Sanayide enerji yönetimi çoğu zaman aynı soruyla başlar: “Nerede kaybediyoruz?” Cevabın genellikle ekipmanlarda değil; prosesin içinde, basınçlı hava hattında, buhar dağıtımında, kazan dairesinde ve üretim temposunun değiştiği vardiya saatlerinde olduğunu söyleyen VAT Enerji Kıdemli Satış Mühendisi Harun Bulungiray, “Bu nedenle modern enerji yönetimi, yalnızca toplam tüketimi okumakla kalmaz; tüketimi üretimle ilişkilendirir, anlık sapmaları yakalar ve aksiyona dönüştürür.” ifadelerini kullandı.
Observer’ın işletmelerin enerji kullanımını 7/24 takip ederek optimum kullanım üzerinden tasarruf ve verimlilik artışı sağlamayı hedefleyen bir enerji izleme ve yönetim sistemi olduğunu vurgulayan Bulungiray, farklı sistemlerden gelen verileri tek bir altyapıda birleştirerek, yönetilebilir ve raporlanabilir bir enerji performansı oluşturduğunun altını çizdi.
SADECE “ENERJİ İZLEME” YETERLİ Mİ?
Tüketim bilgisini takip etmenin tek başına değer yaratmadığını aktaran Bulungiray, “Değer, verinin doğru bağlama oturmasıyla ortaya çıkar; üretim miktarı, hat duruşları, kalite kayıpları, bakım faaliyetleri ve hatta ortam koşulları bu bağlamın parçalarıdır. Bu çerçevede enerji yönetimi, yalnızca kWh okumaktan çok daha fazlasıdır; doğru anda doğru soruyu sorup, sahada uygulanabilir aksiyon üretmeyi gerektirir.
Observer mimarisinde; anlık tüketim ve verimlilik takibi, kullanıcıya özel pano oluşturma, alarm ve bilgilendirme altyapısı (e-posta, SMS), mobil erişim, uzaktan izleme ve verimlilik çalışmalarını destekleyen raporlama araçları birlikte konumlanır. Bu sayede enerji yönetimi, ay sonu raporu olmaktan çıkarak vardiya kontrolü sağlayan bir yapıya dönüşür.” dedi.

KAÇAĞIN SESİNİ İZLEYEREK DUYMAK
“Basınçlı hava, sanayide en yüksek maliyetli enerji türlerinden biridir.” diyen Bulungiray, “Kaçaklar, gereksiz yüksek basınç setleri, uygunsuz kullanımlar ve hafta sonu açık kalan hatlar; toplam faturanın içinde görünmez kalabilir fakat ciddi kayıp üretebilir. Bu nedenle basınçlı hava yönetiminde hedef, yalnızca kompresörün elektrik tüketimini görmek değil; basınç, debi, çalışma saatleri ve hat davranışını prosesle birlikte okuyabilmektir.” ifadelerini kullandı.
Bulungiray, sahada en hızlı kazanım üretebilen yaklaşımları şöyle sıraladı:
· Baz Yük Analizi: Üretim yokken tüketim devam ediyorsa, sistem enerji kaybediyor demektir.
· Basınç-Tüketim İlişkisi: Basınç setindeki küçük artışlar bile kompresör yükünü artırabilir. Trendler birlikte okunmalıdır.
· Alarm Kurgusu: Hafta sonu sapmaları, gereksiz devrede kalma ve eşik aşımları otomatik bildirimlerle yönetilmelidir.

ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN KALBİ
Buhar sistemlerinin prosese ısıl enerjiyi taşıdığını; dolayısıyla hem ürün kalitesini hem de enerji maliyetini doğrudan etkilediğini belirten Bulungiray, “Buhar tarafında verimliliği anlık yönetmek için buhar üretimi, yakıt tüketimi, kazan verimi göstergeleri, kondens geri dönüş, hat kayıpları, basınç ve sıcaklık dalgalanmaları gibi parametrelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu parametreler tek tek anlamlıdır; ancak asıl değer, birbirleriyle ilişkilendirildiğinde ortaya çıkar.
Akış diyagramları üzerinden izleme yaklaşımı, ekiplerin sahadaki sistem davranışını tek bakışta görebilmesini sağlar. Bu sayede yalnızca ‘ne oldu?’ sorusu değil, ‘neden oldu?’ sorusu da hızlıca yanıtlanır ve düzeltici–iyileştirici aksiyonların alınması kolaylaşır.” ifadelerini kullandı.
ENERJİ VERİSİ ARTIK “RAPOR” DEĞİL, “KANIT”
“Bugün sürdürülebilirlik, ölçüm ve doğrulanabilir performansın alanıdır.” diyen Bulungiray, enerji yönetimi ile sürdürülebilirlik raporlaması arasındaki bağın bu nedenle giderek güçlendiğini vurgulayarak, “Enerji performansının izlenmesi, sera gazı azaltım hedeflerinin takip edilebilir olmasını; verimlilik aksiyonlarının ise hem maliyet hem de karbon etkisi üzerinden değerlendirilmesini sağlar.
Bu yaklaşım sayesinde enerji iyileştirmeleri yalnızca fatura kalemi olarak değil; kurumsal iklim hedeflerine katkı üreten somut adımlar olarak ele alınabilir. Enerji verisinin düzenli, tutarlı ve raporlanabilir hale gelmesi; hem iç yönetim kararlarını hem de dış paydaşlarla paylaşılan sürdürülebilirlik performansını güçlendirir.” dedi ve açıklamasını şu şekilde sonlandırdı:
"Özetlemek gerekirse; basınçlı hava ve buhar sistemleri, iyileştirme potansiyeli yüksek ama takip edilmesi zor alanlardır. Spesifik enerji tüketimi ise üretimle enerjiyi aynı masaya oturtan metriktir. Bu üç başlık birlikte ele alındığında, enerji yönetimi ay sonu raporu olmaktan çıkar; vardiya içinde karar üretilen bir yönetim pratiğine dönüşür.
Doğru ölçüm altyapısı, doğru analiz ve doğru alarm senaryolarıyla desteklenen bir enerji izleme ve yönetim yaklaşımı; işletmelere hem operasyonel verimlilik hem de sürdürülebilirlik hedeflerinde ölçülebilir kazanımlar sağlar.”





