Polinet - Ana Sayfa

Çıraklıktan başladığı işte sektörün lideri oldu

ST Endüstri Radyo

Tayfun Özdemir, 12 yaşında çırak olarak başladığı kalıp üretimindeki başarısını, kendi firması olan Mutasan Kalıp Makine markası ile bugün zirveye taşımış bir iş adamı. İskele sistemleri sektörü başta olmak üzere birçok sektörün kalıp ihtiyacını karşılayan marka, yalnızca yurt içinde değil yurt dışında da aranan bir isim. Zira Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok bölgeye ihracat gerçekleştiriyor. Bunda Mutasan’ın hem üretim teknolojisinde hem de standartlarda dünyadaki yenilikleri yakından takip etmesinin payı büyük.

Mutasan markasının hikayesi nasıl başladı?


1997 yılında mesleğe başladım, 15 yıl bir firmada çalışmamın ardından 2012 yılında kuzenim Murat Genç ile MUTASAN isminde kendi şirketimizi kurduk. Yaklaşık 1.5 yıllık ortaklığımızın ardından o zamanki şartlardan dolayı ayrılmak zorunda kaldık. Mutasan ismide buradan gelmektedir. Yaklaşık 20 yıldır bu sektörde faaliyet gösteriyorum.  Şirket olarak ağırlıklı olarak iskele kalıp sektörüne hizmet sunuyoruz. 2015 yılına kadar iskele sektörüne kalıp imal ettik, 2015’den sonra imalat yapmaya ağırlık verdik. Yeni kurulan birçok iskele fabrikasına iskele üretebilmeleri için kalıp ve gerekli makinaları yapıyoruz. Yurt dışında ve yurt içinde birçok müşterimiz mevcut. İskele ve kalıp sektöründe faaliyet gösteren birçok firma ile çalışıyor, kendilerine proje özelinde çözümler sunuyoruz. Aynı zamanda mobilya sektörüne yönelik çözümlerimiz de bulunuyor. Bu kalemde tamamen Avrupa ülkelerindeki firmalarla çalışıyoruz.  2019 yılında gerçekleşecek olan Avrupa’nın en büyük mobilya yan sanayi Fuarı’na katılacağız. Almanya, Macaristan, İtalya, Avusturya, Litvanya ve Romanya başta olmak üzere Avrupa’daki birçok ülkeye ihracat yapıyoruz. Şu an 3-4 ürünümüz var, ürün çeşitlerimizi de zenginleştirmek istiyoruz. Bunu başarmak için pres yatırımları yapıyor ve kalıp çeşitliliğimizi arttırıyoruz. Yeni makina yatırımlarımızın olması nedeniyle fabrika için yer bakıyor ve 2019 yılı öncesi taşınmayı planlıyoruz.


İskele kalıp sektörüne sunduğunuz hizmetleri biraz detaylandırabilir misiniz?  


İskele sistemleri için TSE belgesinin zorunlu kılınması ardından iş yoğunluğumuz arttı. Sektörde iş yapmadığımız firma yok diyebiliriz.  İskele sektöründe yurt dışı ağırlıklı hizmet veriyoruz. Katar, Rusya, Dubai, Cezayir, Iraki Kazakistan gibi ülkelere çalışıyoruz. Hızlı çözüm sunuyoruz, yıllardır aynı sektöre hitap ettiğimiz için müşterilerimiz içinde avantaj oluyor. Çünkü aynı dili konuşuyoruz. Proje bazında özel taleplere de cevap verebiliyoruz.


İş güvenliği çok önemli iskele kalıp sektöründe. Bu alandaki önlemleriniz nelerdir?
İmalat sektöründe pres işi tehlikelidir. Manuel basılan kalıplar vardır. Biz bunu tam otomatiğe çevirerek yaşanılabilecek iş kazalarını minimize ettik. Servo sürücü mantığıyla çalışan bir sistem elde ettik.  İş güvenliği boyutunda payımıza düşeni bu şekilde yerine getirdik. Üretim aşamasındaki iş kazalarını engellemek için kalıpları prograsif kalıba çevirerek hatasız üretmeye yönlendirdik insanları. 


