Bugün durum böyle değil. İthalat firmalarına baktığımızda aslında değişen fazla bir şey yok. Onlar yine yabancı menşeli makinalarla pazardalar. Bir fark makinaların imal edildikleri ülkelerde. Önceleri Almanya’da, İtalya’da yapılanların bir kısmı şimdilerde Uzakdoğu’da üretilmekteler.

*   *   *

Asıl fark yerli üreticilerin bazılarının tutumlarında. Bazı yerli makina üreticileri kendi ürünlerinin yanı sıra ithal ürünleri de portföylerine dâhil etmiş bulunmaktalar. Bu gerçek özellikle bu yıl içinde yapılan değişik fuarlarda göze batmaya başladı. Görünenden daha fazlası da var. İthal olduğu aşikâr olan makinalardan başka yerli imalat görünümüne büründürülmüş çok sayıda makina da satışa sunulmuş bulunmakta.  Bu makinaların büyük kısmının tasarımları, çizimleri burada hazırlanıp geliştiriliyor, oradaki firmalar da üretip gönderiyorlar. Şimdilik çok küçük bir kısım firma da tasarımı bile orada yaptırtıyor. Nasıl bir makina istediğini, örneğin “zeytini vakumlu paketleyen” bir makina, belirtiyor. Onlar tasarımı da yapıyor, üretimi de. Hatta alternatif tasarımlar arasından seçim yapma olanağı dahi sunuyorlar.

*   *   *

Mikro açıdan bakınca bu uygulamalarda herhangi bir sorun bulunmuyor. Elbette her şirkete kar güdüsü yol göstermelidir. Dolayısıyla firmalarımızın tutumlarına kızıyor değiliz, sadece bizi nereye götüreceğine dikkat çekmek istiyoruz. Yerli üretimin zayıflamakta oluşu sektörü, ülkeyi seven herkesi kaygılandırıyor. Elbette üreticilerimiz her türlü makinayı rekabetçi koşullarla üretemez. Rekabetçi koşullarla üretemeyeceğimiz makinaların ithal edilip kullanılması da sağlıklı bir çözümdür. Çünkü kullanıcı firmaların başarılı olmaları için ileri makinalara gerek bulunmaktadır. Ama rekabetçi makinalar yapmayı becerememek yüzünden imalattan ithalata kaymak geri dönüşü olmayan vahim sonuçlar getirebilir. Tarım ve hayvancılıkta gördüğümüz film makina sektöründe de oynayabilir. 
Bir an önce önlemler alınmaz ise kaçınılmaz son ne yazık ki budur!