Celal Coşkun İle Dijitalleşmeden Öğrenen Fabrikalara Bir Yolculuk
Celal Coşkun İle Dijitalleşmeden Öğrenen Fabrikalara Bir Yolculuk
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin otomasyon pazarı, gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında bazı avantajlara ve dezavantajlara sahip. Avantaj olarak Türkiye, güçlü bir sanayi üretim altyapısına, coğrafi konumu sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve Asya pazarlarına yakınlığına ve genç mühendis nüfusuna sahip. Otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde kullanılan robotik ve proses otomasyon çözümleri, Türkiye’yi bölgesinde bir üretim üssü haline getiriyor. Bununla birlikte, Ar-Ge yatırımlarının sınırlı oluşu, yüksek teknoloji üretiminde dışa bağımlılık ve nitelikli işgücünün beyin göçü gibi sorunlar dezavantaj olarak öne çıkıyor. Çin ve Güney Kore gibi ülkeler devlet destekleriyle kendi sensör, robot ve yapay zekâ çözümlerini geliştirirken, Türkiye hâlâ birçok kritik bileşeni ithal etmek zorunda kalıyor. Bu da maliyetleri artırırken, küresel rekabette hız ve esneklik açısından Türkiye’yi zorlayan bir faktör oluyor.

TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL AVANTAJLARI VE GÜÇLÜ YÖNLERİ

ST Endüstri Radyo'da yayımlanan Otomasyonun Seyir Defteri programına konuk olan Weidmüller Genel Müdürü Birol Atay da gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’nin otomasyon pazarındaki avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirdi.

Atay, "Coğrafi konumu sayesinde Türkiye, Orta Doğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika gibi bölgesel pazarlarda etkin bir rol oynamaktadır. Türkiye, genç ve dinamik bir nüfusa sahip olup, bu da teknolojiye adaptasyon ve yenilikçilik açısından potansiyel sunmaktadır. Eğitim programları ve mesleki kurslarla desteklenen bu işgücü, otomasyon sektörünün gelişimine katkı sağlayabilir." diyerek Türkiye'nin otomasyon sektöründeki avantajlarını öne çıkardı.

AR-GE EKSİKLİKLERİ VE REKABETTE DEZAVANTAJLAR

Türkiye'nin dezavantajlarını da değerlendiren Atay, burada "Ar-Ge yatırımlarının yetersizliği göze çarpıyor." ifadesini kullandı. Atay, "Türkiye'deki araştırma ve geliştirme harcamaları, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında düşük seviyededir. Bu durum, yenilikçi otomasyon teknolojilerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını sınırlamaktadır. Nitelikli işgücü açığı bir diğer dezavantajdır. Otomasyon ve dijitalleşme alanlarında uzmanlaşmış nitelikli işgücü eksikliği, yeni teknolojilerin benimsenmesini ve etkin kullanılmasını zorlaştırmaktadır. Son olarak enerji maliyetleri bir dezavantaj oluşturmaktadır. Türkiye'de enerji maliyetlerinin yüksek olması, üretim süreçlerinde otomasyon yatırımlarının geri dönüş süresini uzatabilir ve rekabet gücünü azaltabilir." dedi.

Sonuç olarak, Türkiye otomasyon pazarında stratejik konumu ve genç işgücüyle bölgesinde önemli bir potansiyele sahip olsa da Ar-Ge yatırımlarının artırılması, nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi kritik önem taşıyor. Bu adımlar atıldığında Türkiye, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte de otomasyon teknolojilerinde daha güçlü bir oyuncu haline gelebilir.