1970’lerde sıvı yerine jel kullanılan varyantı ile değişik pozisyonlarda kullanılabilir olması da bir artı olmuştur. Elektrikli araçlarda büyük potansiyel gören Edison da işe el atmış ‘nikel-demir’ aküyü geliştirmiştir. Teslacıların hiç sevmediği dahi Edison’un nikel-demir aküsü ağırlık başına % 40 daha fazla güç depolama kapasitesi ile rakiplerini geride bırakmış, ancak üretim maliyetlerinin yüksekliği yaygınlaşmasını engellemiştir. Ara yıllarda ‘demir-çinko’ ve ‘çinko-hava’ tipi akülerin çıktığını da not düşelim.

Elektrikli araçlar yeni değildir. 1880-1915 yılları bu araçların zirvede kaldığı dönemdir. 1983 yılında Chicago Fuarında altı ayrı elektrikli araç modeli sergilenmiştir. 1900 öncesi Londra, Paris, New York taksileri elektrikle çalıştırılmış, gidilen toplam mesafeler kısa olduğundan geceleri şarj etmek yeterli gelmiştir. O dönemde araçlara ilk önce atsız arabalar (horsless carriages) denmiş, 1895 yılında bir Londra gazetesinde ilk kez otomobil (kendinden hareketli) kelimesine rastlanmıştır. O dönemde üç farklı tür araç rekabet etmekteymiş; elektrikli, buhar makineli ve içten yanmalı motorlu araç. (Dıştan yanmalı motor da vardır, adına Stirling denen bu motorda yanabilen her şey yakıttır). 1903 yılında New York’taki 4.000 adet kayıtlı aracın % 53’ü buhar makineli, % 27’si benzinli, % 20’si de elektrikli imiş. 1909 yılında Ford T modelini çıkartıncaya kadar elektrikli araçların sayısı 30.000’e ulaşmış, 1912 yılından başlayarak da ortadan kaybolmuşlardır. Teknoloji tarihçilerinin çoğu elektrikli araçların at arabalarına çok benzemelerinin tercih edilmelerinde önemli bir rol oynadığı görüşündedirler. 1900 yılında bozuk para ile çalışan voltmetre ve wattmetreli şarj istasyonları yol kenarlarına kurulmuştur. O dönem rejeneratif frenleme ile hibrid teknolojinin de yaratıldığı yıllardır. Rejeneratif frenleme ilk kez 1887 yılında Paris fuarında tanıtılmıştır. İlk benzinli elektrikli hibrid araç da Ferdinand Porche tarafından imal edilmiş, 1900 Paris fuarının gözdesi olmuştur. 1902 yılında ABD’deki reklamları bu araçların gürültüsüzlüklerini ön plana çıkartmıştır. ABD’de yayınlanan The Automobile dergisi 1905 yılı özel sayısında petrol-elektrik arabanın büyük geleceği olduğuna işaret etmiştir.

Değişik kaynaklardan gelen verilerle TÜBİTAK TEYDEB’den 20’den fazla akü ve pil projesinin destek aldığını öğrendim. Daha pil ile akü arasında farkı olduğunu bilmeden (ilki güç üretir, ikincisi depolar) çok daha önemlisi bu işin teknik tarihine vakıf olmadan bu alanda çalışma yapmak (proje denetçilerinin çoğu aynı durumda!), 2010’lu yıllarda 1900’lerdeki çalışmaları tekrarlamak -denenmişi yeniden denemek- pahalı bir öğrenme yönteminden başka bir şey değildir. Üstelik parasını toplumun ödediği bir eğitim.

Önce geçmiş Ar-Ge projeleri envanterini çıkartalım, yeni araştırmaları ona göre planlanlayalım.

Not: Başlık ünlü filozof George Santayana’nındır.