REKABETİN ANAHTARI, ÜRETİM MALİYETLERİDİR

Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Proje Müdürü Nezahat Uzer, rekabetin anahtar elementinin üretim maliyetleri olduğunu dile getirdi.

REKABETİN ANAHTARI, ÜRETİM MALİYETLERİDİR
Dergi

Teknolojik gelişmelerin pandemi nedeniyle daha da ivmelendiğini belirten Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Proje Müdürü Nezahat Uzer, "Rekabetin anahtar elementi ise, üretim maliyetleri... Bu doğrultuda tüm dünya dijital fabrika kavramı üzerinde yoğunlaşıyor. Buradaki kilit bileşen de nesnelerin birbirleriyle bağlanması ve haberleşmesi. Birbiriyle konuşan cihazlar sayesinde mevcut üretim hattının takip edilmesinin, hammadde efektiflerinin sağlanmasının, Ar-Ge maliyetlerinin aşağıya çekilmesinin hatta pazardan gelen anlık bilgilere göre üretim hacimlerinin ve siparişlerin kontrol altına alınmasının rekabet koşullarına avantaj getireceği biliniyor." diyor. 

Uzer ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızın devamını sunuyoruz.

Kuşkusuz pandemi dönemi büyük projelerin, firmaların ana unsurunun teknolojiyle buluşmasının ciddi bir farkındalık olduğu ifade ediliyor. Siz bu farkındalığı gözlemliyor musunuz? Pandemi ile birlikte Endüstri 4.0 farkındalığı arttı mı?

2020’de teknolojik gelişimler hızla devam ederken, pandemi nedeniyle daha da ivmelenmiş durumda. Tüm dünyada ve Türkiye’de çok büyük bir değişim deneyimleniyor. Yeni süreçte mobil iletişim, giyilebilir cihazlar, akıllı araçlar, akıllı evler, akıllı şehirler, nesnelerin interneti, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojiyle gelişen iş modellerinin de değişimi hızlandıracağını düşünüyoruz. Markamızın faaliyet alanları açısından ele alırsak, üretim tüm dünyanın hassas konularının başında geliyor. Artan rekabet, maliyetlerin artışı, tüketici bilincinin artmasıyla yepyeni ihtiyaçların oluşması ve son sürat ilerleyen teknolojinin de yarattığı baskılarla işletmeler de farklı çözüm arayışları içine giriyorlar. Rekabetin anahtar elementi ise, üretim maliyetleri... Bu doğrultuda tüm dünya dijital fabrika kavramı üzerinde yoğunlaşıyor. Buradaki kilit bileşen de nesnelerin birbirleriyle bağlanması ve haberleşmesi. Birbiriyle konuşan cihazlar sayesinde mevcut üretim hattının takip edilmesinin, hammadde efektiflerinin sağlanmasının, Ar-Ge maliyetlerinin aşağıya çekilmesinin hatta pazardan gelen anlık bilgilere göre üretim hacimlerinin ve siparişlerin kontrol altına alınmasının rekabet koşullarına avantaj getireceği biliniyor. Fabrikalarda birbirleriyle konuşan robotların ve montaj ekipmanlarının oluşması, üretim verimliliğini önemli ölçüde artırabiliyor. Örneğin birbirleriyle konuşabilen robotlar, bir üretim esnasında oluşabilecek durumda “üretime devam edemiyorum, yardımcı olamayacağım” sinyalini üretebiliyor. Bu da üretim planlama için altın değerinde bir bilgi, duraksamaların önüne geçebilmek adına çok değerli bir veri. İnsanlar ve robotlar birlikte çalışarak belki de mükemmele yakın bir üretim çağını başlatacaklar. Günümüzde bu alanı tanımlayan olguya da Sanayi 4.0 diyoruz. Bu doğrultuda ülkemizde de çok önemli adımlar atılıyor. Hatta pandemiyle birlikte daha hızlı değişim gösteren yeni dünya düzeninde, teknolojik gücü doğru yönetebilecek akıllı toplum felsefesinin öne çıkacağını söylemek mümkün. 

Mitsubishi Electric olarak pandemi döneminde nasıl çalıştınız? Pandemi sonrasına nasıl hazırlandınız? 

