Festo

‘Yarı Otonom’ çalışan çözümler üretecek

Hakan Ömer Gider

Makina emniyeti alanında müşterilerinin her türlü ihtiyacını karşılayan Pilz Türkiye, Endüstri 4.0 kapsamında yapay zeka argümanlarını kullanarak endüstriyel yazılımlar geliştiriyor.

Müşterilerinin makina emniyeti alanında tüm ihtiyaçlarına çözüm üreten Pilz Türkiye, bu yıl kuruluşunun 17. yılını kutluyor. Firma, uzman danışmanlık ve mühendislik kadrosuyla risk değerlendirmesi, emniyet konsepti, emniyet tasarımı, sistem entegrasyonu, emniyet doğrulaması, CE onayı, tesis değerlendirmesi, kilitleme etiketleme sistem tasarımı ve ATEX (Potansiyel Patlayıcı Ortamdan Korunma) konularında müşterilerine hizmet sunuyor.
İş kazalarının önlenmesi konusuna dikkat çeken Pilz Türkiye Teknik Grup Müdürü Baran Demirkan, firma olarak söz konusu ihtiyaca uygun çözüm ve hizmetler hazırlayıp, bunları sahada hayata geçirdiklerini belirtiyor. 

Demirkan, “Bizim Pilz Türkiye olarak vizyonumuz, sadece Türkiye’de değil aynı zamanda yakın coğrafyamızda da makina emniyeti çözüm ve hizmetleri konusunda liderliğimizi pekiştirmek ve yurt dışında da Emniyet=Pilz algısını mutlak kılmaktır.” diyor.

Firmanızın kuruluşundan ve çalışma alanlarınızdan bahseder misiniz?

Pilz 1948 yılında Stuttgart’ta kurulan, 70 yıla uzanan geçmişiyle aile şirketi geleneklerine sahip, emniyet otomasyonun mucidi olan, Alman menşeli bir firmadır. Dünya üzerinde 5 kıtada 40 ülkede hizmet veren Pilz, 2 bin 400’ün üzerinde çalışanı olan ve bunlardan yaklaşık yüzde 20’sini Ar-Ge departmanında görevlendiren bir teknoloji üreticisidir. Türkiye’deki faaliyetlerine 1997 yılında temsilcilik ile başlayan Pilz, 2002’de Bursa’da, 2005’te İstanbul’da ve 2018 yılında İzmir’de açmış olduğu ofisleriyle Türk sanayiine hizmet veriyor. Türkiye’de hizmetine başladığı günden bu yana kendisini ve kadrosunu sürekli genişleten Pilz Türkiye, müşterilerinin makina emniyeti alanında tüm ihtiyaçlarına çözüm üreten bir firmadır. Uzman danışmanlık ve mühendislik kadromuzla risk değerlendirmesi, emniyet konsepti, emniyet tasarımı, sistem entegrasyonu, emniyet doğrulaması, CE onayı, tesis değerlendirmesi, kilitleme etiketleme sistem tasarımı ve ATEX (Potansiyel Patlayıcı Ortamdan Korunma) konularında müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Aynı zamanda eğitim kadromuzla da Makina Emniyeti Seminerleri, ürün kursları ve CMSE (Certified Machinery Safety Expert) Sertifikalı Makina Emniyeti Uzmanı eğitimleri düzenliyoruz. Bu sene 17. yılımızı kutluyoruz. Bu 17 yıl boyunca her zaman sürekli gelişimi ve eğitimi ilke edinerek geleceğe yönelik düşünen ve yatırım yapan bir organizasyon olmayı başardık. Bizim Pilz Türkiye olarak vizyonumuz sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda yakın coğrafyamızda da makina emniyeti çözüm ve hizmetleri konusunda liderliğimizi pekiştirmek ve yurt dışında da Emniyet=Pilz algısını mutlak kılmaktır. Geriye dönüp Türkiye’deki 17 yıllık geçmişimize baktığımızda ve bizi tanıyan, bizimle çalışan müşterilerimize kulak verdiğimizde hedefimizi önemli ölçüde gerçekleştirdiğimizi görüyor ve bununla gurur duyuyoruz.

Robot emniyeti konusunda sektöre sunduğunuz hizmetler nelerdir?

