KROHNE Duisburg Fabrikası`na da bu önyargı ile gittim. Gittiğim en büyük kapalı alanı olan tesisti; 40.000 metrekareden fazla. Ama bu önemli değil.
İçeride bir endüstri müzesi var; eski cihazlar kronolojik olarak sıralanmış, teknolojik gelişimi gözler önüne seriyorlar. Bu da çok önemli değil.
Akışmetrenin içindeki parçanın konik şekli kolay verilmiyor, uzmanlık çok önemli uzun yıllar gerektiriyor. Bu bir know-how. Önemsiz diyemeyiz ama fazla da önemli değil.
İç lojistik sistemi sade ve güvenilir; doğru girdi doğru zamanda doğru miktarda doğru yerde bulunduruluyor. Eh bu birazcık önemli.
Fabrika her şeyi kendi içinde yapıyor, outsourcing yok, çok sayıda değişik işlemler yapan atölyeler var; entegre bir yapı ve fabrika içinde fabrikalar durumu. Bu yapıyı yönetmek önemlice.
Fabrikada kalibrasyon istasyonları var, kendileri yapmış. Ürünlerin doğru ölçüm yapması ve doğru göstermesi için gerekenleri yapıyorlar. Bu işi biliyorlar. Olması gereken bu diyeceğimiz bir konu bu da.
Elektronik departman içinde atmosferik koşulları simüle eden odaları var. Olmasaydı önemli eksiklik derdim.
Yöneticiler de çalışanlar da ürünleriyle gurur duyuyorlar, her çalışan fabrikayı yuvası gibi görüyor. Buna önemsiz demek haksızlık olur!
Fabrikanın yanı üç katlı ofis binası. Her katın tüm koridorları inanılmaz değerli tablolarla dolu. Her yer sanat eseri. Sigorta değeri altı sıfırlı rakam. Heykellerden söz etmiyorum bile.
Duisburg’a fabrika ziyaretine gittiğimi zannediyordum, kocaman bir art galeriye gitmişim meğerse. Keşke önemini gitmeden anlayabilseymişim…