Bakım 4.0

Makine Emniyetinde Bütünsel Dönüşüm

Asaş Alüminyum Profil ve Kompozit Panel Fabrika Bakım Müdürü Veli Özkan, makine emniyetinin artık yalnızca bir güvenlik başlığı değil; bakım, otomasyon ve üretimin kesişiminde şekillenen stratejik bir alan olduğuna dikkat çekiyor.

Sanayide uzun yıllar boyunca makine emniyeti, üretimden ve kaliteden ayrı bir başlık olarak ele alındı. Oysa bugün gelinen noktada bu yaklaşım yerini, bakım, otomasyon ve teknoloji disiplinlerinin iç içe geçtiği bütünsel bir anlayışa bırakıyor. Asaş Alüminyum Profil ve Kompozit Panel Fabrika Bakım Müdürü Veli Özkan, ST Endüstri Radyo’da katıldığı Makine Emniyeti ve Güvenliği programında yaptığı değerlendirmelerde bu dönüşümün sahadaki karşılığını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.

SAHADAN GELEN BİR KARİYER, TEKNİK DERİNLİKLE YOĞRULMUŞ BİR BAKIŞ

Aslen Kütahyalı olan Özkan, burada başlayan eğitim yolculuğunu Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği ile taçlandırarak mesleğe daha üniversite yıllarında sahada çalışarak adım attı. Mezuniyetinin ardından edindiği deneyimle bakımın teknik derinliğini yakından tanıyan Özkan, 2014 yılından bu yana Asaş’ta sürdürdüğü görevinde bugün fabrikanın bakım stratejilerine yön veriyor. Yaklaşık 20 yıllık meslek hayatının büyük bölümünü sahada geçiren Özkan’ın anlatımında, teoriden çok pratiğin, prosedürden çok tecrübenin izleri hissediliyor.

BÜTÜNSEL EMNİYET YAKLAŞIMI

Makine emniyetine dair en çarpıcı değişim, yaklaşımın kendisinde yatıyor. Geçmişte makinenin sağlıklı çalıştırılması, arıza sürelerinin azaltılması ve kalite süreçleri birbirinden kopuk ele alınırken, bugün bu başlıklar tek bir çatı altında birleşiyor. Özkan, bakım ekiplerinin bu yapının merkezinde konumlandığını vurguluyor. Çünkü bakım, fabrikanın her noktasına temas eden ve üretimin sürekliliğini doğrudan etkileyen bir alan olarak emniyetin de doğal taşıyıcısı haline geliyor.

RİSKİN KAYNAĞINA İNMEK

Bu dönüşümün temelinde risk değerlendirmesi yer alıyor. ISO 12100 standardı çerçevesinde yürütülen çalışmalar, tehlikeyi kaynağında yok etmeyi önceleyen bir yaklaşımı esas alıyor. Özkan’a göre en etkili yöntem, operatörün riskli bölgeye hiç girmesini gerektirmeyen sistemleri tasarlamak. Bu mümkün olmadığında teknik önlemler ve en son aşamada uyarı mekanizmaları devreye giriyor. Ancak kalıcı çözüm her zaman tasarımda başlıyor.

“MÜDAHALE ETMEK ZORUNDA KALMAK” RİSKİN BAŞLANGICI

Sahadaki en kritik kırılma noktalarından biri ise operatörün makineye müdahale etmek zorunda kalması. Özkan, bu zorunluluğun aslında sistemin eksik kurgulandığını gösterdiğini ifade ediyor. Bu noktada çözüm, insan müdahalesini minimize eden otomasyon sistemlerinde, gelişmiş sensörlerde ve görüntü işleme teknolojilerinde yatıyor. Amaç, operatörün makineyle fiziksel temas kurmadan süreci güvenli şekilde yönetebilmesi.

KESTİRİMCİ BAKIM İLE GÖRÜNMEYENİ GÖRMEK

Makine emniyetinde yeni dönemin en güçlü araçlarından biri de kestirimci bakım uygulamaları. Geçmişte ekipmanı anlamak için yanına gitmek gerekirken, bugün aynı veriler dijital sistemler üzerinden anlık olarak izlenebiliyor. Titreşim analizleri, termal izleme ve online veri takibi sayesinde arızalar daha oluşmadan tespit ediliyor. Bu yaklaşım yalnızca üretim sürekliliğini değil, çalışan güvenliğini de doğrudan güçlendiriyor.

BAKIMDA ÖNCELİK GÜVENLİ ÇALIŞMA ORTAMI

Makine emniyeti yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı değil. Özellikle bakım faaliyetleri sırasında yaşanan kazalar, sürecin en kritik risk alanlarından birini oluşturuyor. Özkan, enerji kesme uygulamalarının yalnızca elektrikle sınırlı düşünülmemesi gerektiğini; hidrolik, pnömatik ve diğer tüm enerji kaynaklarının da izole edilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü bakımın ilk adımı teknik müdahale değil, güvenli bir çalışma ortamı kurmak.

YATIRIMLARDA GÖZDEN KAÇAN GERÇEK

Makine emniyetinin en çok ihmal edildiği alanlardan biri ise yatırım süreçleri. Yeni makine alımlarında kapasite ve verimlilik hesapları ön planda tutulurken, emniyet çoğu zaman geri planda kalıyor. Özkan, bu yaklaşımın uzun vadede sistemlerin by-pass edilmesine ve eski güvensiz alışkanlıkların geri dönmesine neden olduğunu belirtiyor. Bu nedenle emniyetin, yatırımın en başından itibaren planlamaya dahil edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

İŞLETME KÖRLÜĞÜNE KARŞI ÜÇÜNCÜ GÖZ

Uzun yıllar aynı sistemlerle çalışan ekiplerin karşılaştığı en büyük risklerden biri de “işletme körlüğü”. Özkan’a göre bu durumun aşılmasında dış uzmanların katkısı kritik. Farklı tesislerde deneyim kazanmış üçüncü parti uzmanlar, hem yeni bakış açıları kazandırıyor hem de mevcut risklerin daha net görülmesini sağlıyor.

EMNİYET BİR SİSTEM DEĞİL, BİR KÜLTÜRDÜR

Ortaya çıkan tablo, makine emniyetinin artık tek bir departmanın sorumluluğu olmadığını açıkça gösteriyor. Üretimden bakıma, otomasyondan yönetime kadar tüm paydaşların ortak sorumluluğu haline gelen bu yapı, ancak güçlü bir yönetim kararlılığıyla sürdürülebilir hale geliyor.

Veli Özkan’ın altını çizdiği gibi, emniyetli üretim çoğu zaman belirli fedakarlıkları da beraberinde getiriyor. Kapasite kayıplarını baştan kabul etmeden, sistemleri sağlıklı bir zemine oturtmak mümkün olmuyor. Ancak günün sonunda kazanılan şey, yalnızca güvenli bir üretim hattı değil; aynı zamanda sürdürülebilir ve sağlam bir sanayi kültürü oluyor.