Sizi tercih edilir kılan en önemli özelliğiniz teknolojik donanımınız. Biraz sahip olduğunuz teknolojiden bahsedebilir misiniz? 


Bünyemizde CNC işleme merkezleri ve telerezyon makinaları bulunmaktadır. Birçok şeyi kendi bünyemizde halledebiliyoruz. Entegreleşme konusunda ciddi yatırımlar yaptık. Bir müşterinin kalıbı kırıldığı zaman aynı parçayı yapıp gönderdiğimizde sorunsuz işine devam edebiliyor. Böylece müşteri hızlıca çözüme kavuşmuş oluyor. Teknoloji yatırımımız buna izin veriyor. Pres parkurumuz sayesinde kendimizde üretim yaptığımız için müşterilerimizle kulvarlarımız aynı olmasa da üretim şartlarımız aynı olduğu için onların ne demek istediğini anlayıp hızlı aksiyon alabiliyoruz. Avrupa’ya çalıştığımız için zaten böyle olmak zorundayız.
İskele kalıp sektöründe hangi ülkelerle çalışıyorsunuz? 
Cezayir, Rusya, Mısır, Katar, Dubai, Irak, Kazakistan ilk anda sayabileceğim ülkeler. Ukrayna ve Sırbistan da listeye eklenecek gibi görünüyor, görüşmelerimiz devam ediyor. Gitgide zenginleşiyor müşteri portföyümüz.


Diğer ülkelerle çalışmanın Türkiye’ye kıyasla ne gibi farklılıkları oluyor? 
Her ülkenin kendine göre şartları var. Arap ülkeleri için bunu söyleyemeyiz, biraz geriden takip ediyorlar sektörü. Belli bir standartları yok, Türkiye’den alıyorlar her şeyi. Ancak Avrupa’nın kendine has standartları var. Avusturya ziyaretimiz esnasında görüştüğüm bir firma Türkiye ve Avrupa ülkelerine iskele satmalarının mümkün olmadığını söyledi. Kendi ülkelerine has standartlar getirmişler ki orada üretmekten başka şans bırakmamışlar. Kimi ülkeler böyle kapalı olabiliyor. TSE, Almanya’ya yakın bir standardı baz aldığı için bizim üretimlerimizin de artık Alman üretimine yakın olduğunu söylemek mümkün. 
İskele kalıp sektöründe yeni standartlar da yolda. Kalıp altı iskele sistemleri için yeni standartların gelmesi planlanıyor. Neler düşünüyorsunuz sektöre gelen yenilikler hakkında?
Avrupa’da teleskopik direk, flanşlı iskele, H tipi iskele, kalıp altı iskele, yürüme platformu, kolon ve panel kalıplarının standardı var zaten. Türkiye’de aşama aşama bu standartlar uygulamaya alınıyor. Güvenlikli iskele diye bilinen H tipi iskele ve flanşlı iskele TSE belgesine geçildi. Ancak diğer saydığım ürünlerin TSE standardı yok. Şimdi bunlar belirlenme aşamasında. Merdiven altı diye tabir edilen üretim mantığı tamamen ortadan kalkacak.


Siz yeni gelecek standartlara hazır mısınız?
Biz yeniliklere hazırız. Daha öncede söylediğim gibi ciromuzun yüzde 50’si Avrupa ülkelerine yaptığımız satışlardan. Bu nedenle o ülkelerin kalitesine ulaşmış bulunuyoruz, herhangi bir eksiğimiz yok. Yeni standartları uygulamaya geçen firmalarımız oldu, biz de bu firmalara kalıp aşamasında destek verdiğimiz için tecrübe edindik.


