Galaksiden bakıldığında sarı yıldızın etrafında ve kendi ekseni etrafında dönmekte olan yer gezegeni kendi içinde nice çeşitli dünyalar içerir. Bunlar birbirlerinden boyut farklarıyla ayrılırlar. İlk sınır milimetre skalasıdır. Bu skala bizi böcekler dünyasına götürür. Bu dünya çeşitliliği ve nüfusu en yoğun olan dünyadır.
* * *
Milimetrenin binde biri ölçeğindeki dünya amipler, hücreler, mikroplar tarafından domine edilir. Böcekler bile burada Guliver’in devleri gibidir. İnsanoğlu mikro kosmos denilen bu dünyayı ilk kez mikroskoplarla keşfetmiştir. Ünlü fizikçi Richard Feynman bir konferansına “Aşağıda dolu yer var” başlığı vermiş ve araştırmaların yönünün mikro metre boyutuna kaymasını sağlamıştır. Bugün mikro kosmosa mikroelektromekanik sistemler (Microelektromechanical Systems; MEMS) aracılığı ile müdahale etmekteyiz. Adına mikro makine de denilen MEMS’ler o dünyanın yapay öğeleridir. Her ne kadar elektromekanik denilse de bunlar bal gibi mekatronik ürünlerdir. Çünkü sensörleri aracılığı ile topladıkları verileri işleyen mikroprosesörlere sahiptirler. MEMS’ler bugün uzay, tıp sektörlerinde, elektronik endüstrisinde çok önemli işlevler üstlenmiş makinelerdir.
* * *
Eğer ölçüyü bir kez daha bine bölersek nano kosmosa ulaşırız. Nano kosmos atom atom detaylandırılmış dünyadır. Orada canlılar olup olmadığını bilmiyoruz. Oranın kuralları galaksinin kuralları değildir, bizim dünyamızın kuralları da değildir. Hatta mikro kosmosun kuralları dahi değildir. Ne atom modeli ile Bohr, ne E=MC² formülü ile Einstein o dünyayı tanımlayabilmiştir. Ancak şaşırtıcıdır ki bizim dünyamız da evren de nano kosmosa dayanır. Çünkü her şey nano ölçekli yapılar üzerine kuruludur. Örneğin; bir metal levhanın dayanıklılığı nano ölçekli parçaları arasındaki kuvvet tarafından belirlenir. Keza bir otomobil lastiğinin esnekliği de bu düzeydeki ilişkilere göre oluşur. Bir cam şişenin şeffaflığı da aynı şekilde moleküllerinin yapısı tarafından belirlenir. Tüm nesneler de nano dünyada şekillenir. Her şey nano dünyada kurgulandığı için bugün gelişmiş ülkeler nano dünyaya inebilmek, kimyayı, biyolojiyi, gıdaları, makineleri, imalatı, endüstriyi, ekonomiyi, hatta kültürü dönüştürecek duruma gelmek için büyük bir yarış içindedirler.
Sadece büyük olmak değil, çok küçük olmak da büyüklüktür.