Bunlar birbirleri ile çok girift ilişki içinde olduklarından ikisi varsa üçüncüsü uygulanamıyor. Buna olanaksız üçleme (impossible trilemma) deniyor.
* * *
Ekonomideki bu üçlü olanaksızlığa benzer durumun enerji alanında da bulunduğu fark edildi. Buradaki üçlüyü enerji emniyeti, enerji erişilebilirliği ve çevresel sürdürülebilirlik oluşturuyor. “Enerji emniyeti” içerideki birincil kaynaklar ile dış kaynakların etkin yönetilerek güvenilir bir enerji altyapısının oluşturulması sayesinde şimdiki ve gelecekteki talebin iyi karşılanması kast ediliyor. “Enerji erişilebilirliği” kavramı da toplumun her kesiminin enerjiyi ekonomik olarak kullanabilmesini kapsıyor. “Çevresel sürdürülebilirlik” yüksek verimli enerji arzının yenilenebilir, düşük karbonlu kaynaklardan sağlanmasını ifade ediyor. Eğer enerjiyi halkın rahatça tüketmesine sunmak isterseniz öncelikle altyapıyı güçlendirmeniz gerekiyor, ancak altyapının iyileştirilmesi için yapılan yatırım ve bakım hizmetleri fiyatı yükseltiyor. Keza çevreci olmak istediğinizde de maliyetler yukarı çıkıp enerji erişilebilirliğini aşağı çekiyor. Diğer bir ifade ile olanaksız üçleme bir tür kısır döngü…
* * *
Olanaksız üçlemeyi saptamış olan World Energy Council (WEC) geliştirmiş olduğu “Energy Trilemma Index” ile ülkeleri konuyu yönetme becerisine göre sıralıyor. Türkiye CCC notu ile 76. sırada yer alıyor. Kamerun, Fildişi Kıyısı gibi ülkeler bile bizim üstümüzde.
Yetkililerimizin bu kavramdan ve bulunduğumuz durumdan ne kadar haberdar olduklarını bilmiyorum. Bakanlığın sitesinde bu indeksi iyileştirme gibi bir hedefe de rastlamadım. Ancak WEC çağdaş enerji yönetiminin bu indeksi iyileştirmek olduğunu söylüyor.
Listede bulunduğunuz yer aynı zamanda küresel iklim değişikliğine negatif katkınızı da belirliyor. Dolayısıyla ilgiyi hak ediyor…