İskele kalıp sektörünün gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? İhtiyaçlar, beklentiler ve elde edilenler özelinde neler söylersiniz? 
Sektörde var olan firmaların alt yapıları uygun olmasına rağmen yeterli ihracat ve satış yapmadıkları için geride kalıyorlar. Bu da karlılığı ve satış döngüsünü köreltiyor. Bunu aşmanın yolu kaliteli üretim ve Avrupa ülkelerine ihracattan geçiyor. Robotlu üretime geçen firma sayısı çok düşük. Teknolojiyi takip etmeyenler rekabet gücünü de kaybediyor. Kendilerini geliştirmeyen, teknolojiyi kullanmayan, yurt dışı fuarlarına katılmayan firmalar gün geçtikçe erimeye ve yarıştan kopmaya maruz kalacaktır.


Yeni dönem hedefleriniz neler? 
İskele kalıp sektöründe yeni tasarladığımız kalıp ve makinalarımız var, partner firmamızla bunların geliştirmesini yapıyoruz ve sonuç almaya başladık. Yakında diğer firmalara bu ürünlerin satışı konusunda teklifler vereceğiz. Sektörde ihtiyaçları görüyor ve o doğrultuda geliştirmeler yapıyoruz. Üretim kısmımızla ilgili hedeflerimiz büyük, kalıpçı alt yapımız sayesinde hızlı yol alıyoruz. Mobilya mekanizmaları konusunda Almanya ve dünyanın sayılı firmalarıyla ortak ürünler geliştirmekteyiz. Bu ürünler sayesinde ciromuzu ve ihracatımızı arttıracağız.


Sizinki tam bir başarı hikayesi. Çıraklıktan gelerek kurduğunuz şirketinizin geleceği için öngörüleriniz neler? 
Çırak olarak başladığım firmada 15 yıl çalıştım ve 27 yaşında iş yerimi kurdum, yedinci yıla giriyoruz. Başarı tesadüfi değildir, çok çalışmak gerekiyor. Sektörde kadro çok önemli, çalışma arkadaşlarınız da sizinle aynı düşünmeliler.  Ben bu konuda doğru arkadaşlarımla çalışıyorum ve sağlam bir çekirdek kadromuz var. Herkesin kendi işi gibi benimsediğinde başarı olmaması mümkün değil… Şirketin büyümesi için makine yatırımlarımız devam ediyor. Bu yıl içinde büyük bir yere geçmeyi planlıyorum. Şu an 750 metrekarelik bir yerdeyiz, hedefim 2 bin metrekarelik bir fabrika binasına geçmek. İkitelli-Hadımköy civarında yer arıyoruz. Yatırımımızı yaptığımzda yeni bir makine parkuru da kuracağım. İskele ile ilgili yedek parça üretme hedeflerimiz var. İskeleyle ilgili maliyet düşürecek Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz. 


Yetiştirilmiş eleman bulmakta sıkıntı yaşıyor musunuz? 


Bu bizim ciddi bir sıkıntımız. Bir kalıpçının yetişmesi minimum 15 yıl sürüyor. Ama günümüzde gençlerimiz daha çok beyaz yaka olarak çalışmak istiyorlar.  Masa başı iş daha cazip gelmektedir. Meslek liselerinden stajerler alıyoruz,  bizim çıraklık dönemimizdeki zorlukların yarısını yansıtmadığımız halde çalışmak istemiyorlar. 10 yıl sonra çalışacak eleman bulamayacağız. Meslek liselerinde kalıpçılık bölümü yeni açıldı. Ama onların dahi bu sektöre devam edeceğini düşünmüyorum. Birilerinin bu işi yapması gerekiyor,  üreten ekonominin önemini her gün görüyoruz. Ülke olarak bağımsız olmak istiyorsak her şeyi üretmemiz gerekiyor. Bu nedenle de üretimin temeli kalıptır, kalıpsız bir üretim mümkün değildir.

Robot Yatırımları
YORUM EKLE
İlişkili Haberler
SEKTÖREL BÜLTENE ABONE OL
Dergiler
Partnerler