Raporun kalan kısmı ise başka bir gerçeğe işaret ediyor. Vinç üreticileri yeni teknolojileri pahalı olarak algılıyorlar. Firmalar yeni bir teknoloji çıktı lafını duyduklarında zihinlerinde hemen “kim bilir ne kadar pahalıdır” diyorlarmış. Bu noktada Avrupa Birliği ülkelerindeki üreticilerden ayrıldığımızı düşünüyorum. Çok şükür tanıdığım vinç firmalarının sahip ve yöneticileri hiç bir yeni teknolojiye bu önyargı ile yaklaşmayacak kadar sorgulayıcı, beyinlerini kullanan, araştıran kişiler.
Bunda rahmetli Vehbi Koç’a atfedilen bir hikâyeciğin rol oynağını düşünüyorum. Bilmeyenler için yazayım. Bir yakını Koç’a çok değerli bir yönetici ile tanıştığını ve mutlaka yakın çevresinde, en azından şirketlerinden birinde değerlendirmesi gerektiğini söyler. Adamın ismini alan Vehbi Bey tek bir görüşe itibar etmeyerek araştırma yaptırır. Tanıyanlar bulunur, nasıl biridir diye sorulur. Yanıtlar hep pozitiftir. Topladığı bu olumlu veriler üzerine Vehbi Bey yöneticiyi öğle yemeğine davet eder. Yemek bittikten sonra tavsiyede bulunan yakını Vehbi beye tavsiye ettiği kişiyi nerede istihdam edeceğini sorar. Hiçbir yerde diye yanıt verir patronların ustası. Çorba gelir gelmez tadına bakmadan hemen tuz ekti, bu kadar önyargılı birinden iyi yönetici olamaz!
Bizdeki sorun ilk fiyat ile toplam yaşam çevrimi maliyeti arasındaki farkın firma tercihlerine ve satış görüşmelerine yön verememesinde. Böyle olunca yüksek verimli motorlar, sürücü gibi sektör için yeni sayılan teknolojiler uzun vadede kullanıcıların çok lehine olduğu halde ilk fiyatı yükselttiği için bir türlü vinçlere dahil olamıyor.
Önyargıyı yıkmayı rahmetli öğretmiş, bakalım ilk fiyat-toplam yaşam çevrimi farkını öğretmek kime nasip olacak…