Bakım onarım denince akla geleneksel olarak makinelerin rutin bakımlarının yapılması ve tamir işlemleri gelir. Fakat endüstrinin 4.0 ve yapay zekayla çağ atlaması ile birlikte makinelerin endüstrideki hacmi ve karmaşıklığı arttı. Sumitomo Rubber AKO Mekanik Bakım ve Güvenilirlik Mühendisi Osman Güneş, üretilen ürünlerin farklı ekonomik ve performans odaklı beklentilere uygun cevaplar verebilmesi için ürünlerin, dolayısıyla makine parametrelerinin de çeşitlendiğini ifade etti. Makine ve üretim tarafındaki detayların artmasının ise bakım onarım faaliyetlerinde ihtiyaca cevap veren reaktif hamleler dışında proaktif gereksinimler de oluşturmaya başladığının altını çizen Güneş, “Üretim verimliliği, yeni ürün entegrasyonu, güvenlik/geliştirme odaklı iyileştirmeler ve zorunlu paydaş iletişimi, bakım onarım departmanını stratejik anlamda gelişmeye zorladı ve bu sayede bugün Stratejik Varlık Yönetimi'nden (Strategic Asset Management - SAM) bahsedebilir olduk. SAM ise geleneksel bakım yönetimine kıyasla proje yönetimi alanına giren zaman, kapsam ve maliyet üçgeni ile birlikte risk ve paydaş yönetimini odağına alır. Bu, daha önce bahsettiğimiz proaktif yaklaşımın temelini oluşturur.” dedi.
Geleneksel bakım mühendisliğinin büyük ölçüde teknik becerilere dayandığını vurgulayan Güneş, termodinamik, hidrolik veya mekanik bilginin sorunları çözmek için elzem olduğuna değinerek, “Ancak Stratejik Varlık Yönetimi devreye girdiğinde, mühendisten beklenen sadece makineyi tamir etmesi değil, makinenin değerini ve yaşam döngüsünü yönetmesidir. İşte bu noktada, Proje Yönetimi disiplini bir metodoloji olmaktan çıkıp, mühendisin sahip olması gereken temel bir yetkinlik setine dönüşür.” ifadelerini kullandı. Proje yönetimi bilincinin bakım mühendisine olaylara sadece "arıza" penceresinden değil, "süreç ve sonuç" penceresinden bakma yetisi kazandırdığını kaydeden Güneş, “Bu bilinç, her bakım faaliyetini bir proje olarak görmeyi gerektirmez; ancak her faaliyette proje yönetimi disiplininin getirdiği analitik sorgulamayı kullanmayı şart koşar.” dedi.
SAHADAKİ FAALİYETLER TEMEL OLARAK İKİ FARKLI DİSİPLİNLE YÖNETİLMELİ
Bir bakım mühendisinin veya yöneticisinin masasında teknik problemler kadar yönetimsel süreçlerin de yer tuttuğunu belirten Güneş, verimliliği artırmanın yolunun masadaki işlerin yönetim metodolojisini doğru belirlemekten geçtiğinin altını çizdi. Sahadaki faaliyetlerin temel olarak iki farklı disiplinle yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Güneş, disiplinleri şöyle açıkladı:
“Birinci grup, Süreç Yönetimi kapsamındaki işlerdir. Periyodik bakımlar, otonom bakım kontrolleri, titreşim ölçümleri ve standart parça değişimleri bu gruba girer. Bu işlerde temel hedef, varyasyonu azaltmak, standartlaşmayı sağlamak ve sürekliliktir. Burada arzulanan işlerin rutin ilerlemesidir.
