Robotlu Otomasyon Hattı ile Eviye Üretimi Gerçekleştiriyor

Eviye üretimi alanında 1992 yılından beri hizmet veren Ukinox, Düzce’de yer alan fabrikasında Kuka ve ABB olmak üzere iki farklı robot ile üretim gerçekleştiriyor.

Robotlu Otomasyon Hattı ile Eviye Üretimi Gerçekleştiriyor
ST Endüstri  Radyo

Eviyenin yapısı itibariyle robot kullanmanın zor olduğunu anlatarak konuşmasına başlayan Ukinox Mühendislik ve Ar-Ge Müdürü Ahmet Özer, “Biz şu anda robotlarla çalışmaya yoğunlaşıyoruz. Daha doğrusu hattın bazı bölümlerini kapatıp sadece otomasyonla çalışmak istiyoruz” diyor.

Eviye üreterek tüm dünyada tercih edilen bir Türk markası olarak yola çıkan Ukinox, paslanmaz çelik malzemeye istediği şekli veriyor ve 400’den fazla ürünün üretimini gerçekleştiriyor. Eviye üretiminde robot kullanımının özelliklerini konuşmak ve fabrikanın otomasyon sistemini incelemek için gittiğimiz Ukinox Düzce fabrikasında üretimin tüm detaylarına tanıklık ettik. Robotla çalışmaya yoğunlaştıklarını söyleyen Ukinox Mühendislik ve Ar-Ge Müdürü Ahmet Özer, üretim konusundaki yatırım planları ile ilgili bilgiler verdi.

Ukinox fabrikasının yapılanmasından ve üretim süreçlerinden bahsedebilir misiniz?

Ukinox’un Düzce’de bulunan fabrikasında eviye üretimi yapılıyor ve sadece paslanmak çelik ile üretim gerçekleşiyor. Hammadde bize sac olarak geldikten sonra istenilen ebatta kesiliyor ve preslerde sıvanıyor. Yaklaşık 400’den fazla ürün üretiyoruz. Bu ürünler, çok fazla prosesten de geçebiliyor. Ürünler ilk başta preslerden çıktıktan sonra sınıflandırılıyor ve bazıları yarı mamul, bazıları da mamul oluyor. Sonra biz onu gerekli yerlere götürüyoruz. Bizim elimizde bulunan zımpara makinası, polisaj makinası, kaynak makinası gibi birçok sistemin bulunuyor. Bunların hepsi bir araya gelince de bir tane eviye yapıyor.

Hammaddeleri nereden temin ediyorsunuz?

Hammaddelerin bir kısmını kendimiz getiriyoruz, bir kısmını da Türkiye’den alıyoruz. Satın aldığımız paslanmaz sac hammaddesini ihraç ettiysek bazı sorunlar çıkıyor. Çünkü bunu en son fark ediyorsunuz. Hammaddenin değeri 1 ise, işçilik 9’dur.

Yeni üretim hattı ile ilgili yatırımınız olacak mı?

Biz şu anda robotlarla çalışmaya yoğunlaşıyoruz. Daha doğrusu hattın bazı bölümlerini kapatıp sadece otomasyonla çalışmak istiyoruz. Bu konuya ağırlık vermemizin en önemli nedeni de sürecin sorunsuz bir şekilde ilerlemesini ve hata oranlarını sıfıra düşürülmesini sağlamak.

Otomasyon anlamında ham maddeden ürünün çıkışına kadarki süreci anlatır mısınız?

Hammadde bize önce rulo halinde geliyor. Biz paslanmaz çeliği yapacağımız ürüne göre uygun boylarda kesiyoruz ve preshanede dış şekilleri veriyoruz. Preshanelerde çıktığında ürün, eviye gibi görünüyor. Daha sonra parlatma zımparalama gibi yüzey işlemlerine geçiliyor. Parlaklık kişiden kişiye değişiyor ve maalesef bunun bir değeri yok.
Biz parlaklık ölçümünü bir cihaz sayesinde yapıyoruz. Cihaz ürüne bir ışık gönderiyor ve karşılığında o ışığı okuyup bir değer veriyor. Örneğin; verdiği 5 değeri bizim için parlakken, Amerika’daki müşterimiz için mat olabiliyor.

