Çok önemli bir etmen de su koçlarıdır. Su koçu akış aniden durduğu zaman ortaya çıkabilen bir durumdur. Hareket halindeki akışkanın kütlesi ile hızının çarpımına eşit olan kinetik enerjisi sönümlenmez ise sisteme maksimum genliği ile transfer edilir. Eğer akışkan sıkıştırılabilir nitelikli değilse bu transfer tüm enerjiye eşit olur ve tesisatta zorlanma yaratır. Zorlanma borularda çap genişlemesi, zayıf noktalarda yırtılma, vananın kullanılmaz hale gelmesi türünden sonuçlar verir. Eğer sistem zorlanmaya dayanırsa titreşimle birlikte borulara çekiçle vuruluyormuş gibi bir ses de duyulur. Bizde su koçu denilen bu fenomene İngilizcede su çekici denmesi bu ses benzerliği nedeniyledir. Vananın son %15’inin kapanma hızı su koçunun büyüklüğünü belirleyen birincil faktördür.
 
Çek vanası olası su koçlarının meydana gelmesini de azaltacak tarzda seçilmelidir. Burada su koçu olmasın diye ters yönde akışa izin vermek sisteme büyük zarar getirebileceğinden bir seçenek değildir. Geri kaçan sıvı özellikle pompayı tersine döndürecek güçteyse ciddi zararlar oluşur. Çek vanası da zaten bu durumu önlemek amacıyla vardır!
 
Çek vanası konusundaki asıl sorun da su koçları değil, sıvıyı geri kaçırmalarıdır. Yolunuz proses firmalarına düştüğünde çek vanaları ile aralarının nasıl olduğunu sorarsanız pek çoğu size çalışmıyorlar ki yanıtını verecektir.

Çalışmayan vanaları seçenlere önerim arada bir içki içmeleridir; çünkü şişe ağızlarındaki çek vanalarının tamamı sorunsuz çalışmaktadır, örnek alabilirler.

İçten sevgilerimle…