Çağımız ürünleri çok karmaşık! Endüstri ve tüketici ürünlerinin ileri derecede mekatronik olmaları tasarımlanmalarını ve üretilmelerini karmaşıklaştırıp zorlaştırmaktadır. Bu da dünya çapında bile olsa tek bir firmanın gücünü çoğu zaman aşmaktadır. Bu görüşü doğrulayacak sayısız örnek bulunmaktadır. Bir tanesi Nokia, hp ve Cisco işbirliğidir; telefonunun çektiği fotoğrafı kablosuz iletişimle printerden bastırmak isteyen Nokia hp ile baskı, Cisco ile sinyal işleme alanında ortak çalışma yapmak zorunda kalmıştır. Bir başka örnek Windows’tur. Intel MS ile ortak çalışma yürütmeseydi Windows pazara çıkamazdı. Airbus’ın öyküsü daha çarpıcıdır. Avrupa Boeing’e rakip olabilmek için beş ülke firmalarından oluşan bir konsorsiyum kurmuş, Airbus böylelikle havalanabilmiştir. Sansasyon yaratacak bir ürün meydana getirebilmek için firmaların yetenek havuzlarını birleştirmeleri artık zorunludur. Burada çok önemli bir nokta da ortak çalışma içine girecek firmaların aynı coğrafi bölgede toplanmalarıdır. Bu şekilde yapılanan firmalara “endüstriyel küme” adı verilmektedir. Kümeler yarattıkları sinerji ile adeta voltranı oluşturarak olağanüstü başarılar yakalamaktadırlar. Silicon Vadisi, Hollywood kümelerin yararının diğer bazı kanıtlarıdır.
* * *
Küme kavramı Michael Porter tarafından ortaya atılıp popülarize edilmiştir. 1990 yılında “Ulusların Rekabet Avantajları” isimli kitabında Porter firmaların güçlerini birleştirmeleri ile çok yüksek performanslı yapılara erişebileceklerini ve böylelikle global rekabette öne geçebileceklerini ileri sürmüştür. Kümeler şirketlerin üretkenliğini arttıracak, inovasyon getirecek ve yeni şirketler yaratacaktır. Porter coğrafyanın bazı yerlere maden, liman, ucuz işgücü, yetenekli uzman gibi lütuflar bahşettiğini ancak önemli olanın bu lütuflar arasındaki işbirliğini verimlilik artışı ve maksimum katma değer yaratacak şekilde kullanmak olduğunu vurgulamıştır. Bunun için de kritik eşiğe ulaşmanın şart olduğunun altını çizen ünlü bilim adamının görüşlerinin önemi kısa süre içinde geniş kitlelerce kavranmış ve “nasıl küme oluşturabiliriz?” sorusu gündeme oturmuştur.
* * *
Bu soruya doğru yanıt vermeyi başarmış bir kurumumuz var: OSTİM. Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı küçük ve orta ölçekli sanayi üretim alanlarından biri olan OSTİM Organize Sanayi Bölgesi’nde bugün dört adet küme bulunmaktadır. Bunlar “yenilenebilir enerji ve çevre” kümesi, “medikal sanayi” kümesi, ”iş ve inşaat makineleri” kümesi ile “savunma ve havacılık” kümesidir. Geçen hafta görüştüğüm OSTİM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Doç.Dr. Sedat Çelikdoğan küme olmanın önemini işaret ederek Almanya’da 380 küme olduğu bilgisini verdi ve sürekli yeni küme oluşturma çalışmaları içinde olduklarını müjdeledi. Biz de ST Ağır Sanayi dergisi olarak küme kavramını gündemde tutmayı ve OSTİM’lerin sayısının artmasını sağlama gayreti içinde olacağız.
* * *
Küme kavramı Osmanlı’daki Ahilik ve Lonca teşkilatları ile aynı ruha sahip. Her şeyi eskiye döndürme çabası içinde olunan bir dönemde küme oluşturmak da sanayi politikasının gündemine alınırsa faydalı bir iş yapılmış olur.