Büyük baraj teknolojilerinin ancak geliştiği 20. Yüzyıl başına kadar da öyle kalmıştır. Bugün de küçük akarsu potansiyelinin değerlendirilmesinde bu santraller tek çözümdür. Örneğin Çin halihazırdaki 100.000’den fazla mini hidroelektrik santral (HES) ile çok iyi bir örnektir. ABD bu alanda sayı olarak çok geri kalmış olsa da (3.000 adet) oluşturduğu hukuksal ve finansal teşvik sistemleri ile konuya verdiği önemi kanıtlamaktadır.
 
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında ecnebilere “Su akar Türk bakar”  sözünü söyletmiş olsak da 1930’lardan itibaren çok sayıda doğal akışlı santral yatırımı yapmışız. 1960’larda büyük baraj inşa teknolojisinin gelişmesi mini HES’leri geri plana düşmüşse de 1990’larda ülkemiz baraj potansiyelinin tamamına yakınını kullanmamız sonucunda tekrar gündeme gelmiştir. Bugün ülkemiz elektrik güç arzının %10’undan fazlasını mini HES’lerden kaynaklanmaktadır.
 
* * *
 
Dikensiz gül bahçesi olmadığı gibi elektriksel güç üretiminin türü ne olursa olsun sakıncaları bulunmaktadır. HES’ler de kurulum ve işletme sırasında floraya, faunaya, arkeolojik servete, doğal alanlara ve iklime olumsuz etkiler yapar. Karasal ortamı sucul ortama dönüştürür doğal yapıyı bozar, yer altı sularını azaltır, yaban hayvanlarının beslenmelerini zorlaştırır, nehrin göle dönüşmesi ile yavaşlayan akış sudaki oksijeni azaltır, su canlılarını öldürür. 
Santral ne kadar küçük olursa olsun bu etkiler mutlaka olur. 
 
Bu nedenle HES yatırımları kararı verilirken Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yapılır. ÇED raporu tüm negatif etkileri ortaya koyar. Böylelikle toplumun elektrik enerjisinden kazanacağı fayda ile sosyal kayıpları karşılaştırma olanağı verir. ÇED raporu ek olarak hangi önlemler alınacağını, böylelikle toplumsal faydanın nasıl arttırılabileceğini de söyler. 
 
* * *
 
Kısacası HES’ler kötü değildir. HES projelerinden ÇED raporlarını çıkartmak kötüdür.