Eviyelerin bazıları üstten, bazıları da alttan takılıyor. Bu sebeple ürünler son aşamadan sonra kanallara ayrılıyor. Bu sebeple preshaneden çıkan ürünlerin bazıları kaynağa polisaja gidebiliyor. Burada da birkaç parçadan oluşan ürünler birleştiriliyor, yıkanıyor, kolileniyor ve paketlenip çıkışı yapılıyor.

Robotlar üretimin hangi bölümünde yer alıyor?

Bizim üretim hattımızda iki adet robot bulunuyor. Ancak eviye yapı itibariyle büyük fakat çok hafif bir parça. Bu sebeple eviye sektöründe genel anlamda robot kullanılmıyor. Robot kullanan fabrikaların genel özelliği ise kilogram açısından ağır ürünler üreten firmalardır. O firmalar ürünün ağırlığını, süresini ve gideceği uzunluğu verdiği zaman kendisine en uygun robotu seçebilir. Fakat eviye ortalama 1x50 cm uzunluğa ve 5 kilogram ağırlığa sahip olduğu için ona uygun modeli seçmek zor olabiliyor. Çünkü 5 kilogramlık bir parça için 100 kilogramlık robotlarla çalışmanız gerekiyor. Asıl önemli konuda budur. Robot, taşıdığı ağırlık arttıkça daha yavaş bir yapıya bürünür. Sizin burada kendi oluşturacağınız Kartezyen sistem daha hızlı olur.

Siz neden kartezyen robot tercih etmiyorsunuz?

Biz şu an sadece robotlarla ilgili denemeler yapıyoruz. Bizim üretim hattımızda zaten Kartezyen sistemler bulunuyor. Bunun ilk nedeni şu; sonuçta bu sizin tasarladığınız mekanik parçayı diyelim ki 1000’de 2 oranında hassasiyetinde tasarladınız ve teknik resme döktünüz ve üretmesi için birine gönderdiniz. Sizin çizdiğiniz parçanın hassasiyeti o adamın üretebileceği kadardır.

Burada hangi marka ve proseslerde kullanıyorsunuz?

Robotumuzun biri ABB, diğeri ise Kuka markaya ait. Robotlardan biri kaynak yapıyor. Diğeri ise henüz devrede değil. Devreye girdiği zaman preslere ürün besleyecek. Bu hatta uygun olup olmadığını denemek için ABB’den ikinci el robot getirdik. Eğer bu proses başarılı olursa, yerine yenisini koymayı planlıyoruz.

Şu an ABB’nin 200 kiloluk robotunu kullanıyoruz ve ihtiyacımızı anca karşılıyor. Çünkü taşımak istediğimiz parçanın boyu çok uzun. Şayet bu bir kaynak prosesi olsaydı hiçbir önemi yoktu çünkü çok küçük bir torç taşıyacaktı. İkinci bir sıkıntı da biçimsizliğinden kaynaklanıyor. Eviyenin çukurları var, Kartezyen bir sistemle kontrol etmeniz çoğu zaman daha kolay oluyor. Biz burada Siemens’in ürünlerini tercih ediyoruz.

Yeni robot yatırımlarınız için bir entegratör firma ile görüştünüz mü?