İkinci grup ise Proje Yönetimi gerektiren işlerdir. Bakım departmanının ‘stratejik ortak’ kimliğine büründüğü kırılma noktası burasıdır. Bu grup sadece arıza onarımını kapsamaz, aynı zamanda yeni bir makine hattının kurulumunu, fabrika genelini etkileyen kapsamlı revizyonları diğer paydaşlardan (İSG, Üretim, Kalite) gelen tasarım ve iyileştirme taleplerini içerir. Bu faaliyetler rutin değildir; başlangıcı ve bitişi bellidir, sınırlı bir bütçesi ve kendine özgü kısıtları vardır. Sektörde sıkça karşılaşılan verimsizliklerin ve bütçe aşımlarının kök nedenlerinden biri, proje niteliği taşıyan bu benzersiz işlerin, rutin bir bakım faaliyeti refleksiyle yönetilmeye çalışılmasıdır.”
MÜHENDİSLİK BAŞARISININ ÖN ŞARTI
Proje yönetimi literatürünün temeli olan "Demir Üçgen"in (Kapsam, Zaman, Maliyet), bakım sahasındaki her stratejik hamlede karşılarına çıktığını ifade eden Güneş, “İster kapsamlı bir revizyon olsun, isterse İSG departmanının talep ettiği özel bir erişim platformu tasarımı olsun; bu dengeyi kurmak mühendislik başarısının ön şartıdır. Ancak bakım projelerinde bu üçgene genellikle gizli bir dördüncü köşe eklenir: Kalite ve Güvenlik. Örneğin, üretim sahasına yapılacak acil bir hat revizyonunu ele alalım. Üretim planlamasının sadece 48 saatlik bir montaj penceresi verdiği (Zaman), bütçenin sınırlandığı (Maliyet) ve makinenin tam kapasite çalışır halde teslim edilmesinin beklendiği (Kapsam) bir senaryoda, geleneksel yöntemler yetersiz kalacaktır. ‘Hızlı olsun, ucuz olsun, tam olsun’ baskısı altında mühendis, proje yönetimi disiplinine sahip değilse genellikle kaliteden veya güvenlikten ödün verme riskiyle karşı karşıya kalır. Proje disiplini, bu riskleri saha çalışması başlamadan önce, planlama masasında öngörmeyi ve "neyin feda edilebileceğini, neyin edilemeyeceğini" verilerle yönetmeyi gerektirir.” diye konuştu.
PMBOK (Proje Yönetimi Bilgi Birikimi Kılavuzu) içerisindeki bilgi alanlarının bakım mühendisleri için aslında birer yönetsel alet çantası olduğunun altını çizen Güneş, bir bakım mühendisinin her gün devasa projeler yönetmese bile, bu bilgi alanlarına hakim olduğunda sahadaki kaosu yönetilebilir süreçlere dönüştürdüğünü kaydetti.
- Entegrasyon Yetkinliği: Bakım faaliyeti asla izole gerçekleşmez. Üretim planı, tedarik zinciri ve İSG gereklilikleri iç içedir. Entegrasyon yetkinliği, mühendise mekanik, elektrik, yazılım ve inşaat gibi farklı disiplinlerin gerekli durumda gerektiği sırayla, bir orkestra uyumuyla çalışmasını sağlama becerisi kazandırır.
- Kapsam Disiplini ve Kapsam Kayması: Sahadaki en büyük verimsizlik, sınırları çizilmemiş işlerden kaynaklanır. Çalışmanın uygulanması başladığında “şuraya da bir çit çekelim”, “şurayı da boyayalım”, “şu parçayı da yenileyelim” yaklaşımları, literatürde "Kapsam Kayması" olarak adlandırılır. Proje bilincine sahip bir mühendis, küçük bir revizyonda dahi kapsamı net çizgilerle belirleyerek kaynak israfını ve süre aşımlarını engeller.
- Tedarik Yönetimi: Bakım projelerinin zayıf halkalarından biri genellikle lojistiktir. Bakımda kullanılacak kritik parçanın gümrükte takılması veya yanlış sipariş edilmesi, koca bir üretim hattını durdurabilir. Proje yönetimi, tedarik sürecini "sipariş verip beklemek" olarak değil, "termin sürelerini planlamanın başında kritik yola entegre etmek" olarak görür.
