geliştirdiğimiz kablosuz deplasman sensörleri ve pek çok farklı sensörden aldığımız veriyi sürekli izlememize olanak sağlayan kendi geliştirdiğimiz yazılımlar, ve saha testleri bu alandaki çözümlerimiz arasında.” diye konuştu.

Denetim ve Uygulama Süreçleri

Yapı denetim sürecinin diğer inşaat projelerinden farklı işlediğini belirten Alaboz, “Tarihi yapı projelerinde kullanılan malzemelerden uygulama tekniklerine kadar her aşama, proje müellifleri ve kurum uzmanlarınca denetleniyor. Ancak bu süreçlerde henüz standartların gelişmediği bir gerçek. Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi için, uygulama öncesi, süreci ve sonrasında, kullanılan malzeme testlerinin sıklıkla yapılması, uygulama sonrası yöntemlerin etkinliğinin ölçümlenerek belgelenmesi oldukça önemli.” ifadelerini kullandı.

Arke Mühendislik Depreme Dayanıklı Binalar Zirvesi'nde

Depreme Dayanıklı Binalar Zirvesi'nin bu yıl 3.'sü düzenlenecek. 9-11 Eylül 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek olan organizasyona birçok sektör oyuncusu katılacak. Arke Mühendislik de o katılımcılardan bir tanesi. Arke Mühendislik olarak sundukları hizmetleri tanıtacaklarını belirten Alaboz, Ziyaretçilere malzeme testleri, yığma yapı analizi ve yapı sağlığı izleme sistemleri üzerine geliştirdikleri sistemleş tanıtacağız.” dedi.