Görüşmeye devam ediyoruz ama biz entegratörden ziyade robot markalarıyla çalışmak istiyoruz. Fabrikamızda bir sensör grubu var. Kuka’nın yaptığı işi artık üzerindeki kaynak modülü çok kaba. Bilinen adıyla argon kaynak deniliyor. Argon kaynak modülü bizim malzememiz için çok kötü bir kaynak. Bunu lazerli bir sisteme adapte etmeye çalışıyor. Fabrikada üç boyutlu lazer scannerı var. Önce parçayı okuyup, robotun ona göre davranmasını istiyorum. Bu iş için Kuka’dan bilgi almak istedim. Kuka size şöyle bir şey yapıyor; bizim kullandığımız sensör profinet üzerinden haberleşiyor. İsterseniz bu yönetmel makinaları konuşturabilirsiniz. Kuka diyor ki sen eğer profinet istiyorsan ben ona ek bir modül takacağım, ücreti bu kadar. ABB’nin ürününde de her şeyi üstünde takılı, siz hangisini istiyorsanız onu kullanıyorsunuz. Böyle bir fark var. ABB bizimle daha çok ilgileniyor.

Robot yatırımı öncesi ne gibi fizibilite çalışması yaptınız?

Biz, Toshiba, Kuka ve ABB gibi birkaç robot firmasını ve birkaç entegratörü buraya çağırdık.Onlarla birlikte bu hattın nasıl yapılması, kaç tane robot kullanılması, prosesin genel yapısını konuştuk. Robotların duracağı noktalar üzerinde çalıştık. Birkaç firmadan da fiyat aldık bu konuda. Ama öyle fiyatlar aldık ki inanılmaz.

Robotlar için yazılım desteğini siz mi yapıyorsunuz?

Biz bunu kendi içimizde çözmeyi daha çok seviyoruz. Çünkü şöyle bir mevzu var, 6 eksenli bir robotun çalışmasını ya da çalıştırılmasını anlamak çok zor bir şey değil. Ama ben bu entegratöre çok bilgi vermeliyim burada. İşte bu pres böyle olmalı, bu eviye şöyle durmalı, doğrusu şu olacak bu olacak diye ve bu bana daha zor geliyor. Belki daha kolaydır onu da bilmiyorum zaten, hiç denemedim. Bir de karşı taraftan öyle bir fiyat aldığınız zaman, bakın burası ihracat yapan bir firma. Bir şey alacağı zaman sadece fiyat araştırmasını sadece Türkiye’de yapmıyor, tüm dünyada araştırıyor. Burada satış yapılan ülkelerin vatandaşları var yukarıda. Burada Amerikalı var bir tane, Rus var, Alman var, bir sürü yabancı ülkeden arkadaşlar var. Ben bir yedek parça getirtmek istediğim zaman bile hem Türkiye’den fiyat alıyorum hem de Avrupa’dan bakıyorum. Bunu daha çok fiyat anlamında değil, çabuk getirtmek anlamında yapıyorum.

Var mı peki böyle bir plan?

Yanlış hatırlamıyorsam biz bununla ilgili bir TÜBİTAK desteği aldık ama o konu çok benim konum değil. Ben daha çok teknik konularla ilgili uğraşıyorum. Bunu Çağdaş Bey daha iyi bilir. Çağdaş da genelde işte böyle bir proje yapacağımız zaman bizimle çalışan bir arkadaşımız. Biz bu kaynak prosesini de zaten TÜBİTAK ile beraber yapacağız.
Maalesef, ben işin maddi yönüyle çok ilgilenmem aslında ama böyle bir şey yapmak, bunları oluşturmak, olmayan bir şeyi yapmak istiyorsanız, yine aynı mevzuya geliyor ama birinin fikrini satın almak pahalıya geliyor. Ve bu fikir her zaman çalışmıyor.

Kaynak prosesinde şu anda kullanıyoruz. Neler yaşıyorsunuz?

Kullanıyoruz ama çok verimsiz. Sonuç elde ettirmiyorlar.

Yani manuel kaynak ya da kaynak makinesiyle yapılsa daha mı verimli olurdu?