Mitsubishi Electric, teknolojiyle iç içe yaşayan global bir firma olduğu için pandemi dönemine çok kolay uyum sağladı ve iş süreçlerini kolayca evden yönetebildik. Şu anda da kademeli olarak ofiste çalışıyoruz. Türkiye’de sanayiciler ve altyapı projeleri için iddialı bir çözüm ortağıyız. Bu nedenle sorumluluğumuzun da farkındayız. Bu süreçte iş ortaklarımızla iletişimimizi kesintisiz olarak devam ettiriyoruz. İş ortaklarımızın haricinde de özellikle sektör çalışanları ve öğrencilerle olan ilişkilerimizi dijital platformlar üzerinden yürütüyoruz. Mitsubishi Electric olarak bugüne kadar pek çok farklı sektördeki işletmelerin üretim hatlarını dijitalleştirmesini ve bu sayede akıllı üretime geçmesini sağladık. Yeni nesil otomasyon sistemlerimizle Türkiye genelinde uzun yıllardır çözüm sunduğumuz fabrikalarda son dönemde özellikle montaj hatlarında sunduğumuz çözümlerimizle varlığımız dikkat çekiyor. Pek çok farklı sektörde bu dijital dönüşümleri gerçekleştirdiğimiz üreticilerimizden çok olumlu geri bildirimler aldık. Giderek artan bir ivmeyle bu alandaki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu sayede de KOBİ’ler başta olmak üzere, Türk sanayicilerin Dördüncü Sanayi devrimine hızlı bir şekilde uyum sağlamalarına imkan tanıyoruz. Gelecek dönemde de sanayicilerin ve KOBİ’lerin çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.

Mitsubishi Electric’in gelecek dönem planları ve hedefleri nelerdir?

Global bir firma olarak, geçmişte olduğu gibi gelecekte de yine Türkiye’de olmaya ve Türk sanayisinin, fabrikalarının dijital dönüşüm sürecine entegre olmaya devam edeceğiz. Tüm dünya gibi ülkemiz de farklı bir dönemden geçiyor. Hedefimiz, iş ortaklarımızın memnuniyetini önde tutarak Sanayi 4.0 devriminin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi için çalışmaya devam etmek. Diğer yandan da dünyayı yakından takip edip güncel dinamikleri belirleyerek ve kendimize bir yol haritası çizerek bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 

Birçok projede yer almış kadın bir mühendis olarak işinizin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Kadın kimliğinden bağımsız olarak, mesleğimiz uygun zamanda, uygun mühendislik çözümleriyle tesisleri ve sistemleri kurmayı gerektiriyor. Problemleri çözmek veya sistemin çalışıyorsa devamlılığını sağlamak da işimizin zorlukları arasında… Çok fazla olmasa da erkek egemen bir sektörde çalıştığımız için sektör içinde zaman zaman bu durumun dezavantajlarını görebiliyorsunuz. Bu da bir kadın mühendis olarak, sizin çok daha fazla disiplinli olmanızı sağlıyor ve bu durum işinize pozitif olarak yansıyor. Ben kendi kişisel tecrübelerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki, çalıştığım kurum içerisinde kadın mühendis olmanın dezavantajlarını hiç yaşamadım, hatta tam tersine avantajlarını yaşadım. Aslında karşı tarafın size bakış açısı sizin onlara sunabildiklerinizle kolayca değişebiliyor. Size oldukça değer veren bir yapıya bürünüyor, işlerinizi kolaylaştırıyor. Ayrıca kadın olmanın getirdiği uzlaşmacı, detaycı düşünme ve karşı tarafın hissiyatını anlama yeteneğiyle birlikte aslında işinizi çok rahat çözümleyebiliyorsunuz. Burada önemli olan şirket politikası olarak da kadın-erkek kimliğinden bağımsız olarak uygun işe, uygun yetenekteki insanların seçilebilmesi… Bu sayede şirket içerisinde de cinsiyet eşitliği sağlanmış oluyor. Bu noktada şirketlere ve şirketlerin İK yönetimlerine önemli görevler düştüğünü düşünüyorum. 

Nezahat Hanım, son olarak sizi tanıyabilir miyiz?

İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği mezunuyum. Mühendisliği, devamlı gelişen dinamik yapısıyla heyecanlı bir meslek olması ve kariyer imkânlarının fazla olması sebebiyle tercih ettim. Lise çağlarında bunu düşünebilmek, hepsini üst üste oturtabilmek zor oluyor. Benim en büyük şansım o dönemde mimarlık okuyan ağabeyimin yönlendirmesiyle bu alana eğilmem oldu. Mitsubishi Electric’te yaklaşık 16 yıldır görev yapıyorum. İlk olarak proje mühendisi olarak göreve başladım. Şu anda da Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Proje Müdürü olarak görev alıyorum.

Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Proje Müdürü Nezahat Uzer ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızın ilk bölümüne aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: 

https://www.stendustri.com.tr/otomasyon/marmaray-a-107-bin-yazilim-izleme-h108255.html
 

Güncelleme Tarihi: 05 Ekim 2020, 15:51
YORUM EKLE

Noya

Festo

Dergiler
Partnerler