Robot hücre tasarımı ve süreç bilgisi olarak yıllar geçtikçe Türkiye’de iyi bir konuma gelebilmek için tüm sektör paydaşları ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bu takdiri hak eden çalışmalar ne yazık ki iş kazalarının önlenmesinde ülkemizi olması gereken yere taşıyamamaktadır. Bu sebeple önümüzdeki dönemde tüm paydaşların bu konuya ciddi çalışmalar ile destek vermesi gerekiyor. Pilz olarak bu ihtiyaca uygun çözüm ve hizmetler hazırlayıp, bunları sahada hayata geçiriyoruz. Özellikle robotik uygulamalar için şunları söyleyebilirim. Robotlarla ilgili mevzuatın iki kaynağı bulunuyor. İlki piyasa gözetimi ve denetimi için oluşturulmuş olan mevzuattır. Bunun bir parçası olan, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanuna dayanılarak çıkarılmış olan 2006/42/AT Makina Emniyet Yönetmeliği’ne göre, robot ekipmanı tek başına tamamen bitmiş makina değil, kısmen tamamlanmış makina olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla kendi başına bu yönetmelik açısından CE İşareti gerekliliklerini taşımıyor. Robot ekipmanı, hattın entegrasyonu tamamladığında ve komple bir proses hattı halini aldığında tamamlanmış makina olarak değerlendiriliyor ve Makina Emniyet Yönetmeliği ve ilgili diğer yönetmeliklerin (Alçak Gerilim, Elektromanyetik uyumluluk, vb.) gerekliliklerini yerine getirdiği takdirde CE İşareti alarak hizmete alınabiliyor. Daha çok ekipman üreticileri ve entegratörlerin odak noktası olan mevzuattan sonra son kullanıcıların odağında olan mevzuattan bahsetmekte de fayda var. Bu noktada, başlangıç noktası, 6331 sayılı İSG Kanunu’na dayanılarak çıkarılmış olan, 2009/104/AT İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği ve Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’dir. Bu iki yönetmelik de emniyetli bir robot uygulamasının kanuni dayanaklarıdır. İSG Kanunu kendi amir metni ile de risk değerlendirmesini şart koşuyor. Risk değerlendirmesi ayrıca Makina Emniyet Yönetmeliği’nin de bir gerekliliği olan teknik dosyanın mecburi bir parçasıdır. İş güvenliği literatüründe de sezgisel olarak barizdir ki bir iş güvenliği çözümüne geçmeden önce problemin tanımı ve büyüklüğünün ve doğasının tespiti gereklidir. Dolayısıyla risk değerlendirmesi tüm çözümlerin öncesinde gerekiyor. Robot emniyeti ile ilgili başlıca referans dokümanlar; "EN ISO 10218-1 Robotlar ve robotik cihazlar - Endüstriyel robotlar için güvenlik gereksinimleri - Bölüm 1: Robotlar" ve "EN ISO 10218-2 Robotlar ve robot cihazları-Endüstriyel ortamlar için robotlar - Güvenlik kuralları - Bölüm 1: Robot sistemleri ve entegrasyonu" tanımlı C tipi standartlardır. Bunlardan EN ISO 10218-1 standardı, tekil robot ekipmanın emniyet gerekliliklerini düzenleyen standart; EN ISO 10218-2 standardı ise robotların entegre edildiği sistemlerin emniyet gerekliliklerini düzenleyen standarttır. Robotlarla ilgili mevzuatın ikinci konusu ise, kolaboratif robotlardır. Kolaboratif robot uygulamaları, EN ISO 10218-2 standardında genel olarak ele alınmış olmakla birlikte, detayları ISO/TS 15066 teknik spesifikasyon dokümanında yer alıyor. Bahsedildiği üzere, EN ISO 10218-2 standardı robot sistemlerinin gerekliliklerini ortaya koyuyor. Bu C tipi standartta, her C tipi standartta olduğu gibi, B tipi standartlara da atıflar bulunuyor.

İnsan-robot iş birliğine dayalı kolaboratif robot uygulamaları konusunda hangi çalışmalarınız bulunuyor?