Şöyle söyleyeyim size, biz daha önce hiç Tig Kaynağı’nı denemedik. Bize bunu satan firma dedi ki, sizin bununla uğraşmanıza gerek yok, biz size bu sistemi satalım, bu sistem bu işi yapar. Bunu bize satan bir entegratör. Reis bizdeki, Kuka’nın en büyük entegratörü. Dünyanın en büyük entegratörü. Çok büyük bir firma. Gel gelelim bunların merkezi de Almanya’da ve bizim irtibatta olduğumuz adamlar da bu adamlar. Dediler ki, biz size bu ürünü satalım, tamam dedik, anlaştık. Fiyatı da cazipti hakikatten, öyle çok da yüksek bir rakam istememişlerdi. Dedi ki işte biz bunu alalım, kullanalım, parçalar gönderdik, numuneler gönderdik. Onlar yapıp geri gönderdiler bize. Sonra bu alet buraya kuruldu, çalışmaya başladı ve biz fark ettik ki çok yavaş çalışıyor. Çünkü o prosesi yapabilmesi için o kaynağın uzun sürmesi gerekiyor. Nasıl söyleyeyim size, biz köşe köşe sac kıvrımlarını kıvırıp kutu yapıyoruz aslında. Fakat eviye çok görsel bir üründür, kimse orada herhangi bir çapak ya da bozukluk istemez. Hele bunun bir tanesine ciddi bir para ödeyecekse hiç istemez. Fakat Tig Kaynak çok daha kaba bir kaynak yöntemi. Çok işlem yapmanız gerekiyor sonradan üzerinde. Ve bu da size hem verimsizlik hem de zımpara maliyeti olarak geri dönüyor. Bakın Türkiye’de halihazırda zımpara üretilmiyor zaten. Biz ülkece zımparayı dışardan alıyoruz rulo şeklinde. Sonrasında onu şekillendirip, biçimlendirip içeride satıyorlar. Bu şirket, yıllık zımparaya 1 milyon lira ödüyor.

Çok ciddi bir rakam ki sadece zımpara.

Aynen öyle. Daha da ilgincini söyleyeyim size, Ukinox şirketinin en çok satın aldığı şey koli. Koliye daha çok para gidiyor, ambalaja yani. Avrupa’da bazı ülkeler var, bu adamların ambalajları çok daha çevreci. İşte bazısı farklı malzemelerden üretiliyor, geri dönüşüm malzemelerinden. Mısır nişastasından bile üretilen kutular var. Ama bunlar Türkiye’de üretilmiyor. Dedim ya, bir şeyin verimliliğini böyle kıyaslamak lazım. Hem enerji verimliliği, şimdi düşünün bu kaynak sisteminin gücü atıyorum 1 kW·h olsa, fakat benim bu sistemin karşısında çalıştıracağım zımpara 50 kW·h. Yani o kadar enerji vereyim ki o kaynak izini temizleyebilirim. Fakat ben bunu Lazer Kaynak ile yapsam, Lazer Kaynak modülü 20 kW·h’lik fakat hiçbir zımpara işlemi yok. Birisi 50 kW·h’e denk geliyor diğeri 20 kW·h’e. Yani bir şeyin verimliliğini tam olarak değerlendirmeye çalışıyorum. Derdim, mevzum, esprim de bu. Ayrıca evya Tig Kaynak için çok ince bir malzeme. Ortalama bir eviyenin sac kalınlığı 1 milimetredir. Bunun 0.80’i de olur 1.5’u da olur ama ortalaması 1 milimetredir. Ve 1 milimetredeki iki sacı birbirine bağlamak için Tig Kaynak kullanmak çok saçma bir yöntem. Sac 8 milimetre oluyor. Yapmaya çalıştığımız şey, dışarıdan bir robot alıp, üzerine bir Lazer Kaynak modülü bağlamak. Ama bununla ilgili çok başarılı entegratör firmaları var, özellikle Lazer Kaynak alanında.

Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2019, 11:05
YORUM EKLE

Robot Yatırımları

Markaküpü

Dergiler
Partnerler