O yüzden de tartışmalar fosil yakıtların bitmesinden sonra enerji sorununun nasıl çözüleceği üzerinde yoğunlaşıyordu. Artık fosil kaynaklar tükenmeden atmosferin sınır karbondioksit değerine ulaşacağını biliyoruz.

*   *   *

2000’den beri her yıl atmosfere sekiz milyar ton karbondioksit salınıyor. 2010 yılında atmosferde 400 ppm karbondioksit bulunduğu ölçülmüş. Araştırmalar kömür, doğalgaz ve petrol kullanımı öncesindeki değerin 280 ppm olduğunu ortaya koyuyor. O dönemlerde ortalama atmosfer sıcaklığı 14 °C (derece Celcius, çoğu kişinin dediği gibi derece santigrad değil!) imiş. Bugünkü 400 ppm karbondioksit düzeyinde bu değer yaklaşık yarım derece artış göstermiş.
Karbondioksit parçacığı sayısı ile ortalama atmosfer sıcaklığı arasındaki ilişkinin fonksiyonu henüz bilinmediğinden bundan sonra ne olacağını kestirme olanağımız bulunmuyor. Ayrıca hesaba katılması gereken asıl etmen atmosfer ısınmasının etkileri konusu ki bu da tam anlamıyla öngörülemiyor. Ancak raporlar milyonda 450 karbondioksit parçacığı eşiğine saygı göstermemiz gerektiğini söylüyor. 

   *   *   *

Şimdiye kadar insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük kozmik sınav olarak kabul edilen bu problem çözebilmek için pek çok şey yapmak gerekiyor. Bunların önemli bir kısmı gündelik basında her gün yer alıyor. Rüzgar, güneş, hidrolik, jeotermal, hidrojen, nükleer enerji kaynaklarından daha çok yararlanma, biyoyakıt kullanımının artması gibi. Özel yayınlarda bahsedilen ve az bilinen önlemler ise; kömür santrallerinin, tüketeçlerin verimliliklerinin arttırılması, araçların yakıt verimliliklerinin 12km/litre’den 25km/litreye çıkartılması vb. Bir de çok az yerde görülebilen öneriler bulunuyor. Bunların başında da karbon tutma sistemlerinin kullanımı geliyor.  Ormanlar, okyanuslar ve toprak doğal karbon tutucular. Ancak kapasiteleri bizim saldıklarımızla başa çıkabilecek düzeyde değil.  O nedenle her nerede karbon salınımı oluyorsa orada, kaynağında karbonu hapsetmek, atmosfere karışmasını engellemek gerekiyor. Gelişmiş ülkeler işe termik santrallerden başlamayı planlıyor.  Gelecek nesillerimizi düşünüyorsak bu çalışmalara hemen başlamak gerekiyor.