Bugün bir şirketin iyi satış yapıyor olması, yarın da aynı başarıyı sürdüreceğinin garantisi değil. Yönetimde yapılan en temel hatalardan biri de tam olarak burada başlıyor: Bugün çalışan modelin yarın da aynı şekilde çalışacağını varsaymak.
Oysa şirketler durağan yapılar değil.
İçeride organizasyon değişiyor, çalışanların beklentileri farklılaşıyor, müşterilerin alışkanlıkları dönüşüyor. Dışarıda ise rakiplerden teknolojiye, tedarik zincirlerinden finansmana erişim koşullarına kadar birçok unsur yeniden şekilleniyor. Bir dönem şirkete rekabet üstünlüğü sağlayan bir ürün, satış kanalı, süreç ya da müşteri ilişkisi modeli; birkaç yıl sonra aynı şirketin hareket alanını sınırlayan bir yapıya dönüşebiliyor.
Buradaki asıl mesele değişimin varlığı değil. Değişim zaten iş dünyasının bir parçası. Önemli olan şirketin bu değişimi ne zaman fark ettiği ve ne kadar esnek cevap verebildiği.
Son yıllarda çok sık kullandığımız “sürdürülebilirlik” kavramına da bu nedenle biraz daha geniş bir çerçeveden bakmak gerektiğini düşünüyorum. Konuyu yalnızca karbon emisyonları, çevresel göstergeler veya raporlama başlıkları üzerinden ele aldığımızda, şirket açısından çok daha temel bir soruyu gözden kaçırabiliyoruz:
Bu şirket gelecekte de değer üretmeye devam edebilecek mi?
Tam da burada “sürdürülebilirlik yönetimi” ile “sürdürülebilir iş modeli” arasındaki fark belirginleşiyor.
Sürdürülebilirlik yönetimi şirketin ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini nasıl yönettiğine odaklanırken; sürdürülebilir iş modeli daha temel bir mekanizmayı sorguluyor: Şirket değeri nasıl yaratıyor, bu değeri müşterisine nasıl ulaştırıyor ve yarattığı değeri nasıl ekonomik sonuca dönüştürüyor?
Dolayısıyla mesele yalnızca mevcut yapıyı biraz daha verimli hale getirmek ya da belirli alanlarda iyileştirmeler yapmak değil. Bazen şirketin değer yaratma biçiminin kendisini yeniden düşünmek gerekiyor. Belki de yönetimlerin kendilerine sorması gereken soru “Bugün ne kadar başarılıyız?” sorusu değildir. Daha zor olan şudur: Bugün ekonomik sonuç üreten iş modelimiz, beş yıl sonra da değer yaratmaya devam edecek mi?
GİZLİ “SON KULLANMA TARİHİ”
Yazılı olarak tanımlanmış olsun ya da olmasın, her şirketin zaman içinde kendi kültürüne, organizasyonuna ve iş yapma biçimine yerleşmiş bir iş modeli vardır. Şirketin kime, hangi değeri, nasıl sunduğunu ve bunun karşılığında nasıl gelir elde ettiğini bu model belirler.
Ancak bugün çalışan bir denklemin sonsuza kadar aynı şekilde çalışacağını düşünmek ciddi bir yanılgı olabilir.
Her iş modelinin üzerinde yazmayan bir “son kullanma tarihi” vardır.
Liderliğin sorumluluğu da yalnızca mevcut sistemi mümkün olduğunca iyi işletmek değil; iş modelinin dayandığı hangi varsayımın geçerliliğini kaybetmeye başladığını zamanında görebilmektir.
Devamı ST Makina dergisi kasım sayısında…