Değişik boylamlarda bulunan ülkelerin pik zamanları güneş saati nedeniyle farklı olduğundan tüm ülkeler bu fırsatı değerlendirmeyi istemekteler. Ülkemiz yirmi beş yıllık gecikmeyle de olsa ENTSO-E isimli Avrupa Elektrik Sistemine bağlantı kurmayı başardı.

Bu bağlantı çok önemli fırsatlar sunuyor. Kırk dakikalık pik zamanı için gereken özel yatırımına gerek kalmaması dışında enerji kalitesinin ve güvenilirliğinin artması sağlanacak. Yine İlhami hocamla birlikte yaptığımız teknik gezilerden birinde, hiç rüzgarsız bir günde havai hatların sallanmakta olduğunu görünce hoca bilin bakalım demişti, "Bunlar niye salınıyor?" Kimse yanıt veremeyince hatlardan birinin Bulgaristan’dan ithal ettiğimiz enerjiyi taşıyan kablo, diğerinin de şebekemizin kablosu olduğunu belirterek bizimkinin frekansının 49,5 Hz, onlarınınkinin 50Hz olduğunu söylemiş, aradaki farkın çekme kuvveti yarattığını açıklamıştı. Bugün Avrupa Elektrik Sistemine bağlanmanın şartı tüm jeneratörlerin sürekli 3.000 devir/dak ile çalışmasının garanti edilmesi koşuludur ki, bu senkronizasyon aksadığı takdirde Avrupa Birliğinde kalamayız.
Enterkonnekte şebekelerin eksterkonnekte hale gelmesi, diğer deyişle birbirleri ile bağlanmasının sağlayacağı diğer bir yarar da Avrupa elektrik pazarına ticari amaçlı erişim olanağıdır. Bu olanak bize dünyanın en pahalı elektriğinin satıldığı ülke unvanını kaybettirebilir.

Arap ülkeleri de kendi genişletilmiş sistemlerini kurma yolundalar. Irak, Suriye, Lübnan, Mısır, Libya ve Tunus şebekelerini birbirleri ile bağlayarak kazan-kazan ilişkisi yaratmak istiyorlar. Yunanistan ve Bulgaristan üzerinden ENTSO-E’ye şebekemizi senkron paralel bağlayan ülkemiz benzerini Arap ülkeleri ile de yaparsa enerjinin kalite/fiyat oranı yükseleceği gibi çok tepki toplayan nükleer santral macerasından kurtulabilir.