Amaç bu olunca da fabrika içi taşıma maliyetleri, hammadde savurganlıkları, stok giderleri, işgücü harcamaları, istenmeyen duruşlar ve zaman israfları nasıl engellenebilir soruları cevaplanmaya çalışıldı. İmalat yönetiminin nirvanası olan ünlü “Yalın Üretim” felsefesi dahi sadece bu maliyetlere odaklandı, enerji verimliliği kavramının adını bile anmadı.
Bugün enerji maliyetlerinin, özellikle ülkemizde, rahatsız edici düzeye çıkması enerji iştahı yüksek fabrikalarda çeşitli tasarruf ve verimlilik inisiyatifleri başlattı. Çoğu yerde ilk adım enerji tüketiminin gerçek zamanlı, ancak lokal olarak ölçülmeye başlanması ile atıldı. İlk bakışta iyi niyetli ve yararlı bir tutum olarak görülse de bu yaklaşım tüm tesisi bütünsel biçimde ele almadığı için genel optimizasyon değil, yalnızca alt optimizasyonlar sağlayabilmekte. Alt optimizasyonların toplamı sistem optimizasyonu anlamına gelmediği için de sonuç potansiyelin altında kalmakta.
Enerji verimlilik çalışmalarında görülen bir pratik de atık ısıyı geri ka zanma girişimi. Bu da ilk bakışta yararlı görünmesine karşın özünde reaktif olan ve bırakalım önce süreç enerjiyi verimsiz kullansın, biz atılanı toplayalım, yanlış mantığındaki yaklaşıma bir örnek. Burada da “zararın neresinden dönsen kardır” deyişine uyan değil, enerjiyi verimli kullanan süreçler tasarımlamak işin doğrusu.
Hataları sonradan telafi etmek değil, enerjiyi hata yapmadan kullanmak değerlidir.