Robotik konusundaki araştırmalar gelecek nesil endüstri robotlarının en belirgin yeni özelliğinin mobilite olacağını gösteriyor. Mobil bir robot operatöre takımlar getiren yardımcı rolünü üstlenebilir veya sabit duran bir robota hammadde getirebilir. Bu fikri bir adım daha ileri götürebilir; gereçleri kendisi seçen, parçaları yardımsız alıp monte eden, üstelik bunları sabit durmak bir yana, üzerinde düzgün hareket etmek için raya bile gerek duymayıp serbest hareketle gerçekleştiren, tam anlamıyla otonom bir robotu düşünebiliriz.
Ve bu hiç de imkansız değil!
Umutlanmamız için elimizde yeterli data bulunuyor; yönlerini otomatik bulan “Automated Guided Vehicle; AGV”ler her ne kadar bu işi manyetik bantları izleyerek veya laser ışınlarının geri yansıdığı aynalardan yararlanarak yapıyor iseler de bu teknoloji mobil robotlar için iyi bir altyapı oluşturuyor. Kaldı ki hizmet robotları arasında işi dans figürleri yapmaya kadar vardıran modelleri üretirken geliştirilen bilgi birikimi endüstri robotlarına transfer edildiğinde mobil robotlar da fabrika hayatına daha fazla katkı sağlamaya başlamış olacaklar.
Sürekli verimlilik arayışı içinde olan fabrika mühendisleri pek çok operasyon için konveyörleri yeteri kadar esnek bulmamakta, forkliftleri bazı koşullarda emniyet ve hız açısından eleştirmekte, 25kg’dan daha fazla yük taşımak için operatör-vinç ikilisinin pahalı olduğunu düşünmekte olduklarından mobil robotların işleri şimdiden hazır diyebiliriz. Çünkü bu işlerde mobil robot kullanmak demek kendini kısa sürede geri ödeyen yatırımlar ve verimlilik demek.
Daha çok robot kullanmalıyız!
Ülkemizde otomasyonun her alanında çok başarılı projeler yapıyor olmamıza karşın robot kullanımı konusunda bir türlü buzu kıramıyoruz. International Federation of Robotics’in 2011 istatistikleri toplam dünya satışlarının 166.038 adet olduğunu gösterirken ülkemiz 864 gibi güdük bir sayıda kalmış bulunmakta...
Dünya pazarlarına ekipmanlarımızı daha yüksek marjlarla satabilmemiz, ulusal marka imajımızı geliştirebilmemiz ile yakından bağıntılı. Robotik teknoloji kültürüne sahip olduğumuzu göstermemiz bize endüstri ülkesi unvanını yakıştıranların sayısını arttıracaktır. Bu da yalnızca verimlilik, tasarruf, esneklik, emniyet gibi güdülerle değil, teknolojik birikim sahibi olduğumuzu kanıtlamamız açısından da robot nüfusumuzu arttırmazı gerektiren bir ek faktördür. Teşvik mercileri konuyu bu açıdan da düşünmeliler…