Oranın bu kadar düşük olmasının nedeni bir torbanın geri kazanımının bugünkü teknoloji ile yenisini üretmekten kat kat pahalı olması. Geri dönüşüm projelerince 1 ton plastik torbanın işlenme ve dönüşümü 4,000 $’a mal olurken, bunların yeni olarak satışı sadece 32 $’dır.

Kullanılan milyarlarca torbanın en büyük miktarı; yaklaşık 3.700.000kg  plastik torba her yıl denizlere boşaltılıyor. Kuzey denizinden Macellan boğazına kadar denizde yüzeyinde sık sık plastik torbalara rastlanması bu yüzden. Denize atılan plastik torbaların bir kısmı kıyılardan toplanıyor. Örneğin ABD sahillerinden toplanan atıkların %10’unu plastik torbalar oluşturuyor. Denizlerde kalan plastik torbalarda kimyasal çözülmeler başlıyor; zehirli petro-polimerler ortaya çıkıyor. Bunlar besin zincirine girerek balina, yunus, fok, deniz kaplumbağalarından kuşlara kadar yaklaşık 200 farklı deniz canlısının hayatlarını kaybetmelerine neden oluyor. 

*   *   *

Plastik torbanın bu kadar zararlı olması ülkeleri çeşitli önlemler almaya sevk etmekte.  Bangladeş plastik torba kullanımını yasaklamış, Çin, kullanımını paralı yapmıştır. İrlanda Avrupa’da bir ilk olarak, 2002’de plastik torbaları vergilendirmiş, İsrail, Kanada, Hindistan, Botswana, Kenya, Tanzanya, Güney Afrika, Ruanda, Tayvan ve Singapur yasaklamıştır. Hükümetlerinin harekete geçmediğini gören bazı şehirler inisiyatifi ele almışlar örneğin San Francisco 27 Mart 2007’de Amerika’da plastik torba kullanımına izin vermeyeceğini açıklamıştır. Onu Oakland ve Boston izlemişler ve arkası çorap söküğü gibi gelmiştir.

*   *   *

Plastik yerine bez torba kullanabiliriz. Bez torba kullanmakla, haftada 6 plastik torbayı kullanıma sokmamış olduğumuzu varsaysak yılda yaklaşık 300 torbadan korunmuş oluruz. Ülkemizdeki her 5 kişiden sadece 1’i bunu yapsa 10 milyar adet gibi müthiş bir rakama ulaşırız. Plastik bir petrol türevi olduğundan kullanımındaki azalma, dışa bağımlılığımızdaki azalma demektir. Çin, sadece torbaları paralı yapmakla, her yıl 40 milyon varil petrol tasarruf ettiğini hesaplamıştır.
Üstelik plastik, sadece torbalarla değil, diğer pek çok malzemeyi yerinden ederek tıpkı kanserli hücrenin metastaz yapmasına benzer tarzda ilerliyor. Tahtayı, camı, pamuğu, metali yavaş yavaş yok ediyor.
Bizi de yok etmemesi için hemen harekete geçmemiz gerekiyor.

Not: “Naylon Aşkı Öldürür” isimli, Prof. Dr. Hamdi Temel tarafından yazılan, Hayykitap yayın evinden yeni çıkan kitapta şöyle hoş bir paragraf var: “Naylon, bir virüs gibi, kadınların çorabından pedine, erkeklerin tişörtünden pantolonuna, çocukların okul formasından beslenme çantasına, bebeklerin alt bezinden biberonuna kadar her yanımıza sızmış durumda ve her tehlikeli virüs gibi hızla yayılıyor. Çağa ayak uyduruyor, yakalanmak istemeyen bir katil gibi sürekli kılık değiştiriyor! Kimi zaman plastik su damacanası kılığına girerek zehirliyor bizi, kimi zaman naylon poşet olup deniz kuşlarını öldürüyor, balıkların cinsiyetiyle oynuyor! Bazen Bisphenol A (BPA) formunda kanseri azdırıyor, bazen de çatal, bıçak, tabak, bardak şeklinde kanımıza karışıveriyor. Hatta gecenin ilerleyen saatlerinde prezervatif kostümüne bile girebiliyor.”
Kitabı okumanızı öneriyorum tabii ama harekete geçmek daha değerli.