Universal Robots

Entegratör firmalarla anahtar teslim çalışmayı planlıyor

Metal boru bükme, şekillendirme ve kaynak hatlarında robotlardan yararlanan Elatek Kauçuk’un Satınalma & Lojistik Müdürü Yakup Değirmencioğlu “Robotları devreye almada pozisyon sabitlemesi, fikstür hatası, yeniden yapılandırma gibi görünmeyen maliyetler çıkabiliyor. Özellikle kaynak robotundaki programlama konusunda entagratör firmadan destek aldık. Gelecek projelerdeki düşüncemiz, entegratör firmalarla anahtar teslim çalışmak.” diyor

Temelleri 1965 yılında atılan Üçyıldız Kauçuk’un devamı olarak 2002 yılında faaliyetlerine başlayan Elatek Kauçuk, mevcut teknolojisini geliştirerek günümüzde ağırlıklı olarak otomotiv ana sanayine 1. tedarikçi olarak hizmet sunmaya devam ediyor. Tofaş, Ford, TEMSA, Volkswagen Grubu, Fiat Grubu gibi Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen markalarıyla çalışan Elatek Kauçuk’un Satınalma & Lojistik Müdürü Yakup Değirmencioğlu robot yatırımı sürecinde fizibilite çalışmasının önemini vurgulayarak, bu konuda entegratör firmayla çalışmanın öngörülemeyen masrafları azalttığını dile getirdi. Fabrika ziyareti kapsamında markanın Satınalma & Lojistik Müdürü Yakup Değirmencioğlu ve Üretim Müdürü Cem Sırçalı ile detaylı bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle hizmet verdiğiniz sektörü analiz edebilir misiniz? Ne kadarlık bir üretim kapasitesiniz var? 

Yakup Değirmencioğlu: Elatek Kauçuk 2002 yılında kuruldu, fakat 1965 yılında kurulmuş Üçyıldız Kauçuk firmasının devamı olarak aynı teknoloji ve know-how ile hattı üzerine koyarak makina ekipmanlarını, parkurunu ve teknolojisini yenileyerek günümüzde hizmet veriyor. Yüzde yüz otomotiv sanayine çalışıyoruz. Müşteri profilimizi ağırlıklı olarak, ana sanayiler ve buna hizmet veren birinci yan sanayiler oluşturuyor. Türkiye’de Tofaş, Ford, Otokar, Isuzu, TEMSA’nın yanı sıra bu markaların birinci yan sanayileri ile çalışıyoruz. Avrupa’da çalıştığımız firmalar arasında ise Volkswagen Grubu firmaları Volkswagen, Bentley, Porsche, Audi ile Fiat Grubu, Lotus ve Volvo bulunuyor. 

Bütün sektör devleri ile çalışıyorsunuz…

Yakup Değirmencioğlu: Otomotiv sektörü çok geniş bir yelpazeye sahip. Biz daha çok Alman menşeli firmalarla çalışıyoruz. Gelecek dönem stratejilerimiz arasında Fransız firmalarıyla çalışmak yer alıyor. Fakat bizim hedefimiz öncelikli olarak, potansiyel gördüğümüz mevcut müşterilerimizdeki payımızı artırmaktır. Sonrasında yeni müşteriler ile bunu yukarı taşımak istiyoruz.

Üretimin hangi hattında robot kullanıyorsunuz? Robot yatırım ihtiyacı nasıl doğdu? 

Cem Sırçalı: Metal boru hattında robot kullanıyoruz. Metal veya alüminyum boru bükme, şekillendirme ve kaynak proseslerinde yararlanıyoruz.
Yakup Değirmencioğlu: Müşteri taleplerine ve şartnameye göre düz metal boru veya alüminyum boruyu alıp müşterinin belirttiği teknik resme göre büküm işlemi gerçekleştiriyoruz. Büküm işlemi yaparken CNC tezgahları kullanıyoruz.

Robot yatırımı planlarken bir hücre oluşturalım istedik. Özellikle müşteri tarafında potansiyel gördüğümüz işlerde volümler çok yüksekti. Böyle bir otomasyon sistemi yaparsak bu işlere talip olabileceğimizi düşündük. Daha hızlı, seri ve sağlıklı olacağını düşündüğümüz için böyle bir yatırım yaptık. Bu hem müşterimizi ikna etmek hem de bünyemizde robot teknolojisini yaygınlaştırmak üzere bir adımdı. Çünkü kauçuk tarafında fazla robot kullanımı olmuyor. Duruma göre elverişli olmuyor. Fizibilite çalışmalarını yaptığımız zaman her prosese robot entegre edemiyorsunuz. Çok fazla üretim değişikliği olabiliyor, ya da ürettiğimiz parçalar elastik olduğu için robot o hassasiyeti yakalayamayabiliyor. Çünkü sertlik değişebiliyor, sert bir parça değil. 

