Ancak gelişmiş toplumlar için ve olabildiğince genel bir değerleme yapmaya kalkışıldığında  uzmanlarının ço- ğunun üzerinde mutabık kaldıkları boyutları bir ölçüde ortaya koymak olanaklı. Değeri belirleyen unsurların en başında “mali sermaye” geliyor. Kişinin serveti ve gelirini birlikte ele alan bu faktör herhalde tüm toplumlar için geçerlidir.

 
Değeri belirleyen ikinci faktör “kültürel sermaye” olarak anılabilir. Bireyin eğitimi, kendini yetiştirme uğrunda sarf ettiği çabalar, bildiği diller, sanata verdiği önem, tüketim ve eğlence arayışındaki içerik, din vb. bu faktörün alt başlıkları olabilir.,
 
“Toplumsal sermaye” üçüncü belirleyici olabilir. Bireyin arkadaşları, ilişkide olduğu ve erişebileceği kişiler, kimler tarafından tanınıp bilindiği, kısaca çevresi bu kategoriyi meydana getirmekte.
 
Dördüncü sıraya “simgesel sermaye” aday görünüyor. Bu kategoride kişinin sahip olduğu ün, tanıyanların gözündeki değeri yer almakta. Simgesel sermaye kişinin ailesi, çevresi ve toplum için yaptıklarının bir sonucu.
 
Son dönemde bu bileşenlere bir yenisi daha eklendi; “Sürdürülebilirlik sermayesi” Bu sermaye türü bireyin ekonomik zincirin “tasarım-tedarik-üretim-dağıtım-tüketim-atık” halkalarının yeşil olmasını ne kadar önemsediği ve bu doğrultuda neler yaptığına bağlı olarak oluşuyor. Önceden kültürel sermaye içinde küçük bir yer tutan bireyin çevreye verdiği değer ile simgesel sermaye içinde düşünülen çevrecilik için sarf edilen çabalar şimdi bir arada bu yepyeni kategoriyi oluşturuyor. Birey “sürdürülebilirlik sermayesi biriktirebilmek için sözde değil özde çevreci olmak ve yukarıda bahsedilen halkaları çevreye zararı olmayan şirketlerin ürünlerini kullanmak durumunda kalıyor.
 
2015’in diğer  sermayelerin yanı sıra sürdürülebilirlik sermayesi de biriktirebileceğimiz bir yıl olmasını diliyorum…