Vefa Group İcra Kurulu Başkanı Turan Koçyiğit, 2025 yılını Vekon için hem üretim hem de uluslararası açılım açısından verimli bir dönem olarak değerlendiriyor. Ön üretimli çelik yapı çözümleriyle yurt içi ve yurt dışında önemli projelere imza atan şirket, mühendislik gücü, disiplinlerarası yaklaşımı ve güçlü tedarik yapısıyla sektördeki dönüşüme yön vermeye devam ediyor. İşte şirketin 2025 performansı ve 2026 hedeflerini konuştuğumuz söyleşimizin detayları…
Firmanız açısından 2025 yılı nasıl geçti? Ürün ve malzeme tedarik süreçlerinizde öne çıkan fırsatlar, gelişmeler veya karşılaştığınız zorluklar neler oldu?
2025 yılı, Vekon açısından hem üretim kapasitesi hem de uluslararası görünürlük anlamında oldukça verimli geçen bir yıl oldu. Yıl boyunca 16 farklı ülkeden, 30’a yakın sipariş aldık. Bu tablo, Türkiye’de ön üretimli yapı sektörünün uzun yıllardır küresel ölçekte tanınan ve tercih edilen bir noktaya geldiğini açıkça gösteriyor.
Projelerimizin önemli bir bölümünü şantiye mobilizasyonu yapıları oluşturdu. Özellikle büyük ölçekli altyapı ve kamu projelerinde, hızlı kurulum ve kontrollü kalite ihtiyacı bu tür çözümleri öne çıkardı. Bu kapsamda Libya Bingazi havalimanları projesinin şantiye mobilizasyonları, Liberya’da başkanlık konutlarının hafif çelik sistemle inşası ve Mayotte konut projesi gibi uluslararası projeleri başarıyla tamamladık.
Türkiye’de ise uzman mühendisliğimiz ve yapı tasarımcısı kimliğimizle öne çıkan birçok imza projeye imza attık. Ayrıca bu projelerde çözüm sunduğumuz firmaların güvenilir bir iş ortağı olmaya devam ettik.
Atatürk Havalimanı etkinlik alanı için tasarlanan hibrit hangar binası, Çorum ve Hatay’daki tren yolu projelerine ait şantiye binaları, TOKİ Malatya Hafif Çelik Köy Evleri bu projeler arasında yer alıyor. Yıl boyunca 136 farklı projeyi hayata geçirirdik. Bu rakamlar, Vekon’un hem üretim kapasitesini hem de sahadaki organizasyon gücünü; aynı anda çok sayıda projeyi, farklı ihtiyaçlara göre yönetebilme kabiliyetini açıkça ortaya koyuyor.
Vekon’un proje portföyü yalnızca şantiye yapılarıyla sınırlı değil; çelik yapı sistemleriyle toplu konut, etkinlik alanları, yurt, hastane ve okul gibi çok amaçlı yapılar da hayata geçirdik. Bu çeşitlilik, farklı coğrafyalarda ve kullanım senaryolarında çözüm üretebilme kabiliyetimizin ve uzman mühendisliğimizin bir yansıması.
2025 yılı her ne kadar operasyonel açıdan yoğun ve üretim açısından verimli geçmiş olsa da, yılın ilk çeyreğinden itibaren hissetmeye başladığımız piyasalardaki ve imalat sektöründeki daralma doğal olarak ön üretimli yapı sektörünü de etkiledi, 2026 yılında da etkilemeye devam edecek. Piyasalardaki temkinli duruş, proje karar süreçlerini yavaşlattı. Bu tablo, ön üretimli yapı sektöründe daha planlı, verimlilik odaklı ve mühendislik gücü yüksek çözümlerin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Tedarik tarafında ise küresel ölçekte yaşanan lojistik dalgalanmalara rağmen, güçlü planlama ve alternatifli tedarik yapımız sayesinde süreçleri büyük ölçüde kontrollü yönettik. Ön üretim kabiliyetimiz, bu zorlukları avantaja çevirmemizi sağladı.
2025 boyunca inşaat sektöründeki teknolojik yenilikler, malzeme trendleri veya mevzuat değişiklikleri iş yapış şeklinizi nasıl etkiledi? Bu gelişmelere karşı firmanız nasıl uyum sağladı?
2025 yılında özellikle ön üretimli yapı sektöründe hız, sürdürülebilirlik ve standartlaşma ekseninde önemli dönüşümler yaşandı. Enerji verimliliği, yangın güvenliği ve deprem performansına yönelik beklentilerin artması, yapıların yalnızca hızlı değil; aynı zamanda daha nitelikli ve uzun ömürlü olmasını zorunlu hale getirdi.