Entegratör firmanızla nasıl bir çalışma gerçekleştirdiniz?  

Yakup Değirmencioğlu: O konu bizim acemiliğimize geldi. Yatırım yaparken, işi bilen bir arkadaşımızın desteğiyle herhangi bir entegratör firma olmadan üretici firmadan robotları kendimiz satın aldık, kaynak kabinini ve fikstürünü biz yaptırdık. Bunu robot yatırımı yapacak olan firmalara tavsiye etmiyorum. Çünkü; bu konuda uzmanlık alanı olan başarılı firmalardan destek almak uzun sürede avantaj sağlıyor. İlk bakışta yatırım maliyetleri yüksek gibi görünse de uzun vade de karşılaşabilecek hatalar olası maddi zararları ortaya çıkarıyor. Örneğin; pozisyon sabitlemesi, fikstür hatası, yeniden yapılandırma gibi görünmeyen maliyetler çıkabiliyor. Biz bu deneyimimizin akabinde Robotmer firmasıyla tanıştık. Özellikle kaynak robotundaki programlama kısmında destek aldık. Gelecek projelerdeki düşüncemiz, bu işi bilen firmalarla anahtar teslim çalışmak.

Robotlu üretimin sonuçları, avantajları nasıl oldu? Bununla ilgili bir raporlama yaptınız mı?  

Yakup Değirmencioğlu: 1-2 projemiz var. Adet olarak çok yüksek değiller ama gözlemlediğimiz deneyimleri anlatabiliriz. Mesela bükme prosesindeki robottan bahsedersek eğer, bize sağladığı en büyük avantaj daha planlı üretim yapıyoruz. Günün sonunda bükeceğimiz adedi bilmemiz daha kolay oluyor. Operatörü farklı bir yerde kullanarak operatörden kazanç sağlayabiliyoruz. Bunların haricinde daha stabil, daha güvenilir ve hata oranını sıfıra indirgeyecek şekilde bir üretim yapmanıza olanak sağlıyor.   

İşçi maliyetlerinde bir düşüş yaşandı mı?

Yakup Değirmencioğlu: Bir operatörü kaydırdığınız zaman kaynak yaratıyorsunuz. Operatörün oraya harcayacağı zamanı başka bir operasyona verdik. Böylece zaman kazanmış olduk.
Cem Sırçalı: Yatırımın amacı yeni projeler üretebilmek, teklif verebilmek. 
Yakup Değirmencioğlu: Benim tavsiyem bu tarz fizibilite çalışmalarının iyi yapılması gerekiyor. Özellikle devreye alma süreçlerinde öngörmediğiniz masraflar çıkabiliyor. Belki de entegratör firmayla çalışmanın en büyük avantajı bu. Şartnamenizi oluşturursunuz, standardınızı belirlersiniz, anahtar teslimi bir iş alırsınız. 

Endüstri 4.0’a olan bakış açınız nedir? Bu konu ile ilgili teknolojileri takip edebiliyor musunuz? Ne kadarını entegre edebiliyorsunuz?

