Hava kirliliği kaynaklarını doğal ve yapay olarak ikiye ayırmaktayız. Doğal kirlilik kaynakları arasında volkanik emisyonlar, orman yangınları, kum fırtınaları ve deniz yüzeyinden yayılan tuz partikülleri sayılabilir. Yapay kirlilik kaynakları da üçe ayrılırlar; ısınma, ulaştırma ve endüstri.
Atmosferi kirleten unsurlar da iki kategoride toplanır. Karbon monoksit, sülfür dioksit, hidrokarbon türleri, kurum ilk kategoriyi oluşturur. Bunlar atmosfere doğrudan salınan kirlerdir. İkinci kategori normal olarak kirlilik yaratmayan ancak atmosferde bulunmaları sonucunda kimyasal değişim yaşayarak kirli halen gelen azot dioksit, fotokimyasal ozon, aerosol gibi maddeleri kapsar. Yanlış bir önyargı oluşmaması için; her iki kategoride yer alan maddelerin burada yazılan ile sınırlı olmadığını, kirletici maddelerin sayısız çeşitte olduklarını belirtmek gerekir.  

   *   *   *

Kirlilikle mücadelede temel strateji önleme üzerine kuruludur. Bunun anlamı kirleticilerin kullanımından vazgeçmek demektir. Elbette bu her kirletici için olanaklı olmadığından, hatta kısa vadede yalnızca pek az maddeyi atmosfere göndermeme olanağı bulunduğundan, uygulamada görülen yaygınlık, kirleticileri atmosfere salmayacak veya azaltarak salacak teknolojilerin kullanımı şeklindedir.
Bu teknolojiler kapsamında pek çok cihaz ve ekipman bulunmaktadır: filtreler, siklonlar, toz toplayıcılar, gaz temizleyiciler, egzoslar, insinatörler, presipitatörler, analizörler, oksidasyon ekipmanları, karbon çekiciler vb.
Bütün bunlar çevre koruma konusunun ilk bakışta teknik bir konu, yalnızca mühendislik uygulamalarıyla gerçekleştirilebilecek bir faaliyet olduğu izlenimi uyandırabilir. Gerçekten de yukarıda saydığımız ve sayamadığımız ilgili cihazların kullanımının ve gerekli mühendislik projelerinin yapılması zorunludur. Fabrikalarımızın bu konularda yatırım yapmaları en az imalat yatırımları kadar da önemlidir. Fakat yeterli midir? Çevre korumanın gerçekleşebilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması, yaptırımların uygulanması, hatta devletlerin işbirliği yapmaları da zorunludur. Ama ne yazık ki kirletme hızımız atmosferin kendini temizleme hızından hayli fazla olduğundan çevre kontrol sorumluluğunun toplum tarafından sahiplenilmesi, herkesin kendi çapında katkı koyması artık zorunlu hale gelmiştir.
Proses Otomasyonu derginiz bu konuda inisiyatif almaya devam edecektir.