Hidrolik yapıların dezavantajlarını düşündüğümüzde avantaj olarak bahsettiğimiz yüksek basınç özelliğinin aynı zamanda sistemi zayıflatarak kaçaklara yol açma olasılığı yarattığını da görmekteyiz. Bir başka dezavantaj güç iletim mesafelerinin uzun olmamasıdır. Hidrolik yapıların kapalı çevrim çalışması sıvının geri dönüşünü zorunlu kıldığından menzil de kısa olmaktadır. Sıvının filtrasyon gerektirmesi de başka bir eksidir.
İletim mesafelerinin çok uzun olabilmesi pnömatik sistemlerin avantajlarından biridir. Havayı geri döndürme gereksiniminin bulunmayışı bu avantajın temel kaynağıdır. Basınçlı havanın her yerde ve kolaylıkla üretilebilmesi önemli bir rahatlıktır. Pnömatik sistemler de kontrol açısından hidroliğe göre daha zor değillerdir.
Pnömatik sistemlerin biraz daha fazla dezavantajı bulunmaktadır. Sadece 10 Bara kadar güçlerin üretilebilmesi ciddi bir zaaftır. Pnömatiğin en büyük eksisi havanın sıkışabilirliği nedeniyle tekdüze hareket olamayışıdır. Çeşitli düzeneklerle sıkışma etkileri giderilmeye çalışılıyor olsa da bu alanda mutlak başarı yoktur. Bazı durumlarda yoğuşma yaşanması da çabasıdır. Son bir sakınca da pnömatik sistemlerin çıkardıkları yüksek gürültüyü belirtebiliriz.
Çoğu alanda birbirlerine rakip gibi görülen bu sistemler benzer prensipleri paylaşırlar. Güç her iki sistemde de akışkan ile transfer edilir. Hidrolikte hareket yavaş, pnömatikte hızlıdır, nesneleri konumlamak da zordur. Hidrolik sistem kendi kendini yağlar, çünkü zaten yağ kullanılmaktadır. Pnömatik ayrıca yağlama gerektirir. Hidrolik ağır yükler için uygundur. Pnömatikle itme mekanizmaları, silindirler ve dönen kısımlar çalıştırılır.
Neyi nerede kullanmak gerektiğini bilmek de uzmanlıktır.