Geçenlerde de bir gazetede ‘KOBİ’lerin erişebilirlik sorunu var’ başlıklı bir makale gözüme çarptı. Makale Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 2009 yılında başlatıp KOSGEB aracılığı ile uygulamaya koyduğu ‘İşbirliği Güç Birliği Destek Programı’na yapılan başvuru sayısının 20’de kaldığı haberini dayanak alarak KOBİ sahip-yöneticilerinin sağlanan imkânlara erişebilirlik konusunda yetersiz kaldıkları yorumu yapıyordu. Makaleyi okurken geçen yıl yaptırmış olduğum bir tez ile ilgili sonuçları bu sayfalardan paylaşmadığımı hatırladım. Tez firmalarımızın ne eksiklikleri var sorusuna topyekûn yanıt arama amaçlı idi.

Bakın araştırmada hangi sonuçlara ulaşıldı:
• KOBİ’lerde planlı çalışma alışkanlığı yok. Neredeyse planlamaya hiç zaman ayrılmıyor, çoğunlukla bir-iki toplantı, bazen ayaküstü konuşma sonrasında hemen çalışmalar başlatılıyor,
• Gelir tablosu, bilanço, nakit akımı dışında muhasebe yok. Yönetim muhasebesi bulunmuyor veya tek tük standart dışı uygulamalar yapılıyor,
• İhtiyat akçesi ticaret kanununda bulunmasına karşın şirketlerimizde yok! Bu yüzden sıklıkla likidite sıkıntısına düşülüyor. Amortisman kaydırma ise bir hayli var.
• Marka ve imaj yaratılamıyor, göstergesi şirketlerin defter değerlerinin piyasa değerlerine eşit olması,
• Risk yönetimi yapılmıyor veya sigortalama ile sınırlı kalan uygulamalar var. Haklarını yemeyelim bir de kurban keserek, maşallah yazarak risk yönetimi yaptıklarını zannedenler,
• Teknoloji yatırımlarında para kaybediliyor; daha kolay olan ekipman yatırımları konusunda zaaf daha fazla. Yazılım almaktan korkulduğu için gereken teknoloji düzeyine çıkılamıyor,
• Optimum ölçek bilinmiyor, çoğunlukla optimum ölçeğin altında yatırım yapılması en düşük maliyetlere ulaşmayı engelliyor,
• Yönetim bilgisi yetersiz, yönetici, lider, girişimci farkları bilinmiyor, yönetici geliştirme programları yürütülmüyor,
• Kopyalama alışkanlığı fazla, sıfırdan tasarım yapılmıyor, büyük olasılıkla böyle bir beceri ulusal genetiğimizde yok. “Türkün aklı gözündedir” cümlesini duymuş olduğumu belirteyim!
• Devletle iş yapmak en karlı iş olarak görülüyor, eskiden Resmi Gazete’ye bakarak yapılan yatırımlar şimdi daha başka (!) şekilde yapılıyor.
• Bilmedikleri işe girenler kaynak israfına yol açtıkları gibi o alanda düzgün çalışan firmaların gelirlerini bozuyor, dışsal zarar yaratıyorlar,
• Borç ile kaldıraç etkisi yaratmak bilinmiyor,
• Yanlış zamanda ve koşullarda kredi alınmaya çalışılıyor, yapı şeffaf olmadığı için kredi almada zorlanılıyor, bankacılar gaddar olarak görülüyor. Aslında ABD’de bankacılara aynı gözle bakılıyor; orada da “Bankacı size güzel havada zorla şemsiye verip yağmur yağdığında geri isteyen kişidir” deniyor. Belki de suç gerçekten de bankacılardadır.

Bütün bunlara karşın iyileşme içinde olduğumuz da kesin. Ben biraz daha hızlı olalım istiyorum yalnızca.
İçten saygı ve sevgilerimle.