Dünyamız binlerce yıl önce bronz çağından demir çağına geçiş yapmış. Bu aşama her yerde aynı zamanda değil, farklı coğrafyalarda farklı zamanlarda gerçekleşmiş. Ancak ne zaman ve nerede olursa olsun demirin kullanılmaya başlandığı her toplumda günlük hayat büyük çaplı dönüşüme uğramış. Tarımdan savaşlara, günlük yaşamı kolaylaştıran aletlere kadar pek çok şey bambaşka havaya bürünmüş.
Demiri kullanmaya ilk başlayanlar güneybatı Asya’daki topluluklar. Bunlar milattan 1500 yıl önce gümüşi-siyah renkli kayaları; cevheri bulmuşlar. Metalin nasıl elde edildiği açık değil, tahminler ateş yakılan bir yerde ortaya çıktığı yönünde. Demirin Avrupa’ya kadar gelmesi beş yüzyıl almış. Bu sürede demir Yunanistan, İtalya, orta Avrupa ülkeleri ve İngiltere adalarına kadar giden bir yolu izlemiş. Bütün bu ülkeler arasında demiri kullanmayı ilk olarak İskoç’lar becermiş. Demir teknolojisine hakim olmaları pek çok savaşı kazanmalarını sağlamış. Teknoloji her zaman güçtür!
* * *
O dönemlerde ortalama insan ömrü 45 yıl dolayında olduğundan ustalık fazla gelişememiş ve yayılmamış. Ancak orak ve pulluk demirden yapılabilmiş. Böylelikle daha sert topraklar sürülebilmiş, daha sert gövdeli ekinler denenebilmiş. İşler de daha kısa süreler içinde tamamlanabildiğinden diğer faaliyetlere de zaman kalmış. Örneğin tuz yapmak, giysi dikmek, mücevher üretmek için demirin tarımda sağladığı verimlilik ve açığa çıkardığı zaman kullanılmış.
Aslında demir çağından 20. yüzyılın başına kadar demirden araçların yapımı çok az değişikliğe uğramış. Endüstri devrimi de demir ile hayat bulmuş, buhar, tekstil makinaları, arabalar demir sayesinde yaratılmış. Ama kullanım yaygınlaşıp derinleştikçe demirin demir gibi olmadığı ortaya çıkmış. Demirin yeterli dayanıklılıkta bir malzeme olmadığı görülmüş. Örneğin demir kullanarak demir yolu (!) yapmanın olanaksızlığı, yorulma özelliği olan demirden tekerlek yapmanın işe yaramadığı görülmüş. Bunun üzerine daha iyi bir malzeme; çelik geliştirilmiş. Çeliğin ilk üretimi 1760 yılında bir İngiliz saat ustası tarafından gerçekleştirilmiş. Ondan sora Bessemer, Siemens, Le Chatelier gibi mucitler çok çeşitli yöntemler geliştirmişler. 1865 yılında ise Martin bugün de kullanmakta olduğumuz yöntemi yaratmış.
* * *
Ülkemizde soyadı kanunu 21 Haziran 1934 tarihinde yürürlüğe girmiş. İsim istatistikleri sitesinde ülkemizde demir soyadı olan kişi sayısı 973.133 iken çelik soyadı taşıyanların onlardan daha az, 841.971 kişi olduğu görülmekte.
Çeliğin icadından soyadı kanunun çıkmasına kadar yaklaşık 175 yıl geçmiş olduğu halde çoğunluğumuzun tercihinin demirden yana yapılmış olduğunu görmek endüstri çağını ıskalamış olmamızın bir kanıtı olsa gerektir.