- Risk Odaklılık: Reaktif bakım "kırılınca yaparım" derken, proje yönetimi disiplini risk yönetimini devreye sokar. "B planımız ne?", "Vinç arızalanırsa alternatif kaldırma planı var mı?" sorularını kriz anında değil, planlama aşamasında sormak, mühendisi yangın söndüren değil, yangını önleyen bir stratejiste dönüştürür.
“Modern bakım projelerini yönetmenin yakıtı veridir.” diyen Güneş, geçmişte ustaların tecrübesine dayalı yapılan süre ve maliyet tahminlerinin, bugün yerini veriye dayalı öngörülere bıraktığını ifade etti. Bakım Yönetim Sistemleri (CMMS) ve ERP üzerinden gelen verilerin bir projenin ne kadar süreceğini veya hangi yedek parçaların kritik olduğunu matematiksel bir kesinlikle söylediğini kaydeden Güneş, “Proje yönetimi yetkinliği, bu dijital verileri ham bilgi olarak değil, karar destek mekanizması olarak kullanmayı gerektirir. ‘Sanırım 3 günde biter’ demek yerine, ‘Verilere göre %90 güven aralığında 28 saatte tamamlanır’ diyebilmek, mühendisliğin yönetim masasında elini güçlendiren en önemli kozdur.” şeklinde açıklamada bulundu.
“STRATEJİK VARLIK YÖNETİMİ, MAKİNELERDEN ÇOK İNSANLARI VE BEKLENTİLERİ YÖNETMEYİ GEREKTİRİR”
“Proje yönetimi eğitimi ve pratiğinin bir bakım mühendisine kattığı en kritik değer, belki de teknik olmayan becerilerin, yani Linkedin platformunda konuşulduğu üzere ‘Soft-Skill’ gelişimidir.” diyen Güneş, Stratejik Varlık Yönetimi’ne ilişkin şöyle konuştu:
“Çünkü Stratejik Varlık Yönetimi, makinelerden çok insanları ve beklentileri yönetmeyi gerektirir.
Bir bakım mühendisi, duruş gerektiren bir bakım için üretim kontrol departmanlarını ikna etmek zorundadır. Proje yönetimi, paydaşların dilinden konuşmayı (teknik detayı değil; zaman, maliyet ve verimlilik etkisini anlatmayı) ve veriye dayalı müzakere etmeyi öğretir. Bakım operasyonları teknisyenlerden taşeronlara kadar geniş bir insan kaynağı ile yürütülürken; çatışma çözme, motivasyon ve ekip koordinasyonu gibi yetenekler sahadaki teknik ekibin verimliliğini doğrudan etkiler. Ayrıca endüstriyel ortamın dinamik yapısı içinde proje yönetimi disiplini, değişen şartlara (örneğin acil bir sipariş veya ani bir arıza) hızla adapte olup planı revize etme esnekliğini, yani sektör diliyle çeviklik kazandırır.
Endüstriyel tesislerin geleceğinde, sadece teknik sorunu elindeki anahtarla çözen mühendislere değil, süreci uçtan uca yönetebilen liderlere ihtiyaç vardır. Bakım mühendisliğindeki bu dönüşüm, bir ‘itfaiyeci’ gibi yangın söndürmekten, bir ‘mimar’ gibi sistemin güvenilirliğini tasarlamaya doğru evrilmektedir. Stratejik Varlık Yönetimi'nin gerektirdiği proaktif yapı, ancak teknik derinliği yönetimsel genişlikle birleştirebilen profillerle sürdürülebilir.
Bu nedenle, Proje Yönetimi yetkinliği, bakım onarım mühendisleri için bir ‘ekstra’ değil; kaynakları optimize etmek, riskleri yönetmek ve organizasyonel hedeflere katkı sağlamak için edinilmesi gereken temel bir formasyondur. Günün sonunda makineyi tamir eden teknik bilgi olabilir; ancak o makinenin fabrikanın hedeflerine hizmet etmesini sağlayan şey, mühendisin sahip olduğu bu yönetim vizyonudur.”