Türkçe’de patlama dediğimiz kelimenin İngilizce’de iki karşılığı var: Explosion ve Implosion.
Explosion dışa doğru olan patlamaları, implosion ise içe doğru olan patlamaları ifade etmek için kullanılıyor. İçe doğru olan patlamalara bir örnek vermek gerekirse eski tüplü televizyonların patlamasını gösterebiliriz. Bir patlamanın içe doğru olabilmesi için dış basıncın iç basınçtan fazla olması gerekiyor. TV tüpü vakumlu olduğundan bu koşul oluşuyor ve patladığında etrafa sıçrayan parça sayısı yalnızca içe gelip tüpün metal kısmına çarpan cam parçaları oluyordu. Bina yıkımının da içe doğru yapılmasına dikkat edilmesi gerektiğinden yabancı literatürde implosion kelimesi kullanılıyor. Gerçek bir implosion olmamasına rağmen binanın etrafa tehlike yaratmaması ve moloz kaldırma maliyetini arttırmaması için kendi arsası üstüne çökmesi hedefleniyor.

Aslında yıkımın hayli basit bir mantığı var; binanın destek alt sistemlerini işlevsiz hale getirmek! Bunu yaptığınızda bina kendi üstüne çöküyor. Patlayıcılar da temelde binayı yıkmıyor, destek sistemini yüke dayanamaz hale getiriyor. Kalanı yerçekimi hallediyor. Dolayısıyla ilk önemli karar patlayıcıların nerelere konacağını belirlemek!
İkinci karar da ne kadar patlayıcı kullanılacağı konusunda! Fazla patlayıcı gereksiz maliyet ve etrafa zarar, az patlayıcı da binanın çökmemesi demek. Eğer bina ilk seferde yıkılmaz ise sonraki aşama büyük risk içeriyor.  
Üçüncü önemli karar da patlayıcıların ne zaman patlatılacağı. Değişik yerlere yerleştirilen patlayıcıların aynı anda patlatılması binanın çökmesini sağlamıyor. Önce en alttakilerin, sonra ortadakilerin en sonunda da tepedekilerin patlatılması arzulanan sonucu ancak verebiliyor. Tabii patlamalar arasındaki zaman farkının saniye mertebesinde olması dışarıdan bir şey anlama olanağı vermiyor.

Bir binayı kontrollü bir biçimde yıkmanın tek bir doğrusu yok. Her bina kendine özgü olmasına karşın optimum şekilde yıkılması için çok sayıda çözüm bulunabilir. Ancak bunları becerebilmemiz için işe teorinin öğrenilmesi ile başlamak gerekiyor. Bina yapmaya da tam öğrenmeden başladık, yapabiliriz zannettik, hala daha iyi bina yapmayı tam öğrenebilmiş değiliz. Umarım yıkım böyle olmaz.
 
Öneri 1: Ünlü fotoğrafçı Bennu Gerede’nin, enerji tasarrufuna dikkat çektiği  “Yalıtımın Mavi Yüzü” isimli sergisi Sapphire Çarşı’da. 1 Ekim’ kadar görebilirsiniz.
Öneri 2: National Geographic’in modern mühendislik harikalarını ve perde arkasında yaşananları gözler önüne serdiği “Mega Yapılar” belgeselinde 19 Ekim Cuma 20:00’de yedi yılda tamamlanan 827 metrelik Burj Khalifa var. Kaçırırsanız kaybınız büyük olur.

Şikayet! Tapu harçlarının artması zaten yavaşlamış satışları köstekleyecektir. Umarım karardan dönülür!