Öncelikle Pilz olarak kolaboratif robot hücre çalışmalarında yurt dışında eğitim almış özel ölçüm ekipmanlarına (kuvvet, basınç) sahip teknik ekiplere sahibiz. Konvansiyonel robotların varlığı endüstriyel ortamlarda yeni değil; ancak kolaboratif robot ekipmanlarının varlığı için aynı şeyi söylemek zor. "Kolaboratif robot ekipmanı" diye ifade ediyoruz; çünkü kolaboratif çalışma, aslında tek başına bir ekipmanı değil, spesifik olmayan genel bir çalışma şeklini ifade ediyor. Kolaboratif robot çalışması EN ISO 10218-2 standardında detaysız şekilde anlatılmak; ancak kolaboratif robot alanında üreticilerin hızı standart koyucuları geçince, ortada standartları olmayan ekipmanların bulunması gibi bir durum ortaya çıkmaya başladı. Standart olarak değil; ama yol gösterici bir rehber doküman olarak ISO/TS 15066 Robotlar ve Robotik Cihazlar – Kolaboratif Robotlar teknik spesifikasyon dokümanı oluşturuldu. Kolaboratif Çalışma Metotları, i) Emniyetli izlemeli duruş (Safety-rated monitored stop); ii) Elle yönlendirme (Hand guiding); iii) Hız ve mesafe izleme (Speed and separation monitoring); iv) Güç ve kuvvet sınırlama (Power and force limiting); olarak listelenebilir. Pilz Türkiye olarak metot iv ile ilgili sahada tasarımdan emniyet doğrulamasına kadar tüm fazlarda çalışmalar yapıyoruz. İlk üç metotta, robot hareket halindeyken çalışanın robota belli bir mesafeden fazla yaklaşması mümkün olmamaktaydı. Dolayısıyla çalışma şekli gereği robot ve insan teması/çarpışması mümkün değildi. Bu metotta, çalışanla robot aynı anda aynı alanda birbirlerine yakın mesafelerde hareket halindeler. Dolayısıyla artık tehlikeli olabilecek temas/çarpışma ihtimalinden bahsetmek mümkün. Bu nedenle de diğer 3 uygulamada konvansiyonel robot donanımı kullanılabilirken, iv. metodda olası bir çarpışmanın etkisini azaltmak için, fiziksel dış yapısı özel olarak tasarlanmış ve kuvvet algılama sensörleri bulunan kolaboratif robot donanımı (cobot) kullanılıyor. Sadece kolaboratif robot donanımı kullanılmasının emniyetli bir kolaboratif robot uygulaması için yeterli olacağını düşünmek doğru değildir. Tüm iş istasyonunun risk değerlendirmesi sonucunda, kolaboratif çalışmaya uygun şekilde tasarlanması gerekiyor. ISO/TS 15066 dokümanında, her bir insan vücudu bölgesi için azami kuvvet ve basınç uygulama eşik değerleri verilmiştir. iv. Metodda olası bir çarpışma senaryosunda bu kuvvet ve basınç eşik değerlerinin aşılmaması gerekiyor. Kolaboratif robot uygulamaları, emniyetli çalışma kısıtları nedeniyle her uygulama için uygun olmayabilir. Örneğin kesici, delici takımlarla yapılması gereken uygulamalar, çok sert ve keskin yüzeyli veya çok ağır iş parçaları tutularak yapılan uygulamalar, ya da çok hızlı yapılma ihtiyacı duyulan prosesler için uygun olma ihtimalleri düşüktür. Bu nedenle, emniyet gerekliliklerinden de önce, kolaboratif robot donanımı satın almayı düşünen işletmelerde, öncelikle proseslerinin gerçekten kolaboratif robot uygulamasına (iv. metot) uygun olup olmadığının ve gerçekten iv. metot robot uygulamasına ihtiyaç duyulup duyulmadığının analiz edilmesi gerekiyor. Sonuç olarak; donanımı kolaboratif veya konvansiyonel olsun, hiçbir robot ekipmanı kendiliğinden emniyetli değildir. Robot donanım üreticilerinin de böyle bir iddiası yoktur. Yani emniyetli robot yoktur, emniyetli robot uygulaması vardır. Emniyetli robot uygulaması da, ancak teknik emniyet konusunda uzmanlaşmış; ekipmanları, metodolojileri ve kontrol sistemini analiz etmeyi bilen uzman ekipler tarafından risk değerlendirmelerinin gerçekleştirilmesi, doğru emniyet çözümlerinin prosesin ve proses sahibinin teknik ve finansal ihtiyaçlarına göre belirlenmesi ve tasarlanması, doğru emniyet ürünlerinin seçilmesi, doğru mühendislik ile uygulanması ve emniyeti güvence altına almak için gerekli testlerin ve emniyet doğrulamasının yapılması ile mümkün olacaktır.