Yakup Değirmencioğlu: Endüstri 4.0 kaçınılmaz bir gerçek. Sanayide yeni bir dönem olacak. Bu konuya öncülük eden ülkelerden birisi Almanya. Biz otomotiv sanayide faaliyet gösteren bir firma olarak global rakiplerimizin çoğu Avrupa ya da ABD menşeli. Günümüzde her ne kadar onlarda artık Avrupa’dan Doğu Avrupa’ya kaysa da üretim teknolojilerinde daha otomasyona, haberleşmeye, izlenebilirliğe önem vererek her zaman bizden bir adım önde gidiyorlar. Biz bunu şurada fark ediyoruz. Türkiye olarak bizim döviz kurlarıyla en büyük avantajımız işçilik gibi gözüküyor. Endüstri 4.0’ın desteği ile Avrupa işçilik ücretlerini ciddi anlamda azalttı. Çünkü orada otomasyona dönüş, bilgi akışı, veri toplama, makinaların birbiriyle haberleşmesi var. Bu noktada bizim sadece işçilik avantajımız kalıyor. Fakat bu her geçen gün arttıkça, bizim rekabetimiz azalacak. Biz sektörümüz gereği dışa bağımlı bir firmayız. Ham maddelerimizin hepsi ithal, kullandığımız alt parçaların çoğunu müşteri şartnamesine uygunluğu gereği ithal etmek zorunda kalıyoruz. Böyle olunca bizim işçilikten, enerjiden en fazla kazancı yapmamız gerekiyor. Uzun vadede baktığınızda, bu da zaman içerisinde azalacak. Bunların önlemini almamız için bizim Endüstri 4.0’ı takip edip üretimimizde iyileştirmemizi yapmamız gerekiyor.  Üretim hatlarımızda otomasyon olarak haberleşmeler oldu. Nihai ürünü elde edebilmek için minimum dört prosesten geçiyor. Dört prosesin haberleşmesini, veri toplamasını, izlenebilirliğini sağlamak mümkün olmayabiliyordu. Biz ilk önce üretim verimliliğimizi hesaplamak için bir veri toplama sistemine yatırım yaptık. Veri toplayabilmek için makinaların da birbiriyle haberleşmesi gerekiyordu. Hortum ürettiğimiz hatlarda makinaların haberleşmesini kısmi olarak sağlıyoruz. Makinaların verdiği verileri ekrana yansıtıp oradaki operatörün ve aynı zamanda üretim bölümlerinin verimliliği takip etmesine imkan tanıyoruz. En büyük gelişimi bu aşamada gerçekleştirdik. Kullandığımız ERP sistemleri ve barkod uygulamalarıyla izlenebilirliklerini sağlıyoruz. Montaj hatlarımızda Mühendislik bölümümüzün kılavuzluğunda otomasyon yapılabilir mi, iki üç operasyon birleştirilip eşanlı olabilir mi gibi değerlendirmeler yapıyoruz. Bu konularda iyileştirmeler oluyor. Örneğin nihai montaj süremizi kısaltma konusunda hem Mühendislik bölümümüzdeki arkadaşlarımız fizibilite çalışması yapıyor hem de dışarıdan çalıştığımız partner firmalarımız destek veriyor. Kısacası Endüstri 4.0’ı, firmaların ayakta kalabilmeleri, rekabetçi olabilmeleri ve sürdürülebilirliklerini sağlamaları için kaçınılmaz olarak görüyoruz.    

Enerji tüketimi açısından sektörünüzü değerlendirebilir misiniz? Aylık ortalama ne kadarlık bir enerji tüketiminiz var? Bunları aşağı çekmek için nasıl bir enerji yönetim sistemi uyguluyorsunuz?

Yakup Değirmencioğlu: Mali İşler bölümümüzle her ay düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz masraf detay toplantılarında en önemli kısım enerji. Elektrik-enerji alanındaki gider kalemlerimizi aylık olarak takip ediyoruz, majör değişiklikler varsa bunların nedenlerini konuşuyoruz. Çünkü biz tasarruf sağlamak için öncelikle kendi tüketimimizi kontrol altına almamız gerektiğini düşünüyoruz. Tüketimin doğruluğunu inceliyor, yanlış ya da gereksiz kullanımı tespit ediyor ve bu konuda farklı çözümler buluyoruz. 

Cem Sırçalı: Öncelikle tüketimi takip etme biçimimizden bahsedeyim. Depolarımızda birim kauçuk başına ne kadar enerji tükettiğimizi takip ediyor, bunu aylık olarak raporluyoruz. “Geçmiş aylara göre trendde artış var mı?” diye soruyoruz, şayet varsa nedenlerini araştırıp bununla ilgili aksiyon planları oluşturuyoruz. Doğalgaz tarafında birtakım projelerimiz var. Geçtiğimiz günlerde doğalgaz kazanının brülörünü değiştirdik. Bu bize verimlilik katacak. Bir proje kapsamında oraya ekonomizer takılacak. Elektrik tarafında ise halihazırda teklif aşamasında olan, fizibilite çalışmalarına devam ettiğimiz güneş enerjisi projemiz var. 