Bu süreçte Vekon olarak kendimizi yalnızca bir üretici değil, mühendislik ve çözüm firması olarak konumlandırmaya devam ettik. Proje bazlı çalışıyor, her projeyi kendi bağlamı içinde ele alıyoruz. Mimari, statik, mekanik, elektrik ve yangın mühendisliği disiplinlerini eş zamanlı ve bütünleşik şekilde yönetmemiz, yeni teknoloji ve malzeme trendlerine hızlı uyum sağlamamıza olanak tanıyor.
Üretim tarafında standartlaşma ve kalite kontrol süreçlerini daha da güçlendirirken, sahadaki montaj hızımızı artıran planlama ve organizasyon modelleri geliştirdik. Bu yaklaşım, özellikle sıkışık teslim sürelerinin olduğu altyapı ve kamu projelerinde ciddi bir avantaj sağladı.
Mevzuat tarafında ise değişen gereklilikleri yakından takip ederek, projelerimizi en güncel yönetmelik ve standartlara uygun şekilde tasarlamaya devam ettik. Esnek üretim altyapımız ve mühendislik kadromuz, bu uyum sürecini hızlandıran en önemli faktörler oldu.
2026 yılı için firmanızın öncelikli hedefleri, yatırım planları ve stratejileri nelerdir? Yeni yılda sektörden beklentileriniz neler?
2026 yılına girerken Vekon’un öncelikli hedeflerinden biri, hâlihazırda %50 seviyelerinde olan ihracat oranını daha da artırmak ve yurt dışı proje sayısını yükseltmek. Uluslararası pazarlarda edinilen deneyimin, hem mühendislik yaklaşımımıza hem de üretim kabiliyetimize önemli katkı sağladığını düşünüyoruz.
Bununla birlikte, ülkemizde çelik yapı sistemlerinin kullanımını ve tercih edilebilirliğini artırmak, önümüzdeki dönemin en önemli stratejik hedeflerinden biri. Türkiye’nin deprem gerçeği ve yapı stokunun yenilenme ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunda, çelik yapı sistemlerinin kentsel dönüşüm projelerinde daha aktif biçimde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, çelik yapı çözümleriyle kentsel dönüşüm projelerinde daha fazla yer almak ve bu alanda somut uygulamalar geliştirmek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çelik yapı sistemlerinin sunduğu hız, kalite kontrolü ve deprem performansı avantajları sayesinde; toplu konut, okul, hastane, yurt gibi çok amaçlı yapıların kısa sürede hayata geçirilmesi mümkün oluyor. 2026 yılında, bu tür yapı tiplerinde çelik sistemlerin daha yaygın kullanılması için proje geliştirme ve uygulama tarafında daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz.
Üretim ve tesis yatırımlarımızı büyük ölçüde tamamlamış olmamız, bu stratejiyi destekleyen önemli bir avantaj. Önümüzdeki dönemde odağımızı; tasarım kabiliyetimizi, mühendislik derinliğimizi ve disiplinlerarası koordinasyon gücümüzü daha da ileri taşımaya yönelteceğiz.
Sektörden beklentimiz ise; kentsel dönüşüm ve kamu projelerinde ön üretimli çelik yapı sistemlerini teşvik eden, uygulamada belirsizlikleri azaltan ve mühendislik temelli çözümleri öne çıkaran bir yaklaşımın güçlenmesi. Bu doğrultuda atılacak adımların, hem sektörün sağlıklı büyümesine hem de deprem dirençli kentlerin daha hızlı hayata geçirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Yapısal Çelik Derneği tarafından bu yıl 26.’sı düzenlenen Yapısal Çelik Günü’nde ülkemizin hızlı kentsel dönüşümüne çözüm olabilecek modüler yapılar tekrar gündemdeydi. Bu yapı sisteminin ülkemiz için ulusal güvenlik ve kalkınma projesi olması gerektiğine vurgu yapıldı. Nitekim Ön üretimli yapı sistemlerinden özellikle çelik yapının, dayanıklı ve hızlı inşa edilebilme özellikleriyle, dünyada da öneminin her geçen gün arttığını görüyoruz. McKinsey Global Institute’un 2024 Trend Sektörler Raporu da gösteriyor ki modüler yapılar gelecekte global ekonomiyi şekillendirecek sektörler arasında 11. sırada yer alıyor. Bugün gelişmiş ülkelerde çelik yapıların toplam yapı stoğundaki oranı %40’larda iken, Türkiye’de bu oran hâlâ %5 civarında bu da büyük oranda endüstriyel yapılarda sınırlı kalıyor. Sektör olarak bu oranı; kamu, özel sektör ve üniversitelerin iş birliğiyle artırmaya gayret etmeliyiz.