Endüstri 4.0 sürecinde marka ve ürünlerinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Pilz, uzmanı olduğu makina emniyet ekipmanları alanındaki ürün geliştirmelerini sürdürüyor. Bununla birlikte Pilz Türkiye olarak, Endüstri 4.0 kapsamında yapay zeka argümanlarını kullanarak endüstriyel yazılımlar geliştiriyoruz. Türk sanayii için yenilikçi bir yaklaşım sergileyen firmaların üretken bir yapı kurmaları ve ülke kaynaklarının verimli kullanımı adına onlara destek sağlıyoruz. Türkiye’de Endüstri 4.0 ile alakalı endüstriyel otomasyon camiası, genel itibariyle donanım kökenli çalışmalar yapmaktalar fakat Endüstri 4.0, haberleşen fiziksel sistemlerden toplanan verilerin analiz edilmesini ve bu analiz sonuçlarında da bazı önermelerin üretilmesini sağlayan bir yapıdır. Yalnızca donanımdan ibaret olarak düşünülmesi, kavramın yanlış ele alınmasına da neden olmaktadır. Dolayısıyla endüstriyel otomasyon camiasının donanım konusundaki tecrübesini, yazılımsal yaklaşımlarla da desteklemesi gerekmektedir. Bilindiği gibi Endüstri 4.0 imalat değer zincirinin dijitalleşerek, bütünleşik ve yarı otonom hale gelmesidir. Dijitalleşme; yani üretim, lojistik, satış, pazarlama, finansman gibi aşamalardan veri almak Endüstri 4.0’ın adımlarından biri olsa da tek başına Endüstri 4.0 için yeterli değildir. Öte yandan yaklaşık 20 yıldır sahadan veri toplayabiliyoruz. Sadece bu yöntemler ile Endüstri 3.0’ı hızlandırmaktan öteye gidemeyiz. Bizim vizyonumuz ve değer katmayı amaçladığımız alan, “Yarı Otonom” çalışan çözümler üretebilmektir. Bunun için de Bilişim Teknolojileri (BT) uzmanları ile beraber çalışıyor ve hedef kitlenin sorunlarına ve onların ihtiyacı olan çözümlere odaklanıyoruz. Bu anlayış ile Pilz Türkiye olarak 2016 yılsonu itibariyle yazılımlar üzerinde çalışıyor ve son kullanıcıya yönelik projeler geliştiriyoruz. Projelerimizden Çevrimiçi Üretken Bakım Uygulaması MOP App, otonom TPM (Toplam Üretken Bakım) için özel olarak geliştirilmiş bir yazılımdır. Yapay zeka uygulamalarının gerektirdiği kural motoru, korelasyon ve anomali tespiti gibi makina öğrenmesi algoritmalarına sahiptir. MOP App, makinanın tüm arıza ve sensör verilerini toplayarak analiz eder ve makinanın arızalarını önceden kestirerek müdahalede bulunulmasına olanak sağlar.

İş gündeminiz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Günümüzde otomasyon camiasında yapılan nerdeyse tüm çalışmalar Türkiye’de 4. Sanayi Devrimi ismi verilen trend ile paralel ilerliyor. Bu çalışmaların tamamının bir sistem tarafından kontrol edilmesi, belli standartlarının olması ülkemizi bir deney sahasına çevirmemek adına önem arz ediyor. Bu çalışmaları yaparken uluslararası standartları takip ederek hareket ediyoruz. Örnek olarak TPM ile ilgili olarak geliştirdiğimiz MOP App, benzeri yapay zeka ve makina öğrenmesi konularını içeren çalışmaları sahada yıllarca bu konularda çalışmış geçerli sertifikaları olan ekiplerle geliştiriyoruz. Bu konularda somut projelerimiz müşterilerimiz tarafından kullanılmaya başlanmış ve kendini kanıtlamaya devam ediyor. Hedefimiz yüzde yüz yerli sermaye kaynakları kullanarak geliştirdiğimiz çalışmalar ile ülkemize fayda sağlayarak, konumuzda en iyi hizmetler sunmaktır.

Sizi tanıyabilir miyiz?

20 yılı aşan profesyonel kariyerim boyunca Türk otomotiv sanayinin lider firmalarında; Bakım Mühendisliği, Proje Mühendisliği, Üretim Mühendisliği, Süpervizörlük, Orta ve Üst Düzey Fabrika Yöneticiliği görevlerini yürüttükten sonra 2016 sonu itibariyle Pilz Türkiye’de Teknik Grup Müdürlüğü görevine başladım. Kariyerim boyunca 6 sigma, TÜBİTAK Ar-Ge, Faydalı Model ve birçok Best Practice projelerinde takım çalışanı ve şampiyonu olarak çalıştım.

Endüstri 4.0
YORUM EKLE
İlişkili Haberler
SEKTÖREL BÜLTENE ABONE OL
Dergiler
Partnerler