Yakup Değirmencioğlu: Üst yönetimimizden gelen talep doğrultusunda güneş enerjisi ile ilgili çalışmalar yaptık. Bu alanla ilgili faaliyet sunan 2-3 firma ile görüştük. Öncelikli olarak bina yapınızın fiziksel olarak uygunluğu inceleniyor. Biz Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alıyoruz. Enerji tüketim miktarımızı ve mevcut trafo bilgilerimizi paylaştık. Buradan 1 megavat enerji üretecek kapasiteye sahip olduğumuz sonucu çıktı. Ancak bunun geri dönüşünün 7,5-8 yıl olacağını söylediler, detaylı baktığımızda 10 yılı buluyor. Her ne kadar panel üretimleri yerli de olsa, döviz cinsinden yatırımlar. Üst yönetimimize sunacağız, onların nihai kararına göre hareket edeceğiz. Firmaların bir önerisi de 1 MW’tan daha az, onda biri gibi bir yatırım yaparsınız, ne kadar tasarruf sağladığını izler ona göre artırırsınız oldu. Buradaki önemli nokta ürettiğiniz enerjiyi öz tüketim olarak kullanabileceksiniz, tükettiğinizden fazla da üretseniz bir şey değişmeyecek. Bu nedenle yatırımın ödeme süreleri uzadı. Ürettiğimizi aynı zamanda dışarı satma düşüncemiz vardı, ama yalnızca öz tüketimde kullanabileceğimizi öğrenince durduk. Uzun vadeli kazandıracak bir yatırım. Fakat şirketler, oraya yaptığınız yatırımı başka bir yerden geri dönüşü daha hızlı olacak şekilde elde edebilir misinizi düşünmek zorunda. Bir yandan da elektrik-enerji maliyetleri her geçen gün artıyor. Buradan tasarruf sağlamak adına bir sistem kurulması avantajlı olabilir. Firmalar finansal güçlerine, vizyonlarına, stratejilerine, bulundukları lokasyona göre birçok parametreyi göz önünde bulundurarak yatırım yapıp yapmama kararı alabilirler. Bizim konu ile ilgili araştırmalarımız oldu. Yatırım kararı alınırsa belki kısmi bir şekilde başlayabiliriz. Alanımız, çatımız vb. uygun gözüküyor, ama şu an için beklemedeyiz.  

Fabrikanızın depolama bölümü için ne kadarlık bir alan ayırıyorsunuz? Burada kullandığınız teknolojiler nelerdir?

Yakup Değirmencioğlu: Depolama bölgemizde şu an tek lojistik noktamız var. Bu alan yaklaşık 1.500 metrekare. Hem bitmiş ürün dediğimiz mamul ürünleri stokladığımız hem de üretimde kullandığımız komponentleri stokladığımız alan var. Ham madde stok alanlarımız ayrı. Çünkü biz onları özel koşullarda sakladığımız için depo kısmına dahil etmiyoruz. Aktif olarak kullandığımız mamul ambarı ve komponent stok alanı ile ilgili nasıl bir iyileştirme yapabiliriz dedik. Bu kapsamda öncelikli olarak raf düzenini değiştirdik. Fizibilite çalışması yaptık, partner firmalarımız çeşitli önerilerde bulundular. Önce mevcut durumda dar koridor sistemini göz önünde bulundurarak bir iyileştirme gerçekleştirdik. Mamul ambarımızda ürün büyüklükleri, ölçüleri değişkenlik gösterdiği için standart bir otomatik sistem yapmak istemedik. İthalat yaptığımız ve daha çok stok tuttuğumuz malzemelerle ilgili araştırmamızda otomatik dikey depolama sistemleri dikkatimizi çekti. Sistemde siz bir liste gönderiyorsunuz, o listeye göre parçalar operatörün karşısına geliyor. Otomatik dikey depolama sistemi, bize alan ve zaman kazancının yanı sıra iş güvenliği açısından avantajlar sağladı. Şu an için Modula markalı 3 adet makinamız var. Gelecek yıl 3 adet makine daha satın almayı planlıyoruz. Modula’nın en büyük makinası 4.25 enindeydi. Bizde bu sebeple Modula markası ile çalışmayı tercih ettik. Ebat açısından hem genişti hem de ürünü koymayı planladığımız yere oldukça uygundu. 

Cem Sırçalı: Bünyemizde gerçekleştireceğimiz akıllı taşıma projemiz var. Bu yılsonuna kadar tamamlamayı planlıyoruz. Depo ile üretim arasında lojistikte kullanacağız. 
Yakup Değirmencioğlu: Burada bize öncülük eden firma Tofaş. Özellikle Mühendislik, Üretim ve Bakım bölümlerimiz farklı konularda Tofaş ile bilgi alışverişinde bulunuyor. AGV diye adlandırılan İnsansız Taşıma Araçları ile ilgili bir çalışmamız var. Yatırım maliyetleri yüksek ama Tofaş kendi bünyesinde yapmış, bizde yapacağız.  
 

YORUM EKLE
İlişkili Haberler
SEKTÖREL BÜLTENE ABONE OL
Dergiler
Partnerler