İnşaat ve Malzeme

“Ruhsatlı İskele Sistemi Zorunlu Hale Gelmeli"

PERI Türkiye Genel Müdürü A. Ayhan Akpınar, inşaat şantiyelerinde kullanılan iskele sistemlerinde karşılaşılan güvenlik zafiyetlerini, teknik eksiklikleri ve denetim yetersizliklerini değerlendirdi.

İnşaat sektöründe her yıl yüzlerce can kaybına neden olan yüksekten düşme vakalarının büyük kısmı, yalnızca birkaç metrelik yüksekliklerde gerçekleşiyor. PERI Türkiye Genel Müdürü A. Ayhan Akpınar’a göre, bu tablo teknik bilgi eksikliği, yetersiz denetim ve maliyet odaklı yanlış tercihlerle doğrudan ilişkili. Darbe almış ya da TSE belgesi olmayan ikinci el malzemelerin şantiyelerde kontrolsüzce kullanıldığını belirten Akpınar, sadece belge değil sahada da denetimin şart olduğunu vurguladı.

FOTO: PERI Türkiye Genel Müdürü A. Ayhan Akpınar

İskele sistemlerinde en sık karşılaşılan güvenlik zafiyetleri nelerdir? Bu zafiyetlerin temel nedenleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

İskele sistemlerinde karşılaştığımız en büyük güvenlik zafiyeti, ne yazık ki standartlara uygun olmayan ya da darbe görmüş malzemelerin kullanılması. Sahada TSE belgesi olmayan veya daha önce darbe almış, ikinci el malzemelerin kontrolsüz biçimde kullanıldığına sıkça şahit oluyoruz. Hatta bazı malzemeler doğrudan kamyon üzerinden ve maalesef bu yüzyılda kilo fiyatıyla, projeye özel bir analiz yapılmadan satın alınıyor. Bu da taşıma kapasitesi düşmüş, potansiyel olarak riskli bir sistemin kurulumuna yol açıyor. Ayrıca; TSE belgeleri alınmış olsa bile, üretim sonrası sahada bu malzemelerin uygunluğuna dair herhangi bir denetim yapılmıyor. Kalite standartlarının sadece kâğıt üzerinde kalması, denetim ve uygulama eksiklikleriyle birleşince ciddi güvenlik açıkları ortaya çıkıyor. Temel neden aslında çok açık: Denetimsizlik, düşük maliyet uğruna yapılan tercihler ve teknik bilgi eksikliği.

Şantiyelerde kurulan iskelelerde doğru kurulum ve denetim süreçleri yeterince uygulanıyor mu? Mevzuata uyum açısından sektördeki en büyük eksiklikler nelerdir?

Maalesef, sahadaki uygulamalarda iskelelerin doğru kurulumu ve bu kurulumların etkin biçimde denetlenmesi konusunda ciddi eksiklikler olduğunu görüyoruz. Evet, mevzuatta bazı kurallar var, belgeler isteniyor, ancak bunların uygulamada karşılığını her zaman göremiyoruz. Mesela bir personelin iskele kurma eğitimi almış olması gerekiyor ama bu eğitimler sadece bir belge almakla sınırlı kalıyor; gerçek anlamda sahada yeterliliği sağlayacak düzeyde değil. Denetim sayıları oldukça düşük. Üyesi olduğumuz İKSD temsilcileri olarak TSE belgeli sistemlerin kullanımını zorunlu hale getirmek için Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunduk, süreci takip ediyoruz, sonucun olumlu olmasını ümit ediyoruz. Mevzuatta yer alan kalite kriterleri ihalelerde açık biçimde tanımlanmadığı için, bu da doğru ürün seçimini zorlaştırıyor. Üstelik ilgili kalite belgeleri olsa bile şantiye sahasında kontrol yapılmadığı sürece bu belgelerin anlamı kalmıyor.

Bununla beraber iskele sistemlerinin gerek cephe iskelesi olarak ve gerekse çalışma iskelesi olarak standart uygulamalarında başvurulacak hazır abakları olması gerekiyor, yani kullanım sırasında nelere dikkat edilecek, hangi parça nerede kullanılacak, iskele hangi yüksekliğe kadar kurulabilir, bu durumda mevcut yapıya nasıl bir ankraj ile ne sıklıkla ve ne şekilde bağlanması gerekir gibi temel bilgileri içeren, güncel ve zaten TSE normunun da işaret ettiği kılavuzlarını olması ve buna kullanıcının ve denetleme esnasında idarelerin erişebilmesi gerekiyor, özellikle Avrupa’daki uygulama bu şekildedir ve bu kapsamı “ruhsat” olarak isimlendirebiliriz. Zira 6 m yükseklikte perde demiri bağlamak için kurulan 12 m boyundaki geçici bir iş iskelesi ile 72 m + yüksekliğe kurulan bir cephe iskelesindeki normlar, şartlar tamamen farklıdır. Buna göre, şantiyelerde farklı kullanımlar için standart abakları ve uygulama kılavuzları olan sadece “ruhsat” almış iskele sistemlerinin kullanılmaması da önemli bir eksikliktir.

Röportajın tamamı ST İnşaat Yapı & Malzeme Dergisi'nin Ağustos sayısında!