Buna karşılık ülkemizden başka türlere yönelik örneklerden bahsedebilirim. Bir grup firma kendi potansiyelini objektif biçimde değerlendirdi ve benim her defasında farklı özelliklere sahip ekipmanları üretme yeteneğim bulunmuyor, dedi. Bu gruba dahil bazı firmalar ülkemizin marka değerinin düşüklüğünün inandırıcılığımızı azalttığından, işleri alma olasılığının düşüklüğünden de dem vurdular. Bu firmalar adede oynamaya ve adetle övünmeye devam etmekteler.
Az sayıdaki birkaç firma ise maceraya atılıp özel ekipman mühendisliği alanına girdiler ve bazı tecrübeler edindiler. Edindikleri tecrübelerin içine “tecrübe eğitimlerin en pahalısıdır” dersinin de dahil olduğunu gördüler…
2 Şubat 2013 tarihinde günü TÜSSİDE –Gebze’deki Üniversite – Sanayi İşbirliği Bölgesel toplantısında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Nihat Ergün bu konuya vurgu yaparak ülkemiz endüstriyel ekipman üreticilerinin ileri teknoloji ihracatının toplam ekipman ihracatı içindeki yüzdesinin düşüklüğüne dikkat çekti. Bugün bu düzeyin %5 dolayında olduğunu, hedefimizin %20 - 25 olarak belirlenmesi gerektiğini belirtti.
Bakan beyin gönlünden geçene katılmamak mümkün değil. Esasen kurum olarak da biz bu hedefin gerçekleşmesini destekleyecek bir misyona sahibiz. Bunun için de özel ekipmanları ilk defada doğru üretme yeteneğinin ne olduğunu kavramamız ve bu yeteneği kazanmamız gerekmekte.
Anılan yeteneğin kapsamı ile nasıl kazanılabileceği konusu gelecek ay bu sayfada…